Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Sivas il teşkilatı tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Meseleleri ve Çözüm Yolları” programında konuştu. Türkiye’nin meselelerinin yalnızca iç politik gelişmeler üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Arıkan, küresel sistemde yaşanan dönüşümün Türkiye açısından tarihi bir fırsat sunduğunu söyledi. Arıkan, Gazze başta olmak üzere İslam coğrafyasındaki gelişmelere ilişkin eleştirilerinin yanı sıra ekonomi, adalet ve kalkınma politikalarına yönelik partisinin yaklaşımını anlattı.
“TÜRKİYE’NİN MESELELERİNİ ANLAMAK İÇİN DÜNYAYI DOĞRU OKUMALIYIZ!”
Türkiye’nin ekonomik ve siyasi bağımlılık ilişkilerinin biçim değiştirerek devam ettiğini söyleyen Arıkan, “Türkiye'nin meselelerini doğru anlamak istiyorsak, önce içinde yaşadığımız dünyayı doğru okumak zorundayız. Ekonomiden dış politikaya, üretimden teknolojiye, kültürden toplumsal hayata kadar Türkiye, küresel sistemin kurduğu baskı ve bağımlılık ilişkileri karşısında direnemiyor ve direkt etkileniyor” dedi. Finans sisteminden teknoloji tekellerine, enerjiden savunma sanayisine ve dijital platformlara kadar yeni bağımlılık alanlarının ortaya çıktığını kaydeden Arıkan, “İsimler değişti, kurumlar değişti, araçlar değişti; ama bağımlılık ilişkisi hâlâ ortadan kalkmadı. O yüzden Türkiye'nin meselelerini de doğru teşhis etmek için dünyada olup bitenleri iyi analiz etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“YENİ DÜNYA DÜZENİ DEDİKLERİ KAN VE GÖZYAŞI DÜZENİ OLDU!”
Dünyanın birçok bölgesinde savaş ve çatışmaların devam ettiğini belirten Arıkan, uluslararası sistemin barış ve insan hakları söylemlerine rağmen ortaya çıkan tablonun bunun tam tersini gösterdiğini söyledi. Arıkan, “20. yüzyıl, iki büyük dünya savaşına tanıklık etti. Büyük felaketlerin ardından kurulan uluslararası düzen, yani ‘Yeni Dünya Düzeni’, insanlığa ‘barışı ve insan haklarını’ vaat etti. Ama bugün görüyoruz ki; barış sadece kâğıtlarda kaldı, gerçek dünyada yerini kana ve gözyaşına bıraktı” diye konuştu. Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve Gazze örneklerini veren Arıkan, uluslararası toplumun sivilleri koruma iddiasının uygulamada karşılık bulmadığını söyledi. Arıkan, “Ne insan hakları savunucuları, ne uluslararası kuruluşlar, ne yayınlanan bildiriler, ne alınan kararlar; Irak'ta Iraklıyı koruyabildi! Suriye'de Suriyeliyi, Afganistan'da Afgan'ı, Arakan'da Arakanlıyı, Gazze'de Gazzeliyi koruyamadı. Dünya, mazlumun kimliğini değiştirdi; ama mazlumun kaderini değiştiremedi” ifadelerini kullandı.
“GAZZELİ ÇOCUĞUMUZUN HAKKI NEREDE?”
Gazze’de yaşananlara ilişkin değerlendirmelerinde insan hakları söyleminin ülkeler ve toplumlar arasında farklı uygulandığını dile getiren Arıkan, “Batılıların bugün sürekli ağzında olan insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, acaba bizim medeniyetimizin inşa ettiği hak anlayışıyla aynı mı?” diye sordu. Arıkan, farklı coğrafyalardan çocuk ve anneler üzerinden örnekler vererek, “Suriyeli insanların hakkı nerede? Bu Gazzeli çocuğumuzun hakkı nerede?” ifadelerini kullandı.

“BATI ‘GÜCÜ’ HAK SEBEBİ OLARAK GÖRÜR!”
