Partiler seçim bildirgelerini açıkladıkça Türkiyenin ana sorununun teslimiyetçi kafalar olduğu açıkca ortaya çıkıyor. İçeriye dönük açıklamalarda haddi hesabı olmayan, bunun nasıl gerçekleştirileceği de açıklanmayan bir yığın vaad yapılırken sıra dışarıya gelince tam bir teslimiyetçilik ortaya çıkıyor.

ABD, AB, İsrail ülkeler ve IMF, Dünya Bankası uluslararası finans kuruluşları ile ilgili olarak CHP, MHP, AKP, DPnin açıklamaları birbirinin benzeri. Hatta aynısı dersek bile yanlış söylemiş olmayız.

Açıklamalar da ABD, AB ve İsraile karşı çıkılamaz, onlara rağmen politika geliştirilemez güçler olarak nitelendiriliyor ve açıkladıkları tavır da bunu gösteriyor. IMF ile Dünya Bankası da küresel dünyanın bir gerçeğidir ve bunlara karşı çıkmak mümkün değildir tezini ileri sürüyorlar. Bu durumu en açık şekilde ortaya koyan da CHPGenel Başkanı Deniz Baykal oldu. Diğerleri lafı biraz yuvarlayarak aynı şeyleri söylerken Baykal yuvarlamaya bile gerek duymadı.

Bu mantığı anlamak mümkün olabilir mi Ülkenin çıkarlarını koruyacak bir proje ortaya koymadan peşin peşin teslim olmayı öngören bir yaklaşıma politika denebilir mi ABD elbette güçlüdür, dünyanın jandarmalığına soyunmuştur. Dünyayı ve özellikle de Ortadoğuyu kendi arzusuna göre parçalamakta, yeniden şekillendirmeye çalışmakta, bunu yaparken de milyonlarca insan ölmekte, milyonlarcası yerlerinden yurtlarından göç etmek durumunda kalmaktadırlar. "Ne yapalım küresel dünyanın gerçeği bu. Karşı çıkmanın anlamı yok" derseniz zulme ve akan kana ortak olmaz mısınız Zulme rıza zulüm değil midir İnsan olarak bize düşen zulme karşı çıkmak  değil midir

Yeryüzündeki tüm ülkeler aynı şeyi düşenecek olursa zalimlere cesaret verilmiş, onlara hizmet edilmiş olunmaz mı Böyle bir yaklaşıma siyaset denebilir, böyle bir yaklaşımla milletin karşısına çıkılarak oy istenebilir mi Kısacası böyle bir yaklaşım sergileyenlere siyaset adamı denebilir, devlet yönetimi teslim edilebilir mi

Karşımızdakinin gücünü bilmek ve belirlemek elbette geriklidir. Gereklidir ki ona göre strateji belirlenebilsin. Bunun için "Ne yapalım başta ABD olmak üzere tüm dünyaya savaş mı ilan edelim " demek tam bir teslimiyetçi mantığın ürünüdür. Düşmanı düşman olarak belirlemek ille de savaş açmak anlamına gelmez. Ancak, düşman da bilmelidir ki, gerekirse kendisine karşı ciddi bir direniş ortaya çıkabilir. Halbuki, ülkemiz politikacılarının büyük bir bölümünün sergilediği tavır bırakın karşı politika geliştirmeyi, teslim olmayı öngörüyor. Böyle şahsiyetli dış politika olabilir, ülkenin bağımsızlığı sağlanabilir mi AKPiktidarı da 4.5 yıldan beri dış politikayı ABD ve ABye, ekonomiyi IMF ve Dünya Bankası na ayarlamış olduğu için bugün içinde bulunduğumuz sıkıntıyı yaşamıyor muyuz O zaman güya AKPye karşı olduklarını ileri sürenler de onun yaklaşım ve uygulamalarını seçim bildirgelerinde dile getiriyor ve millete vaad olarak sunuyorlarsa  ve medya da milleti yanlışlardan birini seçmeye zorlar bir yaklaşım sergiliyorsa yeryüzünde zalimler daha çok kan dökecek, zulümlerini daha artıracak demektir.

Şahsen bu ihtimali hiç düşünmek istemiyorum. Milletin bu oyunu görüp bozacağını ümid ediyorum. Kaldı ki,  yeryüzündeki mazlumların birlikte ayağa kalkması halinde zalimlerin saltanatı kesinlikle son bulacaktır. Onların gücü mazlumların sessizliğinden, bir takım siyasilerin hırs ve teslimiyetçi zihniyetlerinden kaynaklanıyor.