Berlin’de Bakanlar Kurulu, 2030 yılına kadar uzanan mali planın temel taşlarını yerine oturttu. Federal bütçenin omurgasını, toplam 543,3 milyar avroluk harcama ve 196,5 milyar avroluk yeni borçlanma oluşturuyor. Geçmişin aksine, bütçenin bu kez aslan payı savunma ve ihmal edilen altyapıya ayrıldı. Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre, harcamalar geçen yıla oranla yüzde 3,6 artış gösterirken, ordunun güçlendirilmesi ve demiryollarından dijitalleşmeye kadar uzanan yatırım hamlesi öncelik haline geldi.
Savunmada NATO Hedeflerinin Ötesine: %5 Vizyonu
Almanya, savunma doktrinini tamamen değiştiriyor. Ukrayna’ya verilen destekler ve özel fonlar dahil edildiğinde 2027’de savunma harcamaları 144,9 milyar avroya fırlayacak. Ancak bu sadece bir başlangıç; bütçe planına göre 2030’da savunma payı GSYH’nin yüzde 3,7’sine, 2035’te ise yüzde 5 gibi rekor bir seviyeye ulaşacak. Jeopolitik risklerin "politik bir zorunluluk" haline getirdiği bu artış, Almanya’nın Avrupa’nın askeri gücü olma yolundaki en somut adımı olarak görülüyor.
Yatırım Rekoru Geliyor Ama Sosyal Kemerler Sıkılıyor
Ülkenin kronikleşen yatırım açığını kapatmak için 118,5 milyar avroluk devasa bir paket hazırlandı. "Altyapı ve İklim Fonu" üzerinden ulaştırma, sağlık ve teknoloji alanında modernizasyon hedefleniyor. Ancak bu dev yatırımların finansmanı için hükümetin reçetesi sert oldu:
-
Sosyal Kesintiler: Emeklilik sistemi, sosyal yardımlar ve sağlık reformu üzerinden milyarlarca avroluk tasarruf yapılacak.
-
Ek Vergiler: Alkol ve tütün ürünlerine zam yolda; ayrıca kripto varlıklar da mercek altına alınarak vergilendirilecek.
-
Bakanlık Disiplini: Tüm bakanlıklara sıkı tasarruf hedefleri getirildi.
"Ekonomik Büyümeyi Güvence Altına Alıyoruz"
Maliye Bakanı Lars Klingbeil, bütçeyi "krizlere karşı dayanıklılık reformu" olarak tanımladı. Düzenlediği basın toplantısında istihdamı korumanın öncelikleri olduğunu vurgulayan Klingbeil, "Yatırım açığını kapatmak artık kaçınılmazdı. Bu bütçe, planlama güvenliği sağlayarak Almanya’yı daha güçlü kılacak" dedi. Ancak Bakan’ın bu iyimser tablosu iş dünyasında ve muhalefette karşılık bulmadı.
Eleştiri Oklarının Hedefinde: "Pamuk İpliğine Bağlı"
Taslağın onaylanmasıyla birlikte eleştiriler de gecikmedi. Sanayi ve Ticaret Odaları (DIHK), bütçenin ekonomik yenilenme için net bir yol haritası sunmadığını savunurken, Yeşiller Partisi bütçeyi "pamuk ipliğine bağlı bir risk" olarak nitelendirdi. Sosyal yardım kuruluşları ise özellikle dar gelirlilere yönelik kesintilerin toplumsal barışı tehdit edebileceği uyarısında bulundu.
Eylül ayında Federal Meclis’e (Bundestag) gelecek olan taslak için siyasi arenada çetin pazarlıkların yaşanması bekleniyor. Gözler şimdi, sosyal dengeler ile savunma öncelikleri arasındaki bu hassas teraziye çevrildi.



