Akdeniz Birliği macerası:

Avrupa Birliği nin kurucu ülkelerinden Almanya ve Fransanın liderleri, Akdeniz Birliği projesi üzerinde anlaştı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy nin, Türkiye nin Avrupa Birliği ne üye olmasını engellemek üzere ortaya attığı bu proje, ilk başta Fransız lider ile Almanya Başbakanı Angela Merkel in arasını açmıştı ama şu günlerde, Almanya ve Fransa nın liderleri, Akdeniz Birliği projesi üzerinde anlaşmış bulunuyorlar.

Fransa, Akdeniz Birliği ne sadece Akdenize sahili olan ülkelerin alınmasını savunmaktaydı. Almanya ise bu projeye tüm AB ülkelerinin dâhil edilmelerini talep etmekte ve liderliği Fransa ya kaptırmamaya çalışmaktaydı. Sonunda, Hannover kentinde açılan CeBit teknoloji fuarında, iki lider bir araya gelerek konuları netliğe kavuşturdular. Bu toplantının ardından Sarkozy, "Akdeniz Birliği bir AB projesi olacak" dedi.

Aslında Akdeniz Birliği projesi yeni bir proje olmayıp AB ülkelerinin epey bir zamandır tartıştığı bir konudur. Hatta böyle bir girişimin çok eski çağlara dayanan bir örneği bile mevcuttur.

Antik çağda, Delos (deniz) Birliği denen bir oluşum mevcuttu. Yunanistan a ait bir adadaki bir tapınağın, kutsal şemsiyesi altınd zamanın şehir devletleri bu birliğe üye olmuşlardı. Delos Birliği antik çağların en büyük organizasyonundan biri olmuştur. Sürekli "Yunan medeniyeti hayranlığı" içinde yaşayan Avrupalıların bulup buluşturup, bir Yunan modelini ortaya sürmeleri pek de şaşılacak bir şey değildir.

Türkiye şayet böyle bir projeye girmeyi kabul edecek olursa (bunu çok dikkatli ve geniş bir perspektiften düşünmek zorundadır), o zaman belki Kıbrıs adası da böyle bir teşkilatın merkezi olarak teklif edilebilir. Tabii, ilk önce KKTC nin enternasyonal haklarının garanti altına alınması ve AB ülkeleri tarafından tanınması gerekmektedir.

Akdeniz ve özellikle Doğu Akdeniz çok önemli stratejik bir bölgedir. Üç kıtaya ve dünyaya hitap edebilmektedir; tarihi arka planında sürekli olarak Avrupa ile Ortadoğu ve Asyanın karşılaşma, karışma ve çatışmalarına sahne olmuştur. Akdeniz e hâkim olan bütün dünyaya hâkim olmuş demektir. Aynı zamanda, İslam ın batıyla karşılaşma alanıdır.

Diğer bir açıdan bakıldığında, AB nin Akdeniz Birliği projesi üstünde bir anlaşmaya varmış olması, AB ye aday olan bir Türkiye için hiç de olumlu bir gelişme değildir. Hatta, denebilir ki, bu gelişme İslam âlemi için bile tehlikeli olabilecek bir gelişmedir. Kısacası, bir yandan ABD, diğer yandan AB, İslam ülkelerini çevreleme-kuşatma politikalarını ince ve derinden yürütmektedirler.

Böyle bir projenin faydalı olması için, bunun Türkiye tarafından kendi şartlarının geliştirilip güçlendirecek şartların muhtevaya ilave edilmesi gerekmektedir. Mesela, Akdeniz Birliği projesi en az üç İslam devletinin, Türkiye, Mısır ve Cezayir in işbirliği ve birlikteliği ile teklif ve deklare edilebilir.

Böyle bir girişimde, AB nin bir alt yapılanması olarak değil de bağımsız bir birlik olarak gelişmesi beklenebilir. Diğer taraftan, bu günkü hali ile AB nin bir alt yapılanması olursa, o zaman ortaya çıkan durum sadece ismi abartılmış ve süslenmiş bir manda himayesi veya yeni usul bir sömürge uygulamasından başka bir şey olmaz .

Böyle bir birliğe üyelik ise hiçbir zaman AB üyeliğine denk, eşit, hatta yakın bile sayılamaz. Bu zan ve vehimlere kapılmak kendini kandırmak demektir.

Füze kalkanı ve Cheney nin ziyareti:

Üstünde çok konuşulan bu ziyareti çoğu kişi, Türkiye ve Ortadoğu gelişimleri açısından ele almıştır. Muhtemel bir Kürt devletinin Kuzey Irak ta kurulması ve onun etrafa yapacağı etkiler olarak gündeme gelmiş, füze kalkanı projelerinden bahsedilmiştir.

Cheney nin ziyaretine başka bir açıdan bakmakta yarar vardır:

*Kafkaslar ve Orta Asya da son aylarda çok önemli gelişmeler olmaktadır. İran ve Rusya belli ve önemli anlaşmalara imza atmaktadırlar.

* İran ın hem Pakistan hem de Hindistan ile ilişkileri hızla gelişmekte ve pekişmektedir.

*Türkiye ile İran belli başlı enerji projeleri üstünde çalışmaktadır.

* Türkiye ve İran, hem PKK hem de onun, İran da çalışan grubu olan PJAK ile çok sıkı bir mücadele içindedirler. Türkiye ile İran arasında bu konuda işbirliği mevcuttur.

*Türkiye Rusya ve Türkmenistan la çok önemli enerji anlaşmaları imzalamıştır.

* Türkiye İran a yapılacak bir saldırıya karşı çıkmaktadır. Böyle bir çatışmanın bölge için hayırlı olmayacağını savunarak, taraflara itidal ve işbirliği tavsiye etmektedir.

* Türkiye Afganistan a tekrar ve daha büyük sayıda asker göndermemeye kararlıdır ve bu konuda büyük baskı altındadır.

* Silah satma konusu da Cheney nin getirdiği paketler arasındadır. Türkiyeden alınacak her bir milyarlık sipariş, ABD de 5000 işe vesile olacaktır. Yani, Türkiye den böyle yüksek harcamalarla Amerikan işçisini ve ekonomisini desteklemesi istenmektedir. Arzu edilmektedir.

* ABD nin Türkiye yi Füze Kalkanı Projesine katma ve füzelerin bu topraklara yerleştirilmesi talebi de görüşmelerin konusudur. 

Bu kalkan projesi adeta Soğuk Savaş döneminin, "çevreleme ve kutulayıp kuşatma projesine" çok benzemektedir. Dolayısı ile bölge ve Türkiye için pek de hayırlı bir proje değildir.

Kısacası, Cheney in ziyaretine büyük ölçüde Kafkas ve Orta Asya eksenli bakmakta yarar vardır.

Türkiye bir taraftan Akdeniz Projesine itilmeye çalışılırken, diğer taraftan da Büyük Ortadoğu projesinde eş-başkanlık seviyesinde kullanılmaya çalışılmaktadır.

Bir taraftan AB uyum yasaları ile Türkiye nin ekonomisi ve toprakları yabancıların eline geçerken, Füze Kalkanı projesi ile de askeri yönden başka hegemonyaların ağır basabileceği bir duruma sürüklenmek istenmektedir.

Çok dikkatli olunulması ve her şeyi dört defa ölçüp biçtikten sonra karar verilmesi gerekmektedir.