Türkiye mahalli seçimlere hazırlanıyor.

Adaylar, adaylar, adaylar

Büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkan adayları,

belediye meclis üyeleri asil ve yedek adayları, il genel meclisi üyeleri asil

ve yedek adayları, köy ve mahalle muhtar adayları, ihtiyar heyeti asil ve yedek

adayları

27 parti seçime giriyormuş. Basit bir çarpma, toplama

işlemi ile aday olacak vatandaş sayısının milyon rakamına yaklaştığı görülür.

Nüfusumuzun yüzde onu gibi şaşırtıcı bir rakam!

Bu kadar çok adayı iki guruba ayırmak mümkündür:

Birinci guruptakiler, Hayra davet, iyiliği emir,

kötülüğü yasaklama görevini ifa edebilmek gayesiyle Allah rızası için aday

olmuş bulunanlar.

İkinci guruptakiler, Allah rızası dışında çeşitli

sebeplerle aday olmuş bulunanlardır. Makam mevki hevesi, çevresine iş imkanı

sağlama, hemşehri baskısı, maddi menfaat, vs.

Birinci guruptakiler Erbakan Hocamızın:

Ben bunu bana oy versinler diye yapmıyorum, Allah rızası

için yapıyorum, Allah rızası!..

Sözlerini referans alıp meydana çıkmış olanlardır.

Elbette sadece bu niyet bile bu adayların baştan kazançlı çıktığı anlamına

gelmektedir. Bir de aday oldukları makamları kazanıp, Allah rızası

doğrultusunda amel etmeleri kazançlarını katmerleştirecektir.

İkinci guruptakilerin de amelleri şüphesiz niyetlerine

göre değerlendirilecektir. Burada 54.Erbakan Hükümeti ni bozmak için toplu

istifaların öncüsü olan o zamanın DYP Çanakkale milletvekili olan Hikmet

Aydın ın bir sözünü hatırlıyorum. O gün istifa edip hükümeti desteksiz

bırakmakla ne büyük hata ettiğini sonradan hikaye ederken demişti ki:

Bizler şehre yeni gelmiş saf köylü kızları gibiydik.

Bizim saflığımızdan ve bilgisizliğimizden istifade ederek bizi kandırdılar,

iğfal ettiler ve o hükümeti yıktırdılar. Şimdi ne büyük bir hata işlediğimizi

anladım ve Erbakan dan helallik diledim.

Tabii atı alan Üsküdar ı geçtikten sonra

Gönül arzu eder ki, çeşitli sebeplerle aday olmuş bulunan

bu kişiler, ülkemizin yerel ve genel sorunları ile çözüm yollarını iyi bilerek

aday olsunlar da, makama geldiklerinde onları iğfal etmelerine müsaade

etmesinler. Ama ülkemizdeki sistem maalesef aksi istikamette işlemektedir.

Allah rızasından başka maksatlarla aday olup, partisinin,

çevresinin, ya da belli bir gurubun desteği ile makama seçilmiş bulunan

kişiler, koltuğa oturdukları anda, önlerine yığınla fatura konulacağından

dolayı, onlarla uğraşmaktan iş ve icraata sıra bulamayacaklardır. Kendi gayesi

ve bu faturaları karşılayabilmek için kaldırım değiştirme ya da boya badana

işlerine girişecek, ciddi yatırıma ayrılması gereken fonlar bu şekilde heba

edilecektir. Yolsuzluklar, vurgunlar ve israflar bundan dolayı ortaya

çıkmaktadır.

Bu kadar çok adayın bulunması, ülke genelinde çok

enteresan manzaraların oluşacağı anlamına da gelmektedir. Vatandaşın elindeki

oy pusulasını kapmak için ne maskeler takacaklar.

Her şeyi vadeden adaylar çıkacaktır:

Oy almak için her ağza parmak çalar;

Parıl parıldır elindeki bal tası.

Bir de seçilince gör, hep kelle keser;

Parıl parıldır elindeki baltası...

 Mesela, peşpeşe düğünlerde halay, meyhanelerde kafa,

tekkelerde zikir çeken adaylar göreceğiz.

Mesela, dindar olmayanların oyuna göz dikmiş bazı

adayların sünnet diye bıraktığı sakallarını kestirip cascavlak kaldığını

göreceğiz.

Solcusu da, sağcısı da, renksizi de dini bütün

vatandaşların oyunu kapabilmek için dindarlığa heveslenecekler.

Mesela konuşmasına başlarken euzü besmele çeken adaylar

çıkacak. Alışkın olmadığı bu sözlere dili dönmediğinden komik teleffuzlar

duyacağız.

Mesela basını peşine takıp, şeyh efendi ziyaretlerine,

darülaceze ziyaretlerine, daha sonra da yatır ziyaretlerine gidip horoz kurban

eden adaylar göreceğiz.

Ezan okunurken konuşmasını kesen veya balıklama camiye

dalan, ama ayakkabısını çıkarması gerektiğini bilmeyen adaylar türeyecek.

Öteden beri namazını hiç aksatmayan adaylar camiye ve cemaate devamda bunların

gölgesinde kalacak.

Sabahın alaca karanlığında dolmuş ve otobüs duraklarında

kuyrukta bekleyen vatandaşları ziyaret edip öpmesi gerektiği söylendiğinden,

yarı uykulu gözlerle duraklara dalıp önüne geleni öperken, karşı cinsten şırakk

diye tokat yiyen şaşkın adaylar göreceğiz.

Ömründe ilk defa Cuma namazına giden, ama içerde nasıl

davranması gerektiğini bilmediğinden, cemaatin gülüşmesine sebep olan adaylar

çıkacak.

İşte böyle şaşkın bir adayın halini hikaye eden manzumemiz:

 BAŞKAN ADAYI CEVAT BEY

İlk cuması imiş, şaşkın meraklı,

Siyah takım giymiş, ipek kravat.

Hutbe duasıdır; Ümmet, Muhammet,

Sahabe, tabiin, ahya ve emvat!

Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali,

Hasan ve Hüseyin, Resul, salavat!

Yoklama var sanmış fırladı kalktı;

-Hocam ben de varım, adım da Cevat!