Sanıyorum iktidarlar için en sevimsiz şey devletin kontrolü altındaki ürünlere zam yapmasıdır. Bu zammın doğrudan fiyat artışı ile ya da vergileri artırmak suretiyle bunun fiyatlara yansıması sonucu ortaya çıkmış olması çok önemli değildir. Çünkü, halk neticede aldığı bir ürün ya da hizmete ödediği parayı bilir. Bu bakımdan iktidarlar için fiyat artışı çok sevimsiz bir iştir. Hele bir de siyasilerin bu zammı savunmak zorunda kalmaları işi daha da sevimsizleştirir. Çünkü, yapılan zamları inanarak savunmak pek mümkün olmaz. Kaldı ki, zammın gerekliliğine bir siyasinin inanıyor olması sadece kendisini ilgilendirir. Halkı ilgilendiren ise eline geçen para ile ihtiyaçlarıdır. Eline geçen çok az, ihtiyaçlar fazla ise ve bunu karşılayamazken, gelen yeni zamlar ile hayatı daha da çekilmez hale geliyorsa zammın siyasiler tarafından savunuluyor olması halk nezdinde tepkiye dönüşür, savunanları sevimsizleştirir.

Petrol, doğalgaz ve elektriğe arka arkaya gelen zamlar karşısında sadece halkımız sıkıntıya düşmüyor, ekonomi raydan çıkıyor. Enerjiye zam demek iğneden ipliğe kadar her şeye zam demek. Çünkü, enerjideki fiyat artışı bir ürünün imalatından tüketiciye ulaştırmak için gerekli olan nakliyeye kadar her noktada fiyat artışına sebep olur. Bunun sonucu ne olur bilir misiniz Tarlada kilosu 5 kuruşa zor alıcı bulan karpuz pazara geldiğinde sadece nakliye masrafı sebebiyle 50 kuruşa ulaşır. Kısacası, zam demek dar ve sabit gelirli için felaket demektir.Çekilen sıkıntının daha da koyulaşması anlamına gelir.

Bu bakımdan son elektrik zammının ardından bazı ilgililerin savunma bakımından söyledikleri sözler gerçekten o kişilerin içinde bulundukları sıkıntıyı gösteriyordu.

Söz gelimi bir bakan, "Elektriğe sanayide yapılan yüzde 22lik zam fazla değil", bir başka bakan ise "Zammın amacı tasarruf" bu arada zammı savunmakta gerçekten zorlanan bir bakan da Ankara Sanayi Odasında konuşurken, "Size karşı zammı savunduğum için üzgünüm" demiş ve en doğrusunu söylemiş. Sanyicinin karşısında elektrik zammını savunmak elbette doğru olmaz, savunan için de gerçekten çok sıkıntılı bir durumdur.  Belki de gerçekten bu zam mecbur kalındığı için yapılmış olabilir. Ama, ülkeyi yönetmek demek işleri mecbur kalacak noktaya getirmemek, daha işin başında gereken tedbirin alınması demektir. "Saldım çayıra Mevlam kayıra" mantığı kısa sürede iflas eder ve sonunda pek çok şeye mecbur kalınabilir. İyi de bu mecbur kalınışın sonunda sanayimiz çöküyor, insanımız için hayat çekilmez hale geliyorsa yapılan zammı "Mecbur kalındığı için yapıldı" diyerek savunmaya kalkışmak  yeterli ve inandırıcı olamaz.

Peki 6 ay sonra yine mecbur kalındı denilerek benzer oranlarda elektriğe, doğalgaza zam yapılacaksa ne olacak

Zam sevimsizdir ve yapılan zammı savunmak zorunda kalmak çok daha sevimsizdir. Bu bakımdan önemli olan tedbiri baştan alabilmektir. Tedbirin ne olduğunu bilmiyor, gerekli tedbiri alamıyorsanız millete çile çektirmiş olursunuz. Bunun hesabını da millet kısa zamanda sorar.

Felaket tellallığı yapmayı sevmiyorum ama, enerjide gelen fiyat artışları önümüzdeki 6 ay içinde üretim ve istihdama yansıyacaktır.

Ne demek üretime ve istihdama yansıyacak

Gelen zamlar maliyetleri artıracak, piyasada rekabet imkanı azalacak, bu ise üretim azalması ve istihdamda daralmaya yol açacak demektir. Yani enerjide fiyat artışı sadece evlerde yaktığımız iki ampulden birini söndürerek aşılacak bir problem değildir. Biz evlerimizde gönül rızası ile ampulün birini söndürürüz de sanayide de tasarruf isterseniz işte o zaman çok daha büyük sıkıntılar gündeme gelecek demektir.