Gençlerimiz liseye geldikten sonra aslında birçok konuda iş işten geçmiş oluyor. O döneme kadar atılan temel üzerinden artık hayatları şekillenmeye başlıyor. Sadece çok çalışkan olanlar, idealist ve disiplinli olanlar, sert dönüşüm yaşayanlar gibi az bir grup genç, istisnai olarak önceki hayatlarından bambaşka bir seyir içerisine girebiliyor. Bugün lise düzeyindeki öğrencilerimize baktığımızda, mezun oldukları zaman bile aşağıdaki sayacağım çok önemli özelliklerden yoksun olduklarını gözlemliyoruz.

Bu özelliklerin çoğu lise çağındaki öğrencilerimizin önemli bir kısmının ortak problemi. Yok denecek kadar az sayıda öğrencimizin durumu belki daha iyi ama bu sayı toplam öğrenci sayısına bakıldığında gerçekten çok yetersiz. Gençlerimiz liseyi bitirmelerine rağmen zamanlarını yönetemiyor, kendi başlarına bir hayat idare etme yetkinliklerine sahip değiller. Hedef koyma ve planlama anlamında çok zayıflar. Yabancı dil konusunda çok ilgisiz, dolayısı ile çok yetersizler. İletişim becerilerinin tümünde çok zayıflar. Kolektif çalışma kültürüne çok uzaklar. Sunum tekniklerini çok iyi kullanabilme donanımlarına sahip olmalarına rağmen bu anlamda da yetersizler. Okumaya değer vermiyorlar, bundan dolayı muhakeme yetenekleri çok zayıf. Konuşmayı çok seviyorlar ama dinlemeyi bilmiyorlar. Araştırmaya, tartışmaya, düşünmeye ve yeni fikirler üretmeye çok az zaman ayırıyorlar. Karşılaştıkları sorunları çözme yetenekleri çok zayıf. Ödüllendirme anlamında kısa vadeli bir beklenti içindeler, bundan dolayı uzun vadeli, sabır gerektiren değerlere önem veremiyorlar. Teknoloji ile çok yakın alakalılar, bu anlamda çok yetenekliler ama maalesef genelde değersiz alanlarda bu yeteneklerini kullanıyorlar. Belki de teknolojik cihazlarla çok vakit geçirdiklerinden olsa gerek, dikkat süreleri çok kısa. Araştırma konusunda da Google ile sınırlı bir yaklaşımları var. Bilgi edinme, kitap okuma, öğrenme ve araştırma gibi şeylere hak ettikleri değeri vermiyorlar. Küçüklere sevgi, arkadaş ve büyüklere saygı konusunda da yetersizler. Ahlâkî değerler anlamında çok eksik ve aşırı sorgulayıcılar. Sosyal anlamda ve iklim, çevre gibi konularda duyarsızlar. Hayatın kendisi ile alakalı deneyim geliştirmedikleri için bilinç olarak da yetersizler.

Buna benzer daha birçok önemli madde sayılabilir. Bu yaklaşım belki gençlerimize yönelik biraz ağır ve sert olmadı mı diye sorabilirsiniz. Yaşadığımız dönem gençlerinin hiç mi iyi yönü yok diye serzenişte bulunabilirsiniz. Elbette var hem de çok fazla. Bu eleştirel yaklaşımdan asıl ders alması gereken inanın geçlerimiz değil, bizzat anne babalar, öğretmenler, okul yöneticileri ve mevcut eğitim sistemidir. Bu coğrafyada yaşayan her genç bizim ürünümüzdür. Eş, dost, akraba, arkadaş, sosyal ortam ve devletin tüm organları ile etkilediği, yetiştirdiği ya da yetiştiremediği gençler bunlar. Eğer bir yerde sorumlu arayan olursa her şeyden önce aynanın karşısına geçip kendisi ile samimi bir şekilde hesaplaşmalıdır. Kendimizi gözden geçirmeden sorunlarımıza çözüm bulamayız.

Lise öğrencilerinde görülen bu durum, anaokulu, ilkokul ve ortaokulda ciddi eğitim öğretim sorunları var anlamına gelmektedir. Doğal olarak üniversite yıllarında ya da meslek hayatında da aynı şekilde devam edeceğine de bir işarettir. Elbette bir yerde sorunlar uzun yıllar çözülmezse, işlerin düzeleceğine dair umutlar da kaybolur ama her şeye rağmen siz siz olun, asla ümidinizi yitirmeyin. Ailenize ve çocuklarınıza sarılın, aile ortamında bireysel dokunuşlarla çözüm yolları arayın. 21. yüzyıl yetkinlikleri üzerine çalışın. Bugün için başkaca bir beklenti içerisinde olmak maalesef çok mantıklı değil.