Dünyadaki çatışmaların temelinde güç merkezli bir anlayışın bulunduğunu kaydeden Arıkan, Batı’nın rekabeti, İslam medeniyetinin ise fazileti esas aldığını söyledi. Arıkan, “Batı materyalisttir, Doğu maneviyatçıdır. Materyalizm, Darwinist felsefenin bir sonucudur. Bu yüzden Batı temelinde ‘gücü’ hak sebebi olarak görür” dedi. Batıl anlayışın kuvvet, menfaat, çoğunluk ve imtiyaz üzerinden şekillendiğini öne süren Arıkan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin veto yetkilerine de dikkat çekti. Arıkan, “Unutmayalım: Firavunlar da ‘Biz imtiyazlıyız’ diyorlardı. Romalılar da ‘Biz Romalıyız, siz köle olacaksınız’ diyorlardı” ifadelerini kullandı.
“DÜNYADA HAKK’IN SAVUNULMASI İÇİN HÂLÂ UMUT VAR!”
Mevcut küresel tablonun karamsar görünmesine rağmen hak ve adalet mücadelesi açısından umudun bulunduğunu belirten Arıkan, İslam’ın gerçek hak anlayışını temsil ettiğini söyledi. Arıkan, “Fakat dünyada Hakk'ın savunulması için hâlâ umut var. Dünyadaki tüm mazlum halklar için, mazlum İslam coğrafyası için, özellikle ülkemiz için müjdeler de vardır” dedi.
“DÜNYA YENİDEN KURULURKEN, TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE TARİHİ BİR FIRSAT BULUNUYOR!”
Dünyanın tek kutuplu yapıdan çok kutuplu bir düzene doğru ilerlediğini belirten Arıkan, bu dönüşümün Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Arıkan, “ABD ve Çin'in dışında Hindistan, İran, Rusya, Türkiye, Güney Afrika, Brezilya gibi ülkeler doğru işler yaparlarsa aktör konumuna yükselebilirler. İşte biz bu gelişmeleri bütün insanlığın saadeti için Adil Yeni Bir Dünya'nın başlangıcı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Türkiye’nin ABD ile Çin arasında taraf seçmek zorunda olan, Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir ülke olmaması gerektiğini vurgulayan Arıkan, “Dünya yeniden kurulurken, Türkiye'nin önünde de tarihi bir fırsat bulunuyor. Biz Türkiye'ye; ABD ile Çin arasında taraf seçmek zorunda olan, Doğu ile Batı arasında sıkışmış, başkalarının kurduğu masalarda kendisine yer arayan sıradan bir ülke olmamalıyız” ifadelerini kullandı.
“AK PARTİ’NİN EKONOMİ ÜÇGENİ: ENFLASYON, FAİZ, VERGİ!”
Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin ekonomi olduğunu belirten Arıkan, iktidarın ekonomi politikalarını “enflasyon, faiz ve vergi” üzerinden eleştirdi. Arıkan, “Bugün AK Parti'nin kurduğu ekonomik düzenin çok basit bir matematiği var. Biz buna ‘AK Parti'nin Ekonomi Üçgeni’ adını verdik. Bir köşesinde enflasyon, bir köşesinde faiz, bir köşesinde vergi var. Peki üçgenin tam ortasında kim var? Millet var” dedi. Faiz ödemelerinin büyüklüğüne dikkat çeken Arıkan, “Faize, yılda 3 trilyon ödeyen bir ülke kalkınabilir mi? Çok kutuplu dünyada, bir adalet kutbu olabilir mi? Elbette olamaz” ifadelerini kullandı. Vergi yükünü de eleştiren Arıkan, “Araba alırken 2 araba devlete alınıyor, cep telefonuna 4 ayrı vergi veriliyor, mutfak tüpüne ÖTV ödeniyor, tuvalet kâğıdına yüzde 20 KDV ödeniyor, maaşı daha eline geçmeden vergisi kesiliyor” dedi.

“TÜRKİYE’DE YİNE HEPİMİZİN HİSSETTİĞİ BİR ADALET KRİZİ YAŞANIYOR!”
Türkiye’de ekonomik sorunların yanı sıra adalet alanında da kriz yaşandığını ifade eden Arıkan, son dönemdeki operasyonlar üzerinden iktidara eleştiriler yöneltti. Hukukun üstünlüğünün herkes için eşit şekilde uygulanması gerektiğini ifade eden Arıkan şunları kaydetti: “Elbette bu ülkenin kanunları işlemeli. Elbette her türlü yapı, her türlü yolsuzluk iddiası, her türlü kurum veya kişi yargı önünde eğer varsa bir suçu hukuk önünde hesap vermeli. Hukukun üstünlüğüne ve adalete inanan kimsenin buna itirazı olamaz. Ancak halkın vicdanını kanatan, adalete olan inancı sarsan yakıcı bir soru var: Neden bu operasyonlar sadece iktidara muhalif olanların kapısını çalıyor? Operasyon dediğiniz şey; iktidarın rakiplerine çevirdiği bir projektör değil, suç neredeyse orayı aydınlatan bir adalet ışığı olmak zorundadır.”
