Soru: Zekât nedir

Cevap: Bismillâhirrahmanirrahim

Lügatte: artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hâl ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allah rızası için dinen zekât alabilecek durumdaki muayyen kişilere verilmesi demektir.

Malî ibadetlerden biri olan zekât, İslam’ın beş temel esasından olup, hicretin ikinci yılında Medine-i Münevvere’de farz kılınmıştır. Bu hususta Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Namazı dosdoğru kılınız, zekâtı veriniz ve Resûlullah’a itaat ediniz ki ilahi rahmete kavuşturulasınız.”

“Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.”  

Zekatın Mahiyeti ve Önemi

Soru  : Zekâtın mahiyeti ve önemi nedir

Cevap: Bismillâhirrahmânirrahîm.

Zekât, nisab yani dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda mala sahip olan kimselerin Allah rızası için muayyen kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder.

Zekâtın sarf yerleri Kur’an-ı Kerim’de ayrıntılı şekilde açıklanmış,  nisabı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir. 

Buna göre temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişi, diğer şartlar da yerine gelmişse bu mallarının zekâtını vermesi gerekir.

Nisab: Altında 20 miskal (80. 18 gr), devede 5, sığırda 30, davarda 40’tır.

Zekâtın farz olması için şartlar: Malların nami yani üreyici olması, sahip olunduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi, borcundan ve asli ihtiyaçlardan fazla olmasıdır.

Zekât, Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet-i kerimede namaz ile birlikte zikredilmiş Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de zekâtın İslam’ın en temel ibadetlerinden biri olduğunu bildirmiştir.

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde zekâtın ardı ardına zikredilmesi toplumların ruhi olgunluğa ulaşmasında bu iki ibadetin rolünü göstermesi bakımından son derece önemlidir. İyiliğe erişmenin ve muttaki bir mümin olabilmenin ilk şartlarından biri: Zekât vermektir. Aynı zamanda zekât kurtuluşa eren müminlerin vasıflarından biridir. Bütün bunlara ilaveten zekât vermek, ALLAH Teâlâ’nın rahmetini celbeden hususlardandır.

Kısacası zekât, malı temizleyen ve manevi arınmaya vesile olan bir ibadettir. Ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde sıklıkla emredilen zekâtı vermemek müşriklerin vasfı olarak görülmüş ve Kur’an-ı Kerim’de bu durum yerilmiştir.

İbadetler Allah rızası için yapılır. ALLAH Teâlâ’dan başkası adına ibadet yapılamayacağı gibi, Allah rızası dışında başka bir amaçla da ibadet yapılamaz. Allah rızası için yapılan ibadetlerin maddî ve manevî hayatımız üzerinde çok olumlu etkileri vardır. 

Allah’ı anma vesilesi olan ibadetler; her şeyden önce müminlere Allah katında değer kazandırır. İmanımızın olgunlaşmasını, ruhlarımızın yücelmesini, kalplerimizde Allah sevgisinin yerleşip yeşermesini sağlar. Bizleri kötü düşüncelerden, her türlü zararlı alışkanlıklardan, çirkin iş ve günahlardan, yanlış söz ve davranışlardan uzaklaştırıp ahlakî güzelliğe kavuşturur. Kalplerimizi çeşitli sıkıntılardan, üzüntülerden ve stresten korur. Gönüllerimize huzur ve mutluluk verir. Yaratılışımızda mevcut olan aşırı duygu ve eğilimleri frenleyerek, hayatımıza düzen ve istikrar getirir. Konumuzu teşkil eden zekât da hayatımızı anlamlı kılan, bize rabbimizin sevgi ve rızasını kazandıran, bireysel ve toplumsal hayatımızda çok önemli yeri ve olumlu etkileri olan ibadetlerimizden biridir.

Zekat Kimlere Farzdır

Soru: Zekât kimlere farzdır

Cevap: Bismillâhirrahmanirrahim

Bir kimsenin zekât vermekle mükellef olması için Müslüman, hür, akıllı, buluğ çağına erişmiş olması; borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı mahiyette yani kazanç sağlayıcı nitelikte ve üzerinden bir yıl geçmiş nisap miktarı mala sahip olması gerekir.