Yıl 1975…
ABD Türkiye’ye silah ambargosunu kabul etmiş, ardından Kıbrıs’ta Türk Federe Devleti ilan edilmişti.
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler gerilmeye devam ediyordu.
Türk Silahlı Kuvvetleri İncirlik dışındaki ABD üslerine el koyarak Türk bayrağı çekme kararı aldığını tüm dünyaya duyurdu. Bu, o güne kadara ABD’ye karşı atılmış en ciddi adımdı.
Türkiye ABD’ye karşı elindeki kozlarını masaya sürmekten çekinmiyordu.
İşte o yıl Lübnan’da çarpıcı bir gelişme yaşandı…
Kudüs Ermeni Patrikliği…
Ermeni Resuli Kilisesi’nin en önemli 4 patrikhanesinden biri.
1915 olayları ve sonrasında yaşanan olaylar nedeniyle çok sayıda Ermeni, Anadolu’dan Kudüs Ermeni Patrikliği’nin bulunduğu topraklara göç etmek zorunda kalmıştı.
Bu göçler Lübnan ve çevresinde önemli bir Ermeni diasporası oluşturdu.
Kısa adı ASALA olan (Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia) "Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu, ABD ve Türkiye ilişkilerinin kopma noktasına geldiği 1975 yılında Lübnan’da kuruldu.
Marksizmi kendisine rehber alan ASALA, Agop Agopyan takma adını kullanan, Harutyun Tokaşyan tarafından kuruldu. Altı ya da yedi kişilik kurucular arasında Hagopyan’la birlikte Kevork Acemyan ve Agop Tarakçıyan da vardı.
ASALA aynı zamanda etnik terörün ilk temsilcisi olacaktı.
Örgüt 1981 yılında hedeflerini dünya kamuoyuna deklare etti.
Nihai hedef sosyalist, demokratik ve devrimci bir hükümetin önderliğinde birleşerek büyük Ermenistan’ı kurmaktı. Fakat o devletin sınırlarının nerde başlayıp nerede bittiğini ASALA dahil kimse bilmiyordu.
ETNİK TERÖRÜN İLK TEMSİLCİSİ OLDU
ASALA ilk eylemini Viyana’da gerçekleştirdi. Türkiye'nin Viyana büyükelçisi Hüseyin Danış Tunalıgil büyükelçilik binasında öldürüldü. Hemen akabinde Türkiye'nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez' ve şoförü de ASALA tarafından katledildi.
Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik gerginliğin tavan yaptığı yıllarda ASALA’nın kurulup, kısa sürede bu kadar sansasyonel eylemler yapabilecek kapasiteye erişmesi tesadüf değildi.
ASALA kendisini Marksist bir örgüt olarak lanse edip S.S.C.B’ye ve sosyalist ülkelere yakınmış gibi göstermeye çalışsa da, örgüt Amerika ve Fransa'da yaşayan zengin Ermeniler tarafından finansal edildi.
Örgütün adı bile tüm dünyada, Ermenice Rusça değil, İngilizce telafuz ediliyordu.
Avrupa’nın diğer ülkelerinden de destek alan örgütün ekonomik gücü kısa sürede çok büyüdü. Maddi kazanımları nedeniyle etki alanı genişleyen ASALA, zamanla paravan örgütlere ayrıldı.
ASALA’ya bağlı olan paravan örgütlerden en bilinenleri 24 Eylül İntihar Komando Timi, Agop Tarakcıyan Komando Tipi, Ermeni Adalet Komitesi, Siyah 24 Nisan Komando Timi, Avrupa'daki 21 Komando Grubu, Ermenistan Gizli Ordusu, Kıbrıs Ermeni Rum Teşkilatı, 28 Mayıs Ermeni Milli Komitesi, Kızıl Ermeni Ordusu, Dünya Cezalandırma Teşkilatıydı.
ASALA’nın kuruluşundan itibaren hızla eylem pratiğine yönelmesi örgütü bir andan tüm dünyanın gündemine soktu.
1979 yılında Paris'te düzenlenen Ermeni Konferansı ile birlikte dünya genelindeki diğer Ermenilerle iletişime geçen örgü, insan kaynağını da çeşitlendirdi.
ASALA’ya ekonomik ve siyasi desteğin yanında askeri ve istihbari destek de veriliyordu. Örgüt gizli servislerin Türkiye’ye karşı kullandığı bir aparattı.
ASALA mevcut yıllarda Türkiye’yi cezalandırmak için ABD ve Avrupa tarafından himaye ediliyordu.
1980 yılında Türkiye’de yapılan askeri darbe sonrası yurt dışına kaçan sol çevrelerde ASALA’ya ilgi gösteriyordu.
ASALA 1983 yılında Türk Hava Yolları’nın Paris Orly Havalimanı’nda bulunan bürosuna saldırmış fakat eylem amacından sapmıştı.
Saldırıda sadece Türkler değil, başka ülkelerden de insanlar hayatını kaybetmişti.
Bu durum ASALA’da ayrılıklara neden oldu.
Bu ayrılığın sebebi ASALA’yı himaye eden ülkelerin, yaşanan saldırıdan sonra desteklerini çekecekleri endişesiydi.
ASALAnın yöneticileri Avrupa’dan aldıkları desteğin sona ermesinden korkmuştu. Daha sonra bu endişenin yersiz olduğu anlaşıldı.
ERMENİ CEMATİNİ SIKINTIYA SOKTU
ASALA sadece yurt dışında görev yapan Türk bürokrat ve çalışanlarını hedef almadı.
Türkiye‘de de terörist eylemlerde bulundu.
Sirkeci Garı’nda ve İstanbul Yeşilköy Havaalanı’nda gerçekleşen saldırılarda 4 kişi hayatını kaybetti. Ankara Esenboğa Havaalanı'na yapılan bombalı saldırıda da 9 kişi öldü çok sayıda kişi yaralandı.
Türkiye Ermeni cemaati örgütün eylemlerinden son derece rahatsızdı.
Ankara Esenboğa’daki saldırının ardından, bu rahatsızlık büyük bir protestoya neden oldu.
Artin Penik isimli ermeni vatandaşı Taksim’de üzerine benzin dökerek kendini yaktı. Bu ASALA’ya karşı yapılmış en güçlü protestolardan biriydi.
Penik ölümünden sonra okunması yazdığı son mektupta, Avrupa’nın ASALA’ya verdiği desteği ifşa ediyordu.
Dönemin Türkiye Ermenileri Patriği Şınohrk Kalutsyan’da bu saldırılardan ötürü baskı altındaydı.
Kendisine saldırıları sormak için gelen gazetecilere, kimliğini çıkartarak “Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve din adamıyım, ülkede ve dünyada bütün cinayetleri, katliamları kınarım,” diyerek tepkisini dile getirmişti.
İstanbul’da Ermenice yayın yapan gazetelerde, sütunlarında bu saldırılara yer sıkça yer veriyorlar ve kınıyorlardı. 1:BÖLÜM SONU





