Umudun taptaze yanında açık saatler vardır. Kimsenin ulaşamayacağı saatler. Kimsenin bilmediği saatler. Kimsenin inemediği. İnmiş bir güzellik gibi kelimelerden. Sessiz serinlikler damlıyor hayatın ortasına. Kuşluk çalığı sabahlarda. Güneş izi kalmış akşamlarda. İnsanların gülümsediği anlarda yepyeni mevsimler doğuyor eskimemiş zamanlara. Tan kumaşlarına doğuyor açık saatler, öğle sarısına doğuyor, ikindi beyazına, akşam yeşiline. Gençliğimize doğuyor hep genç kalacak sessizliğe. Yazgının mavi kesitine. Kaderin bembeyaz kesimine. Sular eleniyor göçkün günlerin ertesine. Gelişmesine insanlık bahçelerinin. Güzelliğin sesi vuruyor birikmiş vakitlerden. Kalemin aydınlığı vuruyor gelecek günlere. Geçmiş günlerin geçmemişlerini alarak yanına. Yöresine dalgınlıkların. Kalın bir anlam tabakası oluşuyor sonra. Sokaklara doğru oluşuyor. Caddelere doğru. Bulvarlara doğru. Büyük meydanlarına hayatın. Dosdoğru bir çizelge çizgiye doğru eğiliyor sessizce.

Sessizliğin gücü diyorum açık saatlere. Sessizliğin güzü. Hüznü olmayanlar giremiyor bu saatlere. Derdi olmayanlar giremiyor içeriye. Deliliği olmayanlar biçare. Hiçliğe razı olanlar kendi gönyesinde. Kendi beyazında esmer olanlar giriyor içeriye. Hüznü olanlar giriyor. Derdi olanlar giriyor açık saatlere. Deliliği olanlar giriyor. Bir aşkın delisi olanlar giriyor. Bir aşkın delisi olanlar razıdır hiçliğe. Bir aşkın hiçliğidir sonsuz razı… Arzı genişletiyor açık saatler. Silinmez bir çizgi çekerek sessizliğe. Silinmez bir silgiyle siliniyor bütün fizik. Sonra bir müzik başlıyor kâinatta. Bir müzik başlıyor dağlarda taşlarda. Bir müzik yazgının balkonlarında. Bir müzik mevsimlerde. Sonsuz bir müzik bütün meşverette. Heyet-i ikramiye ses veriyor seslerin avlusundan sonsuz ziyafetlerle. Sonsuz bir derinlik vuruyor kelimelere. Keskin bir anlam perde perde dağılıyor yeryüzüne.

Her şeyi görüyorum açık saatlerde. Ama her şeye varamıyorum. İnsan her şeye varabilir mi İnsan her şeyde kendini görmeli değil mi. Çünkü her şeyde insan vardır. Ama nafile, insanın her şeyde kendini görmesi mümkünler mümkününün ötesi. Ötelerden gelen ziya kendi soframıza uğradığında aydınlığın ayaklarına ulaşma babında belki umuda biraz daha kazma vuruyoruz dünya adına. Dünya adına konuşuyorum burada bu açık saatlerde. Dünya adına yayın yapıyor bütün bitkiler. Dünya adına çiçek açıyor ağaçlar. Dünya adına uçuyor bütün kuşlar. Dünya adına gökyüzü gök renginde. Dünya adına seni seviyorum renginde. Gözlerin gözlerime değdiği renginde. Seslerin sesime değdiği renginde. Yazgının kadere dokunduğu renginde. Kaderin ellerime dokunduğu renginde. Parmaklarımdan aşağıya günlerin indiği renginde. Pazartesi salı çarşamba perşembe renginde. Ey bir oruç renginde. Dünya adına konuşuyorum burada Türkçe renginde.

Tertemiz bir ilgi gelişiyor sessizliğe. Tertemiz niyetlerle gelecek günlere. Marjinalim bugün ve yarın. Örneğin günaydın diyorum açık saatlere. Sabah-ı şerifiniz hayrola açık saatlere. Kayıtlı âlemlerden kayıtsız âlemleri görenlere. Sol omuzdan sağ omuza geçenlere. Sol omzun altındakini bilenlere. Bilmeyenlere sevgisizliği. Sevgiyi gönülden gönle geçirip sevinenlere. Gönülden gönle sevinenlere. Durup sevinenlere. Ey sevinenlere. Sessizce.

Toprak kaynıyor akşamın akşamlığı. İnsanlara kaynıyor akşamın akşamlığı. Sana bana kaynıyor akşamın akşamlığı. Kahkaha kaynıyor akşamın akşamlığı. Kahkaha kaynıyor masalarda. Sandalyelerde kaynıyor kahkahalar. Koltuklarda kaynıyor. Eve ekmek götürürken kaynıyor. Sabah günün ilk ışıklarında kaynıyor. Sabah günü görür görmez kaynıyor. Pencerelerde kaynıyor. Çiçek saksılarında. Sarmaş dolaş sardunyalarda. Sarmaş dolaş açık saatler. Kıyısına vuruyor denizler. Kıyısındadır o derin anlamın. Yerliler, yersizler ve öksüzler. Alıp başımın üstüne o derinliği. Açık saatlere geçiriyorum açık saatleri.

Her gün açık saatlerdeyim. Beni her gün arıyorlar acının dibinde. Dibindeyim o geniş kederin. Dibindeyim acının ve hüznün. Ellerimi uzatıyorum sonsuzluğa. Açık saatlerden uzatıyorum sonsuzluğa. Mütemadiyen uzatıyorum sonsuzluğa. Ruhumu uzatıyorum sonsuzluğa. Varlığımı uzatıyorum sonsuzluğa. Varlığımı varlığımla uzatıyorum sonsuzluğa. Varlığımı açık saatlerde uzatıyorum sonsuzluğa. Açık saatlerde varıyorum sonsuzluğa. Açık saatlerde bütün varlıklarla. Bütün varlıkları görüyorum açık saatlerde. Baktığımı görüyorum açık saatlerde. Baktığımı duyuyorum açık saatlerde. Ben her gün açık saatlerdeyim. Gelenim gidenim kelimelerdir. Gelenim gidenim pencerelerdir. Sonsuz pencerelerdir. Geniş pencerelerdir açık saatlerde. Derin pencerelerdir. Gelenim gidenim anlamıdır hayatın. Hayatımın anlamıdır yazdıklarım. Gelenim gidenim yazdıklarımdır. Sadece benimdir sadece benim yazdıklarım. Okuyunca okuyanlar anlıyor sese çok önem verdiğimi. Ve ayrıca yaza yaza delirdiğimi. Yazmasam delireceğimi.

Anlamışsındır sevgili okur. Şimdi artık koltuğuna otur biraz hayal kur. Kitap burada bitiyor. Çakmağı uzatıyorum sigara yakmak istiyorsan. İstemiyorsan yat uyu. Dünya bu. Belki gelecek bir kitapta yine karşılaşırız, hoşça kal…