Türkiye, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’nü çocuk işçiliğine bağlı can kayıplarının gölgesinde karşıladı. Çalışma çağında olmaması gereken çocukların işyerlerinde hayatını kaybetmeye devam etmesi, çocuk işçiliği sorununu bir kez daha gündeme taşıdı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verileri, çocukların çalışma hayatında karşı karşıya kaldığı risklerin boyutunu gözler önüne seriyor.

AİLE YILI'NDA EN ACI BİLANÇO

İSİG verilerine göre 2025 yılında en az 94 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. 2026 yılının ilk beş ayında ve 11 Haziran'a kadar olan süreçte ise en az 26 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Ortaya çıkan tablo, hükümetin "Aile Yılı" olarak ilan ettiği dönemde çocukların ne ölçüde korunabildiği sorusunu da beraberinde getirdi. Çocuk hakları alanında çalışan isimler, her bir ölümün yalnızca bir iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini, yaşananların ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini belirtiyor.

YOKSULLUK ÇOCUKLARI İŞ HAYATINA İTİYOR

Çocuk işçiliğinin temel nedenleri arasında yoksulluk, hayat pahalılığı ve ailelerin giderek ağırlaşan geçim yükü gösteriliyor. Son yıllarda artan kira, gıda ve temel ihtiyaç maliyetleri birçok hanenin bütçesini zorlarken, bazı aileler çocuklarının elde ettiği gelire bağımlı hale geliyor.Ekonomik krizin en ağır sonuçlarından biri de çocuklar üzerinde hissediliyor. Eğitim çağındaki birçok çocuk okul ile iş arasında tercih yapmak zorunda kalırken, bazıları ise tamamen çalışma hayatına yöneliyor. Bu durum yalnızca bugünü değil, yoksulluğun gelecek kuşaklara aktarılması riskini de beraberinde getiriyor.

ÇOCUKLARIN YERİ TEZGÂH BAŞI DEĞİL, OKUL SIRALARIDIR

Sivil toplum kuruluşları, erken yaşta çalışma hayatına dahil edilen çocukların eğitimden uzaklaştığını ve çok yönlü risklerle karşı karşıya kaldığını vurguluyor. Özellikle tarım, sanayi ve küçük işletmelerde çalışan çocuklar iş kazaları, uzun çalışma saatleri ve sağlıksız çalışma koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Çocukların eğitimden kopması yalnızca bireysel bir kayıp olarak görülmüyor. Eğitim imkanlarından mahrum kalan çocukların gelecekte daha düşük gelirli ve güvencesiz işlerde çalışma ihtimalinin arttığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle çocuk işçiliği, aynı zamanda toplumsal kalkınma ve fırsat eşitliği açısından da önemli bir sorun olarak değerlendiriliyor.

SOSYAL DESTEK ÇAĞRISI

Çocuk işçiliğiyle mücadele eden kuruluşlar, sorunun yalnızca denetimlerle çözülemeyeceğini ifade ediyor. Ailelerin ekonomik olarak güçlendirilmesi, sosyal destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve çocukların eğitimden kopmasının önlenmesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar ise çocukların aile bütçesine katkı sağlamak zorunda kalmadığı bir düzenin oluşturulmasının çocuk işçiliğiyle mücadelede en etkili adımlardan biri olacağını vurguluyor. Sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi ve nitelikli eğitime erişimin artırılması da çözüm önerileri arasında yer alıyor.

12 HAZİRAN'DA VİCDAN MUHASEBESİ

Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü dolayısıyla yapılan değerlendirmelerde, çocukların omuzlarına geçim yükü yüklenmemesi gerektiği vurgulanıyor. Her çocuğun güvenli bir aile ortamında büyüme, eğitim alma, oyun oynama ve sağlıklı gelişme hakkına sahip olduğu hatırlatılıyor. Çocuk işçiliğine ilişkin veriler, ekonomik sorunların en ağır yüklerinden birinin çocukların omuzlarına bindiğini ortaya koyuyor. Çocukların iş cinayetleriyle değil eğitimdeki başarılarıyla gündeme geldiği, ailelerin geçim sıkıntısı nedeniyle çocuklarını çalıştırmak zorunda kalmadığı bir sosyal yapının oluşturulması gerektiği belirtiliyor.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen