Devletin resmi kurumlarında bir eğitim kampı furyasıdır gidiyor. Özellikle Aile Bakanlığında bu furya sistemli bir çalışmaya dönüşmüş durumdadır. Mensuplarını bir bahaneyle özellikle turistik yerlerde devletin ve milletin kesesiyle ağırlamaktadırlar. Bu tür etkinlikler, çalışan için eğitim olmaktan ziyade bir gezi ve tatil fırsatını sunmaktadır.
Sadece Aile Bakanlığı değil diğer bakanlıklar da bunu yapmaktadırlar. Bu tür kamplar ortalama beş gün sürmekte, buraya çalışanlar gelip akşamları otelin sunduğu ortamlarda eğlenmektedirler. Bayanlar, eşlerini ve çocuklarını terk edip bu tür etkinliklere tek başlarına geldikleri gibi, burada kadın erkek karışık ortamlarda eğlenmekte, aile baskısının dışına çıkarak yeni arkadaşlıklar elde etmektedirler. Böylece belki de ailelerin tahrip olmasına da vesile olmaktadır Aile Bakanlığımız.
Bakanlıklarımızın bu tür fitne ve aileyi tahrip edici eğitim furyalarını yapmalarının mantığı nedir Allah aşkına… Burada eksiği hissedilen hangi bilgiler verilmektedir. Amaç, kadın erkek karışık ortamlar oluşturmak mıdır? Acaba bu insanlar hangi bilginin eksiğini hissetmekte ve hangi ihtiyaçları bu şekilde giderilmiş olmaktadır? Peki, bu tür eğitimler her ilin kendi bölgesinde verebileceği eğitimler değil midir? Her il, orada bulunan üniversite veya Milli Eğitim ile anlaşarak ihtiyaç duyulan eğitmenleri oradan temin ederek sorunu çözemez mi? İlgili eğitmenler bölgeden temin edilemezse, bakanlık tarafından gönderilerek karşılanamaz mı?
Her yıl, çeşitli bahanelerle insanları uzak diyarlara götürmek eğitim değil, halkın parası ile eğlenmek, dinlenmektir. Bakanlıklar, bir yıl boyunca ihtiyaç duydukları eğitimleri tespit edip il içerisinde toplu olarak verip sorunu çözme yoluna gitmeli, milletin parasını tatil mekânlarına harcamamalıdır. Bu tür çalışmalar israf olmaktadır. Kadınların mahremsiz bir şekilde tek başlarına bir hafta başka illerde eğitim adıyla bulundurulması, başka erkeklerle velev ki iş icabı geç saatlere kadar bulunması ne derece doğrudur?
Bakanlıkların ve özellikle aile bakanlığının acilen bu faaliyetleri durdurması gerekir. Aile adına şimdiye kadar doğru dürüst bir proje ortaya koymayan, aile denildiğinde sadece feminist kadınların sorunlarını ve sadece kadını gören bir bakanlığın Aile Bakanlığı da şüphelidir. Çünkü bizim bildiğimiz ailede aynı zamanda erkek ve baba da bulunurken erkekleri yok sayan bir zihniyetin aile bakanlığı da sakıncalıdır.
Aile Bakanlığı Erkeği Ailede Yok Sayması
Aile bakanlığının aileden anladığı kocasız, babasız ve erkeksiz aile modelidir. Bu durum, ailenin kimlere emanet edildiğini de göstermektedir. Toplumda oluşan her türlü ailevi sorunların tüm sorumluluğunu erkeğe yükleyen, aile içi şiddet haberleri veya münferit olaylar bahane edilerek erkeğe baskı oluşturarak aileyi koruduklarını düşünen bir zihniyetten ailenin kurtulması gerekir. Aile bakanlığı aile olayını feminist bir gözle bakmak yerine bir bütün olarak bakmalıdır. Aile deyince kadın ve kadın hakları akla gelmemeli, tüm aile ve insan hakları akla gelmeli, kadın sorunlarını insan hakları ekseninde görmelidir. Sorunlarımızı kadın sorunları, çocuk sorunları ve erkek sorunları şeklinde parçalamak yerine insanlık sorunlarımız ekseninde tartışırsak öncelikle biz sorun üreten bir merkez olmaktan çıkmış, sorun çözmeye odaklanmış oluruz. Çünkü kadın sorunları dediğimiz an, bunun dışında kalan herkesi sorunun müsebbibi yapmış oluyoruz. Halbuki toplum kadın ve erkekten oluşur, sorunlar da bu iki unsurun bir arada yaşama/yaşayamamasından dolayı oluşmuştur. Bunun çözümü de tarafları dışlamadan bütüncül bir bakışla olaya katmaktan geçer. Modern anlamda feminizmin kendisi zaten sorunun kaynağı ve bir hastalığın sonucudur.
Aile Bakanlığı, aile içi şiddeti önlemek için erkeğe baskı ve hukuki haklarından mahrum etme yolu yerine şiddetin kaynağına inip sorunu çözmelidir. Bu tarz, soruna müdahale edilmesinden dolayı parçalanan ailelerin sorumluluğu kime ait peki? Şiddet sorununun temelinde sosyal, psikolojik, ekonomik ve başka nedenler bulunduğu gibi, şiddet gören kişilerin de soruna körükle gidebileceği veya sorunun müsebbibi olabileceği var sayılarak daha köklü tedbirler alınmalıdır.
Sağlıklı toplumlar, sağlam ailelerden oluşur. Aile Bakanlığı, maalesef üstlendiği misyonun farkında olmadığı gibi, sorunlara bilimsel çözümler oluşturma gibi bir endişeleri de bulunmamaktadır. İşin ilginç yanı, hükümette bir kadına bakanlık verilmesi baskısından dolayı Aile Bakanlığına da hep kadın vekil getirilmekte, başka bakanlıkların işlerini kadınlar yapamazmış gibi bir algı oluşmaktadır. Halbuki bir kadın içişleri bakanımız, savunma bakanımız da pekala olabilir. Aile Bakanlığı’na mutlaka kadın getirilmesi gerekiyormuş gibi bir intiba bulunması yanlıştır. Halbuki başta da belirttiğimiz gibi Aile Bakanlığı adı üzerinde bir Aile Bakanlığı’dır, kadın bakanlığı değildir. Bence Aile Bakanlığı’nda farklı bakış açılarının oluşması için bir erkeğin de bu bakanlığa getirilmesi gerekir. Böylece ailenin kadın ve erkekten oluştuğu mesajı verildiği gibi, farklı konulara da yoğunlaşmanın yaşanmasına neden olur.