Kaos ortamının Türkiye yi yangın yerine çevirdiği

yıllardır. Aynı cadde üzerinde bulunan mahalleler bile sağcı-solcu diye

ayrılmış, belinde silah taşıyan herkes, kendi kanununu kendi yapar hale

gelmişti. Ajans dinlemek için o günlerde radyolarımızın başına geçer ve

Anadolu nun her yerinden bölük bölük insanların birbirlerini kırdığı

katliamların haberleriyle yüreklerimize yangınlar düşerdi.

Bilerek, isteyerek, arzulayarak 1980 darbesine giden

süreci özetleyen üç kelime budur aslında. Militarizmin tetikte beklediği

darbenin geleceğini, o günün siyasetteki sağ ve sol figüranları da çok iyi

biliyordu. Demirel ve Ecevit ekseninde kurgulanan siyaset ortamında, iplerin

gerilmesi, insanların birbirlerine diş bileyerek daha çok katliam yapması için

emperyal güçler ile birlikte içeriden de özellikle sosyal boyut sürekli

karıştırılıyordu. Yaşanan tam anlamıyla bir orta oyunuydu

Ve perde 12 Eylül sabahı iniverince, memleketin her

tarafında yaşanan katliamlar, olaylar ve suikastlar birdenbire sona erdi. 1980

darbesi, planlı bir sürecin ürünüydü Ama ardından gelen militarist yönetim,

Türkiye nin 50 yılının heba olmasına yol açtı. Siyasi yasaklar, demokrasinin

askıya alınması ve kimin elinden, hangi amaçla çıktığı belli olmayan 1982

Anayasası.

Ne yazıktır ki, Türkiye ye çağ atlattığını iddia eden

nice hükümet gelmiş geçmiş olmasına rağmen, bu Anayasa yı hiç kimse kökünden

değiştirme iradesini gösteremedi. Kırmızıçizgiler, yeşil çizgiler, mor

çizgiler Herkesin kafasının arkasında duran niyetler Olmadı, oldurulamadı.

Yıl 2016, yeni bir Meclis dönemine geçmişiz ve hâlâ bu Anayasa yı ortadan

kaldıracak çalışmayı yapabilmek için oturacağımız masayı bile kuramıyoruz.

Masada kimin nasıl oturacağını, hangi sandalyeye oturacağını, masanın üzerine

getirilmesi gereken şeylerin ne olacağını bile bir türlü birbirimize

anlatamıyoruz. Birileri diyor ki, Başkanlık sistemi Öbürü diyor ki, Öz

yönetim, özerklik Bir diğeri diyor ki, Demokratik parlamenter sistem

Kısacası, Anayasa yapmaya niyetli olanlar, anayasanın

ruhuna, anayasanın özüne, anayasanın bütünsel kimliğine yönelik tartışmaları

ateşleyeceklerine, hâlâ kendi kafalarının arkasında gizlediklerini ön plana

çıkararak, bu memleketin enerjisini tüketmeye devam ediyorlar. Allah aşkına

Biz, 12 Eylül darbesinin faşizan unsurlarından tamamen temizlenmiş,

militarizmin hiçbir yönünün, hatta kırıntısının bile bulunmadığı, birilerinin

güç vehmederek insanlara zulmetmeyi hüner bilmesini sağlayıcı kudret bahşeden

yönünün kesinlikle olmadığı, içine birilerine makam uydurmak için bir

şeylerin giydirilmediği yepyeni bir Anayasa istiyoruz Demokrasinin

gelişmesine, özgürlüklerin tam donanımlarıyla kullanılmasına engel olan ve

buram buram militarizmin kirliliğinin koktuğu bu anayasanın en kısa zamanda

çöpe atılmasını istiyoruz. Bu anayasanın ruhu, Başkanlık sistemine geçip

geçmemeyle ilgili toplumsal mülahazalarla ilgili olmamalıdır. Bu anayasa,

Türkiye nin önünde en büyük engeldir

Türkiye ye çağ atlatmayı bırakın çağlar üstü bir yönetim

iradesi göstererek toplumsal barıştan bir milim sapmayan bir siyasi partiyi

bile bu anayasaya dayanarak kapatabilen karanlık ruhluların elindeki oyuncağın

alınması elzemdir, şarttır.

Lütfen, tartışmaları Anayasa nın yapım sürecinden

dışarıya saptırmayalım.

Demokratik parlamenter sistemde bile eline güç ve yetki

geçenlerin kendilerine farklı misyonlar biçerek sahte kahramanlar olmak için

her türlü entrikayı çevirebildikleri bu memlekette, Türk tipi bir başkanlık

sisteminin nasıl bir şey olacağını kesinlikle kestirmemiz güçtür. Lütfen, bize

kafanızın arkasındakileri yedirmeye çalışmayın Anayasa yı değiştirecekseniz,

değiştirin Önce şu işi bitirin, bu tartışmanın ne yeridir, ne de zamanıdır