Dünyada sürüp gelen ikinci önemli olay ve gelişme İran meselesidir.
Atom bombası veya başkaca güçlü bir silahı olmadığı halde, ABD iftira etmiş ve Irak a saldırarak işgal etmiştir. Ne var ki beklenen sonuç alınamamış, Irak halkı ABD ye yani işgalcilere "hoş geldiniz" dememiştir. Afganlılar ise tarihte olduğu gibi yine teslim olmaz, dağlara çekilir, zamanı gelince vurur ve düşmanı yok ederler. Iraklılar da direnmeye devam ediyorlar. İran da, Türkiye de küresel sömürü sermayesinin güdümünde Irak a saldırmıyor... Başkan Bush ve İsrail şaşkın haldeler, İran a saldırabilirler...
"İran" elbette "Irak" değildir. Coğrafi ve tarihi sebeplerle İran ı fethetmek son derece zordur. Amerikan ordusu karada İran ı yenemez. Şimdiki ABD yönetimi, Demokratlara kanlı bir gelecek bırakmak için saldıracaktır. Bu saldırı Cumhuriyetçilere oy kazandıracak mıdır Bekleyip göreceğiz... Bu olay büyük olaydır. Türkiye de tezkerenin reddi ile ABD nin süper güç oluşu sona ermiştir. İran daki başarısızlığı ise ABD nin süper güç konumunu fiilen sona erdirecek, ABD artık içe dönük siyasete girecektir.
***
Bu arada Türkiye de de çok büyük ve acayip bir olay olmaktadır.
Türkiye de AKP nin yani yüzde 50 ye yakın oy almış olan iktidar partisinin kapatılmaya çalışılması acayiptir. İktidar partisini gizli bir el kapatmaya çalışmaktadır. Kimi güçlerin de bu kapatmaya karşı harekete geçmeyip seyirci kaldığı bir eldir, bu gizli el.
Belirsiz meçhul bu elin hedefi Türkiye yi yıkmaktır.
Başörtüsü davası da bunu açıkça ortaya koydu. Bu gizli el karşısında harekete geçmesi gereken güçler seyirci kalmaya devam ederse, başta borçlanmalar olmak üzere çok yönlü ekonomik baskılara maruz kalan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıkılma tehlikesine maruz kalacaktır. O zaman yeniden istiklâl savaşı yapmak zorunda kalacağız demektir...
Bu arada AKP ister kapatılsın, ister kapatılmasın, fark etmez; artık AKP nin iktidarı son bulmuştur. Ancak, hakimler ve yargıçlar diktatörlüğünü Türkiye de kalıcı yapmak için AKP yi kapatmayabilirler, Erdoğan ve Gül de biraz daha o makamlarda kalırlar...
Bu durumda hakimler ve yargıçlar diktatörlüğü devam edemeyeceği için başka birileri onların yerini alır.
Bu/nlar "kim/ler" olabilir
***
Kemal Derviş olabilir mi
Kemal Derviş in yeniden gündemde olması da büyük ve önemli olaydır. Önemlidir, çünkü bir önceki dönemde Türkiye ye geldiğinde ülkemize ne gibi "siyasi ve ekonomik travmalar" yaşattığı hepimizin malumudur. Onları şöyle bir hatırlayınız...
Kemal Derviş veya bir başkası; bu kişi veya kişiler kim olurlarsa olsunlar, elbette "küresel sömürü sermayesinin temsilcileri" olacaklardır.
Mesela Kemal Derviş olabilecektir. Bu kişinin şahsında yapılmak istenen Kırgızistan, Gürcistan ve Ukrayna misali bir devlet yönetimi oluşturmaktır. Bu gelen "kişi/ler" belki de ilk iş olarak başörtüsü sorununu çözecek, birkaç yıl Türkiye rahat nefes alacaktır. Bu arada önce ordu zayıflatılıp yok edilecektir, çünkü Türk ordusu varken Türkiye yi yıkmak mümkün değildir. Güçlü Türkiye yıkılmadan da İsrail imparatorluğu kurulamaz...
Evet, gelişmelere bakılırsa "2008 yılının önemli yıl olduğu ve olacağı" bellidir. Bunun böyle olacağını 2002 lerde de yazmıştık. Biz o zaman "Adil Düzen"in geleceğini savunmuştuk. Şimdi sesimizi yükseltip de böyle böyle olacaktır diyemiyoruz; bekliyoruz... Ama şu kesin bilinmelidir ki, "Adil Düzen" ülkemize ve bütün dünyaya Türkiye den gelmeye başlayacaktır. Beklentimiz, bu sonucun 21. yüzyılın ilk 33 yılı içinde gerçekleşmesidir.