Geçen sene liseli öğrencilerle bir yaz etkinliği. Dijital çağın çocukları olmaları hasebiyle dikkatlerini verilmesi gereken konulara yoğunlaştıramıyorlar. Bir ay kadar süren programa katılanların tamamı dini hassasiyetleri olan ailelerin çocukları, üçte bir oranında da imam hatipe devam eden öğrenciler. Yani düşünüyorsun ki ortak noktalar mevcut, bazı ortak kavramları biliyorlardır; bu düşünce ile yaklaşıyorsun. Ortak kavramlar hangi hedef kitlesi olursa olsun önemlidir. Ortak kavramlar üzerinden yola çıkarak hitap edilen kitle ile daha sağlıklı fikir, düşünce, duygu, his paylaşımında bulunabilirsiniz.
Etkinliğimize başlıyoruz. Esas konuya geçmeden temel bilinmesi gereken konuları şöyle bir gözden geçirelim diyorsun ve lise düzeyinde öğrencilere “ef‘âl-i mükellefîn”den diyorsun; öğrenciler ilk defa duymuş gibi bakıyorlar. Şaşırıyorsun, çünkü bu kavramı ilkokul çağında iken öğrenmişsindir ve liseye gelmiş üstüne üstlük imam hatip sıralarından geçmiş öğrenciler bilmiyor. Neyse diyorsun “akıl baliğ olmak” sözünü kullanıyorsun dersin gerekli olan yerinde öğrencilerde niye tepki hiç duymamışlar gibi. Sonunda anlatacağın esas konuyu bırakıp öğrencilere soruyorsun “bu sözleri ilk defa mı duydunuz?” Evet, maalesef “ef‘âl-i mükellefîn” ve “akıl baliğ olmayı” yeni duymuşlar. Ortalama yirmi kişilik sınıftan bilen çıkmamışsa demek ortada çocukların dikkatsizliği ya umursamazlığı değil, bu kavramların bu şekilde öğretilmemesi yatıyordur.
Zaten de yaşadığımız hayat çocuklarımızın hangi konular konusunda eğitildiğini gösteriyor. Çocuklarımız kendi temel kavramlarını lise çağına geldiği halde bilmiyorsa bu sistemin, annenin, dini yaz dönemlerine has kılıp nesil yetiştirmeye çalışanların eseridir. Her geçen sene imam hatipler ve Kur’an kursları arttığı halde bu temel kavramlar bilinmiyorsa buralarda ne eğitimi veriliyor, sormak hakkımızdır. İslam’ın en temel kavramları olan farz, vacip, sünnet, müstehab, mubah, haram, mekruh kavramları toplu ifade eden “ef‘âl-i mükellefîn”i öğrenemediyseler bunun sorumlusu çocuklarımız ve gençlerimiz değildir. Sonunda şaşalı törenlerin yapıldığı yaz kurslarında da neler öğretiliyor acaba?
Kısaca şunları söylemek isteriz. Bu yaz döneminde olsa da bazı temel kavramları çocuklarımıza, gençlerimize öğretmeliyiz. Öncelikle “ilah” kavramı ve ilah kavramının dört manasını. Bu kursların içeriğine sure ezberlerinin, Elif-ba’nın yanında İslam’ın korumak için gönderdiği beş konu da ele alınmalıdır. İslam hayatın/canın korunması, aklın korunması, dinin korunması, malın/mülkiyetin korunması ve namus/neslin korunması için gelmiştir. Burada kastedilen konuları bir Müslüman vakıf olmadan büyümemelidir. Müslümanların Allah’a karşı, ümmete karşı, insanlığa karşı, yaşadığı zaman ve mekana karşı sorumluluğu kuşanarak bir eğitimden geçmelidirler.
Sorumluluk demiş iken, şu “ef‘âl-i mükellefîn” meselesini öğretmeden bu gerçekleşmez. Çocuklarımıza helali, haramı öğretmeden, insanın Rabbine, kendine yaşadığı topluma karşı sınırları öğretilmeden sorumluluk duygusu geliştirilemez. Kul hakkını öğretmeden bir çocuğu Kur’an kursuna göndermiş, din eğitimi vermiş olmayız. İslam sadece birtakım dışsal özellikleri taşımak değildir, yani sadece şekil değildir. İslam baştan sona şuurdur. Çocuklarımıza iki cihan saadetini sağlayacak İslam’ı en doğru şekilde, kamil ve şamil olan şekilde öğretmek büyüklerimizin vazifesidir.
Ortak kavramlarımızdan uzaklaştırılarak bir nesilden fazlasını kaybetmiş oluruz. Ezberlenmesi gereken temel kavramlar zihinlere küçük yaşlarda kazınmalı ki; daha sonra İslam adına ortaya çıkan şarlatanların peşinden gitmesin neslimiz. Çocuklarımıza her fırsatta -sadece yaz mevsimlerinde, okuldan artan zamanlarda değil- İslam solumasını sağlamalıyız. Sizin hayatınızda ne varsa çocukların hayatına o siner. Dindar ailelerin çocuklarında bile bu tür eksiklikler yaşanıyorsa Müslümanlar hayatlarının merkezine neyi koymuşlardır, oturup değerlendirmek zorundadırlar.