Aslında bayram bir gayretin ve ümidin sonucudur. Sevinçtir bayram ama her sevinç değil. Bir planın, projenin ve de hedefin ete kemiğe bürünmesi, görünür olmasıdır bayram. Ama bayram salt sevincin, eğlencenin hiçbir düşünce ve çalışma ortaya koymaksızın atıl bir şekilde geçirilen günler değildir.

Bu günler düşünen insana sevdalı bir Müslümana gözlem, tefekkür ve eylem planları sunar. İman etmenin sorumluluk olduğunun farkında olan bir Müslüman; Allah ve çevre ilişkilerinin değerlendirilmesi fırsatını yeniden yakalar.

Oturduğu bina, bulunduğu mahalle, yaşadığı kent, varlığı ile güven bulduğu ülkesi ve uzak ya da yakın Müslümanların yaşadığı bölgelerle ilgili; ahlaki, ekonomik ve sosyolojik anlam haritalarını çıkarıp yeni okumalar sağlayabilir/sağlamalıdır bayramlar.

Bu okumalar her yaştan, her meşrepten, her meslekten kadın ve erkek müminin görevi olmalıdır. Yalnızca akademisyenlerin, ilahiyatçıların, Diyanetin veya yazar / çizerlerin değil; iman etmenin sorumluluğu/görevi yüklenmek olduğunu kabul eden herkesin.  Çünkü inandığını söyleyen kadın ve erkeklerin, genç ve yaşlıların bulundukları her alanda yapacakları bir şeyleri vardır; İbrahim (as) gibi, Selahattin Eyyubi gibi, Aliya İzzet Begoviç gibi… Güneş henüz batıdan doğmadı. Evet, Allah vardır imkân da var…

Kurban bayramının Ramazan bayramından bir farklı yönü daha var. Ramazan bayramı yerel ve bölgesel anlamda kutlanırken/idrak edilirken/değerlendirilirken; Kurban bayramı Hacc vesilesiyle küresel anlamda idrak edilmektedir. Yeryüzün her bölgesinden gelerek müşrik güçlerin, emperyalist egemenlerin çizdiği ülke sınırlarını aşarak, resmi ideolojilerin ırkçı söylemlerini hiçe sayıp; büyüklüğe özenen kibirli küçükleri yok sayarak; yalnızca Allahu Ekber (Allah Büyüktür) ifadesi yani Hacc küresel kıyamın ve intifadanın ekseni olabilir. Kurban bayramının gözden kaçırılmaması gereken en önemli yönlerinden birisi; küresel buluşma. Çünkü Kur’an Hacc ibadetini/eylemini Kıyam olarak da adlandırmaktadır.

Ayrıca sivil toplum örgütlerinin kurban faaliyetleri için kıtalar dolaşması ümmet bilincin yaygınlaşması ve ayağa kaldırılması noktasında; sosyolojik okumaları beraberinde getirmektedir. Ancak bu faaliyetlerin geleceğin inşasına yönelik olabilmesi için gözlem/okuma seviyesi yüksek insanlara ihtiyaç vardır. Hatıra fotoğrafı çektirip dönenlere değil.

Öyleyse bayramlar; şeker tatmanın ve et yemenin, seküler ifade ile sayfiye alanlarda tatil keyfi sürmenin adı değildir. Bayramlar yerel ve küresel anlamda; düşünce, tefekkür ve eylem (Salih amel) üretmenin adıdır.

Aslında bayram bir gayretin ve ümidin sonucudur. Bir başka ifadeyle gelecektir bayram. Ancak tüm gelecekler; plan ve projeler üzerine inşa edilir.