Ne yazık ki hala tanımlaması yapılamamış laiklik anlayışı yüzünden çocuklarımız okullarımızda yeterince dini eğitimlerini alamamakta. Bu yüzden yaz tatillerinde köşe bucak kurs, dershane arayarak bu eksikliklerini tamamlamak için koşuşturarak adres arayan veliler uygun bir kurumda çocuklarına dini bilgi ve eğitimlerini aldırmak için çabalamaktalar. Bu kursların kimileri sempati ile dine ısındırmak için haftada bir yüzme, gezi, piknik gibi güzel programlar yaparken kimilerinin de yanlış davranışları yüzünden çocuklar dinden imandan soğumaktalar. Mesela geçen hafta birinci dönem sonu öğrencileri için sohbet toplantısına davetli idim. Daha binaya girerken pırıl pırıl bir giriş antresinde karşılandıktan sonra en üst kattaki çok amaçlı mescidin sandalyelerle tiyatro salonuna dönüştürülen sahnesinde kurs öğrencilerine stand up tarzı özel bir program yaptım. Hepsi çok mutlu ve memnun idiler iki yüzden fazla hem de yatılı öğrenci. Ama içimi sızlatan durum ise hala 28 Şubat yasağı yüzünden 12 yaş altındaki çocukların Kur an dersleri almaktan men edilmiş olmasıydı. Bu tür hassasiyetlere sahip kitleden oy almasına rağmen bu ihtiyaca cevap veremeyen mevcut iktidarın acaba başka ne gibi öncelikleri olabilir diye düşünmeden edemiyor doğrusu insan

HANNAS MEDYA

Rabbim ne güzel yapmış da bizi dünyada başıboş bırakmayıp nebi-insan, kitap-rehber önderliğinde hayat boyu yolumuzu aydınlatmış. Bunu niye söyledim Bakıyorum da bugünkü toplumumuzda hidayet bulmamış insanlarımızın rahatlıkla günlük gazete, radyo ve televizyonun yönlendirmesi ile düşünüyor, kabullerini onlara göre benimsiyor olması, maalesef. Yani kendine mahsus özgürce olayları akledip düşünemiyor olması! Sonunda, yani, rehber kitabın son suresinde belirtilen de ki, sığınırım ben, Rabbine insanların, Efendisine insanların, İlahına insanların. Vesvese veren Hannas ın (medya) şerrinden. Elhamdülillah, ne mutlu Kitabı mübinin uyanlarına..

HAFTANIN FIKRASI

Erdoğan, kapatma davasının kapanmasından sonra eğer gevşer de Ergenekon u ciddiye almazsa sonunun nereye çıkacağına dair internette bir Temel fıkrası dolaşıyor, bu günlerde:

Avcılar, Temel in önderliğinde ormanda ilerliyormuş. Karşılarına küçük bir delik çıkmış. Temel: "- Yatın, tavşan deliği" demiş. Yatmışlar. Delikten tavşan çıkmış. Avlayıp yola devam etmişler. Yolda bakmışlar, daha büyük bir delik... Temel: "- Yatın tilki deliği" demiş. Yatmışlar. Tilki çıkmış, vurmuşlar.. Sonra delik büyümüş: "- Yatın ayı ini" diye bağırmış Temel... Ayıyı da avlamışlar. Temel in her şeyi bilmesinin rahatlığıyla keyiflenmiş avcılar... Bir süre sonra kocaman bir delik çıkmış karşılarına... Temel e bakmışlar. Temel: "- Uşaklar" demiş, "...ne çikacağunu bilmeyrum. Siz yatın, ne çikarsa bahtumuza!" Ertesi gün gazetelerde şu haber varmış: "Dört avcı, tren altında kaldı."