“MİLLETİN CÜZDANINDAKİ TERÖR NE ZAMAN BİTECEK?”
“Terörsüz Türkiye” süreci üzerinden ekonomik sorunlara dikkat çeken Arıkan, güvenlik alanında terörle mücadelenin yanı sıra vatandaşın ekonomik yükünün de hafifletilmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, “Şimdi iktidar mensupları diyorlar ki, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ulaştık. Çerçeve yasa Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir mutabakatla geçti. Eyvallah, tamam. Peki ben şimdi soruyorum: Milletin cüzdanındaki terör ne zaman bitecek?” diye sordu. Enflasyon ve faiz politikalarını eleştiren Arıkan, “Peki bu enflasyon terörü ne zaman bitecek? Bu faiz terörü ne zaman bitecek? Şehirlerimizi depreme dayanıklı hâle getirmesi beklenen kentsel dönüşümdeki bu rant terörü ne zaman bitecek? En önemlisini söylüyorum: Bu muhalife cefa, yandaşa sefa düzeni ne zaman bitecek?” ifadelerini kullandı.
“HUKUK DEVLETİNİ YENİDEN EGEMEN YAPACAĞIZ!”
Saadet Partisi’nin iktidara gelmesi hâlinde hayata geçireceği düzenlemeleri de anlatan Arıkan, ilk adımın adalet ve hukuk alanında atılacağını söyledi. Arıkan, “İlk önce, devleti yeniden ‘milletin devleti’ hâline getireceğiz! Kurumu kişiye, hukuku keyfe, yönetimi talimata teslim etmeyeceğiz! Hukuk devletini yeniden inşa edeceğiz. Ülke kararnamelerle değil, yasalarla yönetilecek” dedi. Kamu ihalelerinin denetleneceğini ve yolsuzlukla mücadele için bakanlık kurulacağını belirten Arıkan, “Görev alan herkes şunu bilecek: ‘Bu makamlar ganimet değil, emanettir.’ Amacımız intikam almak, insanları fişlemek, sicil-i sabık yapmak değil. Amacımız; raydan çıkarılan devleti tekrar rayına oturtmak” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE KALKINMA PLANIMIZ HAZIR!”
Konuşmasında Saadet Partisi’nin “Türkiye Kalkınma Planı”nı açıklayan Arıkan, Türkiye’nin üretim altyapısını baştan sona yeniden güçlendireceklerini söyledi. Arıkan, “Türkiye Kalkınma Planımız kapsamında, ülkemizin üretim altyapısını baştan sona yeniden inşa edecek tam 41 Master Proje hazırladık” dedi. Enerji bağımsızlığı için toryum reaktörleri kuracaklarını belirten Arıkan, finansman için de “Millî Faizsiz Kalkınma Bankası” kuracaklarını açıkladı.
“2 BUÇUK MİLYON İNSANIMIZA İSTİHDAM SAĞLAYACAĞIZ!”
Kalkınma planının hedeflerini de açıklayan Arıkan, projelerin bölgesel istihdam ve ekonomik katkılarının hesaplandığını belirtti. Arıkan, “Biz Türkiye Kalkınma Planımızla birlikte; Türkiye'de 2,5 milyon insanımıza istihdam sağlayacağız. Yani benim genç kardeşlerim, artık doğdukları yerde doyacak, memleketlerinde huzur içinde yaşayacak” dedi. Planla gayrisafi millî hasılada 528 milyar dolarlık gelir artışı hedeflediklerini belirten Arıkan, “Dış ticaret açığı veren değil, ihracat fazlası veren bir ülke hâline geleceğiz” ifadelerini kullandı. Arıkan, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını güçlendiren, üretime dayalı ve adalet merkezli bir kalkınma modeline kavuşması için çalışacaklarını söyledi.



