Daha düne kadar insanlara “derin devlet, dış güçler, Siyonizm, Emperyalizm” gibi terimler kurduğumuzda dudak bükerek “anlamam abi” edasıyla geçer giderlerdi. Hatta o kadar ki bir dostum 28 Şubat olaylarını bir arkadaşına anlatırken “derin devlet ve kartel medyanın oyunlarıyla Siyonizm…” diye bir cümle kurduğunda adamın tepkisi “Filistinliler de toprağını satmasaymış kardeşim…” diye alakasız bir cümle kurmuştu. Özellikle 2010 yılından sonra sosyal medya dediğimiz, bu yaşadığımız dünya hayatının tamamıyla bir sanal âlemi olan mecrada o kadar çok Ortadoğu uzmanı, o kadar çok siyaset bilimci, o kadar çok stratejik bilimler profesörü türedi ki bir örnek vereyim mesela…
Daha on dakika önce kendisine yol vermeyen araca camdan göbeğine kadar uzanarak, karşıdakinin annesiyle başlayan cümleler kuran taksici abimiz, on dakika sonra taksi içinde ya da durağa varınca veya müşterisi “ne olacak abi bu memleketin hali” diye sorup da meseleler açılınca, bizim az önce ana-avrat hiç çekinmeden konuşan abimiz şöyle şeyler söylüyor “abi İsrail’le anlaşmak zorundayız? Rusya’dan şu anda özür dilemek mecburiyetindeyiz? “ABD ile tabi ki müttefik olacağız, para ve imkân onlarda…” vs. vs… Henüz on dakika önce kendi kanından, canından vatandaşına yol vermediği halde ana-avrat küfreden insanımız, az kalmış o ferasetini de sosyal medyaya teslim ederek, yüzyıldır Müslümanların kanını emen Siyonist ve emperyalistlerle barışmayı, onlardan özür dilemeyi ve hatta işbirliği yapmayı normal görmeye başladı. Bir fotoğraf altına yazılan bir cümle (haşa) Hak tarafından inmiş vahiy gibi kabul görmeye başlandı. Hangi şer odaklarının servis ettiği belli olmayan cümleler, kelimeler, haberler ve bilgiler sosyal medyada araştırılmaya dahi gerek duyulmadan kabul edilmeye başlandı. Başlıca sorunlardan bir diğeri de, bir terör olayından sonra “bence terörü doğuyu komple yakmakla yok edebiliriz…”, “bu terör olaylarında hükümetin oynaması gereken rol bence Taksim meydanında bu adamları asmak…”, “idam geri gelmeli…” vs. vs… Yetkililerde bu ağızlara bakarak “idamı geri getirebiliriz” diyor sonra diğer dünya gerçekleri, AB yasaları, ABD dayatmaları, dengeler vs’ler akla gelince “idam bunlara ödüldür idamdan daha şiddetli bir yöntemle cezalandırmak gerekir” diyerek geri vites yapıyorlar. Şimdi bütün halk bu sosyal medya üzerinden yaptığı siyaset, arkadaşlık ilişkileri ve benzeri uzmanlık alanlarıyla daha ne kadar İslam Birliği adına birkaç adım ilerler bilemem ancak kesin olan bir şey var ki, bir duvar yazısıdır aklıma gelen af buyurun “Cümlelerini tuvalet duvarına yazan birinin hayalleri sifon çekilene kadardır…” Sosyal medyaya yazdığımız gelecek hayallerimiz, paylaştığımız fotoğraflardaki eğlenceli yanlarımız ya da mahremiyetimizi yok eden ulu orta söylem ve paylaştıklarımız nereye kadar gider bilinmiyor… Ancak bu sosyal medya bizi ‘a’ sosyal yaptı haberiniz ola !
Araştırmayı, okumayı, düşünmeyi ve uygulamayı kaldırıp, eylemin yerine sitemli bir cümle kurmak daha kolay geldi. El ile dil ile gücü yetecek şeylere sadece kalbi ile buğz etmeye getirildik. Cümleyi koyup, altıyla alakalı bir soru geldiğinde “geçen fesbuğa yazdım, twitte de söyledim” gibi acayip acayip cümleler gelmeye başladı. Gören de, sanki BM konseyinde açıklama yaptı zannedecek. Dostlar, bu sosyal medya adı üzerinde “sosyal medya” bu sitelerin yatırımcıları bu uygulamaları arkadaşlık için kurduklarını söylüyor. Siz onlarca yıllık arkadaşınızı siyasi paylaşımlarını hazmedemediğiniz için oradan silerken gönülden de çıkarıyorsunuz. Kimsenin kimseye saygısı yok bu mecrada. Öncelerde düşüncesini ve fikrini bildiğiniz arkadaşınızla kibar kibar bu meseleleri konuşurken, tebliğ ederken bir yorumdaki muhabbet “sen cehennemde yanarken de bakalım bu yazdıkların aklına gelecek mi?” gibi acayip ama çok acayip derecede, saçma bir cümle kurarak bu arkadaşlığı bitiriyorsunuz. Ne o? diye sorduğunda “yok bişey ya fesbukda saçma saçma konuştu ben de sildim..!” Saçma olan gerçek, gerçek olan saçma oldu maalesef… Cumhurbaşkanı’nın fesbukda gördüğümüz kadar mal varlığı yok emin olun, ya da bizim başımıza örülen bu çorapların alayını İsrail yapmıyor bundan da emin olun, İsrail’in ördüğü çorap kendi başınadır aslında biz gerçek inananlar olsak… Biz adam gibi mücadele edebilirsek eğer İsrail bize zarar mı verebilir?
Dış borç gırtlağı aşıyor evet ama biz sosyal medyaya ayırdığımız vakit kadar üretime vakit ayırıyor muyuz?
Kazandıklarımızı artırmak için mi yoksa bir kişi daha benimle çalışsın da şu işsizlik bir son bulsun için mi çalışıyoruz ya da kazanıyoruz?Sosyal medyadan bakarsak evet biz mükemmeliz, herkes kusurlu… değil mi?
Sosyal medya bir duyuru, bir paylaşım, bir öneri, bir dertleşme mecrasıdır… Siyaset kulvarı değildir, siyasi paylaşım da olur elbet ancak bu, siyaset arenasında bütün imkânın varken sadece sosyal medyadan “koymak” da nerden çıktı? Eylem gücünüzü klavyeden biraz uzak tutun da meydanlarda görelim sizi!
Hayalleri tuvalet duvarında olanın işi sifona kadar ise, hayatı sosyal medya olanın da hayalleri net paketi bitene kadardır…
Selam ve daim muhabbetle