Son yıllarda birçok il ve ilçemizde medfun önemli İslam
öncüleri ve tarihe mal olmuş dinimizin sembol yatırlarını anma cemiyetlerinin
çoğaldığını görüyor ve seviniyoruz. Peygamberimizin Ölülerinizi hayırla yâd
ediniz mübarek sözleri bu anma toplantılarına kaynaklık etmektedir.
Geçmişlerimizi ve özellikle önemli dini yatırlarımızı
anmak, hatta mezarlarını ziyaret etmek onlardan ibret almayı gerektirir.
Nitekim Peygamber Efendimiz. Beni ölümümde ziyaret eden hayatımda ziyaret
etmiş gibidir derken Beni hayatımda ziyaret etseydiniz size neler söylerdim
İşte onu düşünün ve benden o sözleri duymuş ve dinlemiş gibi dönünüz demek
istemiştir.
Öyleyse İslam toplumunda örnek olarak yaşamış kişileri
mezarlarında ziyaret ettiğinizde de onların hayatta olarak ziyaret etseydik
bize ne gibi uyarılarda bulunmuş olacaklarını düşünmemiz ve o uyarıları alarak
dönmemiz gerekir.
Yatırlarımızın önemli bir kısmının türbelerinin bulunduğu
yerler lisan-ı hal (durum dili) ile de önemli mesajlar vermektedir. Örnek
verecek olursak Akşemseddin hazretleri Göynük e ilk gelişinde Gölözü mevkiinde
konaklamış ve orayı çok beğenmiş olmasına rağmen sonra yerleşmek üzere
İstanbul dan Göynük e geldiğinde iki derenin birleştiği ve genellikle kayalık
dört yamaçtan ibaret olan mahalle yerleşmesinde çok önemli bir mesaj vardır.
Akşemseddin eğer gidip Gölözü ne yerleşseydi sevenleri ve özellikle müritleri
onun yakınına yerleşecek ve böylece zaten az olan ovacıklardan biri meskenlerle
dolacak, o verimli arazi kapatılmış olacaktı. Ama Fatih in hocası olan bu zat
taşlık bayır-baca olan mahalle yerleşmek suretiyle Ovalara ev yapmayın; zor da
olsa bu kayalıkları kırarak buralarda mesken kurun; ovacıkları ekinlere
bırakın demiş olmaktadır. Onun İstanbul u bırakıp taşraya çıkması da zaten
hızla nüfusu artan bu şehrin daha da kalabalıklaşması ve Anadolu nun boş
kalmasını önlemeye atfedilebilir.
Bazı İslam öncülerinin büyük şehirler varken küçük şehir
ve kasabalara, hatta köylere yerleşmesi de demografi (nüfus durumu)
politikasının İslam da fiilen uygulandığını göstermektedir.
Hacı Bayram Veli nin Ankara nın o gün bir köyü sayılan
Solfasıl- a yerleşmesi de müritlerini oraya çekmiştir. Biraz önce
bahsettiğimiz Akşemseddin müritlik yıllarında Ankara ya çeken de o dur.
Akşemseddin in meşhur rüyası bir vesileden ibaret sayılabilir.
Kastamonulu Şaban Veli öğrenimini bitirdiği İstanbul da
manevi bir mürşit arayıp da onu ancak Bolu da ve hem de Elmalı köyünde bulması
Hayreddin Tokadi hazretlerinin orayı mesken tutması ilahi bir nüfus dağıtımına
işaret etmektedir
İşte manevi zatları anma cemiyetleri bize bu dengeli
nüfus politikasını zerk etmelidir.
Başta devlet adamlarımız olmak üzere tüm halkımız dengeli
nüfus yerleşimi konusunda manevi zatları örnek almalıdır. Peygamberimizin
sırtındaki peygamberlik mührünü öpen Ükkaşe Hazretleri niçin
Gaziantep/İslahıye nın bir köyünde ve bir tepede, Tayfur Bistami Hazretleri
neden Kırıkhan ın bir tepeciğinde yatmaktadır Bunların cevabı içinde dengeli
nüfus yerleşimini sağlamak olduğu da bir gerçektir.
Allah dostlarının fiilen hatırlattığı dengeli nüfus
dağılımını bozanlardan olmayalım.