Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Köker, Türkiye‘nin kısmı Anayasa değişikliklerine değil bütünüyle yeniden inşa edilen bir Anayasa‘ya ihtiyacı olduğunu söyledi.

ESAM‘da ‘Türkiye‘nin Anayasa anlayışında temel sorunlar‘ konulu bir konferans veren Prof. Köker, yıllardır tartışılan Anayasa sorunun 50-60 senedir çözülemediğini ifade etti. Türkiye‘nin 2007 yılında yeni bir Anayasa yapmak için yola çıktığını ve Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin değişikliğin ardından şu anda ikinci kez kısmi bir Anayasa değişikliği gerçekleştirildiğini vurgulayan Köker, 2008 yılında Anayasa‘nın 2 maddesini değiştiren bir Anayasa girişiminde bulunan Meclis‘in 411 milletvekilinin oyuyla üniversitelerdeki anlamsız başörtüsü yasağını kaldırmak için bir Anayasa değişikliğini kabul ettiğini hatırlattı.

Başörtüsü yasağı kanuni değil

Köker, "Ben o değişikliklerin, başörtüsü yasağını kaldırmaya, yarayabileceği konusunda kuşkularım vardı. O düzenlemeler, o yasağı kaldırmaya yetmez. Çünkü yasağın kanuni dayanağı yok. Dolayısıyla Anayasal ve yasal hiçbir dayanağı olmayan bir yasağı, böyle alel usül ve çok iyi ifade edilmemiş bir Anayasa değişikliği ile kaldırmak zaten mümkün değil. Çünkü olmayan bir şeyi kaldırmaya çalışıyorsunuz aslında. Ama muhtemelen bunun farkında değillerdi" diye konuştu.

Köker, işin asıl ilginç tarafının ise, Anayasa Mahkemesi‘nin de bu düzenlemelerin yasağı kaldırmaya dönük olduğu ve bununda laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa değişikliğini iptal ettiğini hatırlattı.

Muhtemelen iptal edilir

Şu anda yine bütünsel bir Anayasa değişikliği yerine yine kısmi bir Anayasa değişikliği yapıldığını vurgulayan Köker, "Bu seferde başta CHP olmak üzere muhaliflerin de iddiası şu; bu değişiklikler yargı bağımsızlığını ortadan kaldıracak. Dolayısıyla hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmıyor ve bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz diyorlar. Eğer yeterli imza bulunursa gerçekleşme sürecinde bulunan bu Anayasa değişikliklerinin de, 2008‘deki değişikliklerinin akıbetine uğraması çok kuvvetle muhtemel görünüyor. Bu kez de, bu değişikliği gerçekleştiren siyasi partilerin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak değil de, hukuk devleti ilkesine karşı eylemlerin odağına haline geldikleri için kapatma davasına muhatap olabilecekleri gibi bir ihtimalle karşı karşıya bulunuyor. İnşallah böyle bir şey olmaz" dedi.

İki sene önce yaşanan şeyin yeniden bir kez daha yaşanmasının mümkün olduğunu vurgulayan Köker, "Tarih, tekerrür eder. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? diyor Mehmet Akif. Yine Marx, diyor ki, tarih tekerrür ederse birincisinde trajedi ikincisinde komedi olur. İnsanlar artık gülmeye başlarlar. İnşallah böyle bir komediye dücar olmayız. Çünkü bu Anayasa meselesi ciddi bir mesele. Aslında yeniden bütünüyle bir Anayasa inşa etmek gerekiyor" dedi.

Meclis üye seçmeliydi

Devletteki vesayetçi sistemin kaldırılması için sadece Anayasa Mahkemesi‘nin yapısında yapılacak değişikliğin yeterli olmayacağını vurgulayan Köker, Anayasa Mahkemesi üyelerinin sayısının 17‘ye çıkarılmasının iyi bir gelişme olduğunu ancak bunun en az 8‘inin TBMM tarafından seçilebilir olması gerektiğini vurguladı. Köker, "Bu değişiklikle yine Cumhurbaşkanına çok fazlı yetki veriliyor. Bunun mahsuru şu: Şu anki Anayasa sistemine göre Cumhurbaşkanı, yetkili ama sorumsuz. Bu çok garip bir durum. Hukuk garabeti. Tam bir 12 Eylül mantığı" dedi.

HSYK‘nın yapısı ile ilgili değişikliği de değerlendiren Köker,  mevcut durumda HSYK üyelerinin Yargıtay ve Danıştay tarafından, bu iki yüksek yargıya ise HSYK tarafından üye seçildiği hatırlatarak, "Yani dolayısıyla birbirlerine üye seçiyorlar. Buna da yargı bağımsızlığı deniyor. Bu başka bir şey" diye konuştu.

Şimdi önerilen modelde üye seçiminde TBMM‘nin olmamasını eleştiren Köker, " 6 bilim adamının hazırladığı 2007 Anayasa taslağında TBMM, HSYK‘ya 5 üye seçiyordu. Meclis‘in bu yargı organların oluşmasında mutlaka devrede olması lazım" dedi.

Başkanlık değil diktatörlük olur

Başbakan Erdoğan‘ın başkanlık sistemine ilişkin görüşlerini de değerlendiren Köker, "Türkiye açısından, bugünkü idari ve siyasi yapımız korunduğu takdirde, Başkanlık sistemi yerine Başkancı sisteme, yani bir tür diktatörlüğü dönüşme ihtimali çok kuvvetlidir" diye uyardı. Başkanlık sistemi konuşulurken yerel yönetimlerin hatta federasyonun bile konuşulması gerektiği üzerinde duran Köker, "Başkanlık sisteminin en başarılı şekilde uygulandığı tek örnek, ABD. Orası da bir federasyon. Geri kalan her yerde, askeri ve sivil diktatörlüklerle sonuçlandı" diye konuştu.

"Balyoz Planı" iddiaları soruşturması

"Balyoz Planı" iddiaları soruşturması kapsamında hakkında yakalama emri çıkarılan emekli Orgeneral Çetin Doğan‘ın da aralarında bulunduğu 11 şüphelinin tahliye edilmesi talebi reddedildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından, yapılan itiraz başvurusu üzerine dün tahliye edilen Albay Abdullah Zafer Arısoy, Yarbay Levent Çehreli ve emekli Albay Ümit Özcan ile ilgili kararın, mevcut delil durumu gözönünde bulundurularak alındığı öğrenildi. Beşiktaş‘taki İstanbul Adliyesine gelen, tutuklu emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol, emekli Albay Emin Küçükkılıç, emekli Albay Ali İhsan Çuhadaroğlu ve Albay Murat Özçelik‘in avukatları, İstanbul Nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesine müvekkillerinin tahliye edilmesi talebinde bulundu. Başvuruları değerlendiren üye hakim, talepleri reddetti. Nöbetçi hakimin kararına itiraz başvurusu yapılan mahkeme heyeti de nöbetçi hakimin verdiği kararda usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle, tahliye taleplerini reddederek, 4 şüphelinin tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Muhabir: Haber Merkezi