Suriye tarafında IŞİD terör örgütü kontrolündeki bölgeden açılan ateş sonucu ne yazık ki bir askerimiz şehit oldu. Ayrıca, yine basında yer alan haberlere göre bir asker de kayıp. Bu son eylem elbette bir sürpriz değil. IŞİDin Türkiyeyi hedef aldığı ve süreç içerisinde eylemlerini arttırabileceği olasılığı uzun zamandır konuşuluyor. Konuşulmayan şey, IŞİDin bu saldırılarını Ortadoğu-Afrikadan Türk dünyasına doğru yoğunlaştıracağı hususu...

IŞİDin bölgedeki son saldırılarına bakıldığında Türkiyeden başlamak üzere, içinde Suriye-Irak-Afganistan Türklerinin bulunduğu geniş bir alanı hedef aldığı görülüyor. Bölge adeta Türklerden temizlenmeye çalışılıyor. Irak ve Afganistandaki demografik oyuna bakıldığında bundan en fazla Türklerin ve haliyle Türkiyenin çıkarlarının etkilendiği görülüyor. Şu an için İran Türklerine yönelik herhangi bir ciddi hareketlilik söz konusu değil.

Bir diğer husus ise, IŞİDin bu faaliyetlerinin Türk dış politikası üzerinde yol açtığı doğrudan ya da dolaylı bir takım gelişmelerdir. Türkiye, IŞİD tehdidi altında olmasına rağmen, ilginç bir şekilde yürütülen bir takım kampanyaların hedefi olmaya devam ediyor. Bizler biliyoruz ki, asıl hedef Türkiyenin Türk-İslam dünyasında sahip olduğu pozisyon ve tarihsel misyonudur. Türkiye ile ilgili bu güçlü algı yıkılmaya çalışılmaktadır.

Hedef, Ankara-Taşkent Hattı mı

Geçen yazımızda da değindik, Türkiye ve Özbekistanın eş zamanlı olarak IŞİD ve benzeri radikal terör örgütleri tarafından hedef alınmış olması oldukça manidar diye. Çünkü her iki ülkede Sünni İslam dünyasının önemli merkez ülkesi durumunda. Biri doğuda, diğeri ise batıda köprübaşı ve her ikisi de ortak manevi dinamiklere sahip. Daha da önemlisi, IŞİDin ve temsil ettiği Vahabi-Selefi akımların önündeki en önemli iki engel.

Bu akımlara karşı panzehir durumunda olan bu iki ülke arasındaki hattın Sovyet sonrası dönemde yeniden canlanması, Türk-İslam dünyası üzerinde projeleri olan ülkelerin hiç de arzu etmediği bir gelişme olmuştur. Türkiye ve Özbekistanın sahip olduğu jeopolitik-stratejik konum, tarihsel arka planları ve deneyimleri bu iki ülkeyi birer hedef haline getirmektedir. Bundan dolayı son 24 yıl içerisinde iki ülkeye yönelik bir takım kirli operasyonlar yürütülmektedir.

Son operasyonun adı ise, IŞİD içerisinde etkin faaliyetlerde bulunan "Türkistanlı Cihatçılar"dır.

Bu cihatçılar üzerinden bölge yeni bir istikrarsızlığa, mevcut ilişkiler krize sokulmaya çalışılmaktadır. Son dönemde Türkiye-Özbekistan arasındaki derin dostluk ve sarsılmaz kardeşliğin IŞİD-Türkistanlı Cihatçılar üzerinden hedef alındığı bir takım oyunlar dikkati çekmektedir.

Oyunu güçlü kardeşlik bağları ile bozmak!

Bu bağlamda, uyanık olmak ve söz konusu sinsi plana karşı daha güçlü bir işbirliğiyle cevap vermek kaçınılmaz olmuştur. Türkiye ve Özbekistanın bunun için aralarındaki karşılıklı anlayışı, işbirliği ve güveni kuvvetlendirici adımlar atması gerekmektedir.

Mevcut konjonktür bir tehdit olduğu kadar, değerlendirilmesi gereken bir fırsat olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Türkiyenin yakın çevresinde IŞİD ve PKK terör örgütlerine karşı başlattığı mücadele ve süreçte edindiği deneyim, hiç kuşkusuz Özbekistan açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Bunun dışında Türkiyenin Afganistanda, özellikle de bu ülkenin kuzeyindeki varlığı ve Dostum faktörü, başta Özbekistan olmak üzere Orta Asya devletleri açısından önemli bir güvence ve güvenli tampon bölge anlamına gelmektedir.

Bir gönül köprüsü olarak TİKA...

Türkiyenin bölgedeki yumuşak gücünün de süreçte önemi her geçen gün artmaktadır. Bu yapıların başında da hiç kuşkusuz TİKA gelmektedir. TİKA her ne kadar ülkemizde çok bilinmese de bu bölgelerde 90lı yılların başından itibaren yaptığı faaliyetlerle hep bir kardeş eli olmuştur.

TİKAnın Özbekistandaki faaliyetleri, iki ülke ilişkilerinin geleceği kadar, bölgenin geleceği açısından da büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü güçlü Özbekistan, istikrarlı-güvenli bir Orta Asya demektir. Bu doğrultuda, Özbekistanın istikrarı ve alt yapısının güçlenmesinde bu ülkeye yönelik TİKA Taşkent Ofisi tarafından sadece 2015 yılı ilk yarısında tamamlanan proje sayısı 20 olup, toplam maliyeti 835.286 ABD Doları’dır. Projeler sağlık hizmetlerinden eğitim-kültür hizmetlerine ve tarımcılığa kadar geniş bir yelpazeyi içinde barındırmaktadır.

Bu vesileyle, TİKA Ülke Koordinatörü ve aynı zamanda çok değerli bir akademisyen olan Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprakı ve ekibini çalışmalarından, Türkiye-Özbekistan ilişkilerine çok boyutlu, fedakârane katkılarından dolayı kutlamak istiyorum.