UTESAV tarafından düzenlenen Haliç Buluşmaları nda Prof.
Dr. Ahmet Kavas ı dinledik. Dolu dolu bir birikim. Afrika nın bir fotoğrafını
çıkardı Kavas.
Prof. Kavas, Paris Üniversitesi nde, Mali Cumhuriyeti
Medreseleri üzerine doktora sını yapmış uzun yıllar.
Önümüzdeki hafta, Çad Büyükelçisi olarak görevinin başına
geçecek.
Şimdiden vazifesinde başarılar diliyor ve hayırlı uğurlu
olsun diyoruz.
Afrika nın geleceği hakkındaki düşüncelerini dinlerken,
aslında Afrika yı bekleyen tehlikeleri ve fırsatları da göz önüne serdi.
Afrika koca bir kıta. Bu mazlum kıta yıllardır, zulüm,
işkence ve kölelik gördü. Ezildi, horlandı. En aşağılık bir şekilde ırkçılık
saldırısına maruz kaldı.
İnsanlığın Afrika ya bir özür borcu olduğunu
hatırlatmakta fayda var. Zira yıllardır medeni denilen ülkeler bu kıtanın
üzerinde kan emici yarasalar gibi çöreklenmiş.
Hâlâ, Afrika nın bazı bölgelerinde açlık, soykırım, savaş
devam ediyor. En son Mali de yaşanan olaylarla gündeme geldi Afrika.
Ama yine de tam bilgi sahibi değiliz Afrika dan. Çünkü
bize aktarılan bilgi kadar bir bilgiye sahibiz.
Sömürü sadece kaynaklara değil, kültüre, eğitime, inanca
ve hatta dil e kadar varan bir zorbalık söz konusu olan.
Kavas ı dinlerken, aslında Afrika konusunda tam bir
bilgiye sahip olmadığımızı öğrendik.
Aslında diyor Kavas, Afrika bile kendisinin ne olduğu
konusunda tam bir bilgiye sahip değil.
Çünkü Afrika nın nüfusunun tam olarak öğrenilmesi
istenmiyor diyor.
Dahası,
Kaynaklarının miktarını onu kullanmak istediği kadar
söyleniyor.
Müslümanların sayısı, 1900 yılında 10 bindi. İslam
nüfusu bile gizleniyor. İslam âlemi ciddi manada masaya yatırmalı. Nüfus tam
olarak öğrenilmeli diyor.
Ancak Mali istisnai bir ülke diyor Prof. Dr. Ahmet
Kavas
Zira Mali kendi kaynaklarını bir bir tespit etti. Neler
yapabiliriz diye kafa yordu. Bu bilgi Mali ye zarar verdi. Batılı ülkeler
bundan hoşlanmadı. Ürktüler. Ancak Mali ile ilgili altın haberleri, irili
ufaklı haber şeklinde gazetelere yansımıştı. Mesela tüm gazetelere dünyanın
gelmiş geçmiş en zengin adamı diye 1300 lü yılların başında büyük bir
imparatorluğun sahibi olan Mali Sultanı Kankan Musa dan yahut Malililerin
ifadesiyle Mansa Musa nın hayali bir çizim resmiyle servetinden bahsettiler.
Sanıyorum özel olarak bu haberleri servis ettiler.
Yani; Zengin bir adamın ülkesi bugün dünyanın en fakir
ülkesi oldu.
Kim tarafından: Fransa tarafından.
Fransa nın sabıkası 1860 lı yıllarda Senegal kıyılarını
işgalle başlar. 1900 lerin başına kadar bu işgal 50 yıl aralıksız sürer.
Gariptir, bu gün işgalci ülkelerin uydurdukları masallar, dün Mali için
yapılmış.
Mesela; Mali nin ikinci büyük şehri olan Segu da sultanın
sarayında 50 ton altın olduğu haberleri yayılmış. Fransızlar orayı ele
geçirdiklerinde bu altınları bulamamış
Ardından 70 yıllık sömürgecilik dönemi. Ülke kaynakları
henüz bakir Hiç el değmemiş ve işletilmeyi bekliyor. Fransa bunun farkında
Dünyada ekilebilir olduğu halde ekilemeyen arazilerin yüzde 60 ı Afrika da
bulunuyor ve bu verimli toprakların önemli bir kısmı Mali toprakları Burada
tarıma elverişli oldukça geniş araziler bulunmakta.
Sırf hayvancılık ıslah edilerek yapılması halinde tüm
Afrika yı besleyecek kadar kolay imkân sağlayacak bir kaynaktan bahsediliyor
burada.
Fransa nın çekilmesinden sonra aradan tam 50 yıl geçmiş.
Şimdi yine Fransa nın çizmesi altında Mali.
Hedef; altın madenleri Güney Afrika ve Gana dan sonra
Afrika nın en zengin altın madenlerine sahip ülkesi Mali de bu kaynakların
işletilmesini ya ele geçirmek ya da çok uluslu şirketlere hükmedecek konuma
gelip devretmek isteniyor.
Peki, bu sömürü anlayışı ne zamana kadar devam edecek Batı
dünyası hep mazlum ülkeleri işgal, kaynaklarını da sömürmek üzerine kurmuş ise
Bu sömürü çarkını bozmanın zamanı gelmedi mi
Dahası tehlike, sadece Batı dan değil, Kuzey canibinden
de gelmeye başladı. Çin, nüfusu en hızlı yayılan, ucuz işçi çalıştıran ve
ekonomik yaptırımıyla Afrika da adından söz ettiren yeni bir bela.
Prof. Kavas rakamlar veriyor:
750 bin Çinli Afrika da çalışıyor. Bunun sadece 100 bini
Zambiya da çalışıyor. Mali de ise butik otel adıyla 400 bin umumhane
çalıştırıyorlar.
İslam âlemi toparlanmalı desek bir faydası var mı acaba
Zira Arap Baharı ile bu şimdilik mümkün görünmüyor.
Zira Arap Baharı ile Demokrasi ye adım adım geçiyorlar.
Peki, Türkiye nin üzerine düşen görevler yok mu
Elbette var Mali ve diğer Afrika ülkelerine ağabeylik
yapmalı Ama sözde değil, öz de!