ÖNCELİKLİ olarak iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Başlıktaki ABD’yi Haçlılar olarak düşünmek ve başlığı ona göre değerlendirmek yanlış olmaz. İkincisi başlıktaki nitelendirme benim yorumum değil. Dünkü medyada yer alan özellikle ABD ve yandaşları kaynaklı haberlerin bir araya getirilmesinden ibaret. Kişisel bir değerlendirme yaparak yıllardan beri insanımıza göstermeye çalıştığımız dost görünen ortakları sıralamış değilim.

Öncelikli olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medyada “Esad ve DEAŞ aynı sakat anlayışın ürünü” başlığı ile yer alan sözlerini aktarmak istiyorum. Bu köşede yıllardan beri benzer değerlendirmeler yapıyor, insanımıza olayların perde arkasını göstermeye çalışıyoruz. Bu bakımdan yaptığı değerlendirme konusunda Cumhurbaşkanı ile aynı görüşteyiz. Bu tespitin ardından ABD kaynaklı iki haberin başlıklarını aktarmakta yarar var. İlk haber ABD Dışişleri Bakanı Kerry’in Mısır’da yaptığı konuşmayla ilgili. Mısır ziyaretinde konuşan Kerry, “Hepimiz İsrail için çalışmalıyız” diyor… Sanıyorum bu sözlerin yoruma ihtiyacı yok. Çünkü İsrail’in kuruluşundan bu yana hiç değişmeyen ABD’nin İsrail politikasını yansıtıyor.

İkinci haberimiz ise CIA direktörü John Brennan’ın aynı anlama gelen farklı başlıklarda gazetelerde yer alan açıklaması. CIA direktörü, Suriye’de Esad’ın çöküşü ihtimalini şöyle değerlendiriyor:

“Esad’ın gitmesini istemiyoruz” veya “Şam’ın çöküşünü görmek istemiyoruz.”

Şam’ın çöküşünü görmek istemeyen CIA direktörünün neyi gördüğünü ya da görmek istediğini uzun boylu düşünmeye gerek yok… Haçlı koalisyonunun görmek istediği şeyler belli: Esad iktidarını sürdürsün, İsrail’e bir zarar gelmesin, bunun için de DEAŞ varlığını korusun… Eğer böyle olmasaydı DEAŞ saflarında yer almak için ülkelerinden Suriye’ye giden İngiliz kızların masrafını karşılayan İngilizler bunun aksi, yani DEAŞ’a karşı savaşmak için Suriye’ye gitmek isteyen İngiliz kızını tutuklarlar mıydı

ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile CIA direktörünün sözlerini medyada, “Her 10 dakikada 1 Suriyeli ölüyor” başlığı ile yer alan haberle birlikte değerlendirmek aslında çevremizdeki tüm olayların perde arkasını, bu gelişmeleri kimlerin tezgâhladığını, bu gelişmelerden kimlerin, daha doğrusu hangi ülkelerin çıkar sağladığını görmek için yeterlidir.

Bu noktada bu olayların ülkemize yansıması ve bu yansımalar karşısında hangi siyasi kadroların nasıl bir tavır sergilediğini düşünmek gerekiyor. Özellikle de tüm bu çok net tutum ve açıklamalara rağmen hâlâ ABD ve Haçlı ittifakının mensupları ile aynı çizgide ve safta yer almamızın ne anlama geldiğini yeniden değerlendirmek gerekmez mi Özellikle de komünizmin çöküşü ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından NATO’nun düşman olarak İslam ve Müslümanları belirlediği gerçeği de dikkate alındığında Haçlıların yazıp sahnelediği oyunda rol almanın kime yaradığını tespit zor değildir. Bu arada Haçlıların sahnelediği oyunun iç yüzünü bilmek de yeterli değildir. Önemli olan bilinen oyunu bozacak adımları atabilmektedir.