Bu sefer bomba Gazze’nin üstüne düşmedi sanki evlerimizin ortasına düştü. Ekranlardan evimize düşen sözler insan olan herkesin tüylerini diken diken ederdi. AKP’nin Genel Başkan Yardımcısının katil işgalci ile ticareti savunan açıklaması aslında yedi aydır katil ile devam eden, önce iktidar ve destekçileri tarafından yalanlanan sonra da kabul edilen ticaretin iç yüzünü ortaya koyuyordu.
İktidarın üst düzey yöneticisi "Yani eyvallah! İsrail'in Müslümanlara yaptığı bebek katliamını nefretle kınıyoruz. Ama diğer taraftan da ticaretin hiç kimseye zarar vermeyen bölümleriyle ilgili de, İsrail serbest ticaret anlaşmamızın olduğu bir ülke. 6 satıp 1 aldığımız bir ülke. Onunla ilgili daha hassas olmamız gerektiğine inanıyorum. Bununla ilgili de çalışıyoruz” derken sanki yüksek bütçeli çekilen bir savaş filmden bahsediyordu.
Katil sanki 1917’den beri insanların evlerini yıkarken, Filistin topraklarında terör faaliyetleri yaparken, Mescid-i Aksa’yı işgal ederken, insanları topraklarından sürerken bir savaş filmi çekiyor. Der Yasinler de bir film sahnesiydi, Mescid-i Aksa’yı kundaklama çalışmaları da, di mi? 1994'te, Filistin'in el Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii’nde bir Yahudi fanatik olan Baruch Goldstein’in bir sabah namazında ibadet halindeki Müslümanları katletmesini de AKP’liler bir film sahnesi sanıyor galiba?
Şu da ne güzel bir film sahnesi olurdu ama? Filistinli gazeteci Youmna El-Sayed anlatıyor. Gazze’de Nasır Hastanesi yakınlarında 11-12 yaşlarında bir çocuk, yüzünde morluklar var ve sırtına taktığı çantadan kanlar akıyor. Bu durum üzerine doktor çocuğun sırtındaki çantayı açtığında içinden çocuğun kardeşinin cesedi çıkıyor. Çocuk kardeşinin cesedini sırt çantasında hastaneye getirmiş. Bir film sahnesinde bile akla gelmeyecek sahne! Bu ümmetin çocukları kardeşinin kanlı cesedini sırt çantasında taşımaya mahkum ediliyor. Ama bizim iktidarın üst yetkilisi bu sahneye sebep olan terörist kuruluş İsrail ile “ticarete zarar vermeyecek” tedbirler konusunda hassas olmaktan bahsediyor.
Gazze’de yaşananlar bir savaş filminden görüntüler değil beyler, bayanlar! Sizlerin konforlu yaşamlarınızda ekranlardan görüp rahatsız olduğunuzda kanal değiştirdiğinizde katil öldürmekten vaz geçiyor değil. Vicdanlarınızı rahatlatacak kadar “Kınadık ya, daha ne yapalım? Biz ticaretimize, hayatımıza devam ederiz. Uluslararası ticaret angajmanlarına uyarız” diyeceğiniz olaylar değil! Birçok ailenin yok olduğu bir soykırım yaşanıyor.
Gazze’de ümmetin çocukları ümmet tarafından sahipsiz bırakılmanın en dip noktasını yaşıyorlar. Katil işgalci İsrail’in vurmasıyla annesiz babasız kalmış ilkokul yaşından küçük çocuklar birbirlerine sarılıp birbirlerini teselli ediyorlar. Annesi babası şehit olmuş kendisi ise kardeşinden bir iki yaş büyük olan abi, “Kardeşim benimle oynamak istiyor. Hareket etmemi istiyor. Ama bu kopmuş ayağımla onunla nasıl oynayabilirim?” derken ülkemizde koca koca adamlar(!) İsrail’e zarar vermeden ticarete devam edilmesi gerektiğini savunuyor. İşgalci saldırgan katil İsrail’i hareketsiz bırakmayı düşünmek, zulmü durdurmanın yollarını aramak yerine kendi ticaretini düşünüyor. Masumların ahı değmiş maldan, mülkten, iktidardan kime hayır geldi ki sizin ticaretiniz kesata uğramasın?
Aksa Tufanı’nda sonra yaşananları şöyle hızlıca göz geçirelim. Ticaretin hangi kısmı zararsızmış! En masum olan içme suyunu ele alalım. Herkes biliyor ki ülkemizden katil teröristlere içme suyu gittiğini. Ve katil pislikler içtikleri suyu içip içip sosyal medyalarında paylaşıp Filistinliler ile dalga geçtiler. Şimdi su gayet masum bir içecek. Her insanın en temel hayat kaynağı. Katil teröristlerin bu Türkiye’den gelen içme suyu şişelerini paylaştıkça yıllardır ülkesini kanı pahasına koruyan Filistinli direnişçiler ne hissetmiştir? Peki, içme suyuna ulaşmak için çırpınan Gazzeli çocuk ne düşünmüştür?
“Ticaretin hiç kimseye zarar vermeyen bölümleri” derken neler kastediliyor merak edilesi. Mesela nükleer silah yapımında kullanılan “bor” maddesinin zarar vermemesi nasıl bir şey? Nerede kullanılıyordur bor? Katil İsrail katlettiği Filistinlilerin kanını temizlemek için hijyen maddesi olarak mı kullanıyordur?
Gazze’de yaşananlar bir film sahnesi mi de “katliam ayrı, ticaret ayrı” kafası yaşanıyor. ANAP’ın Körfez Krizi’ndeki “Bir koyup üç alacağız” zihniyetini de hatırlatan bu açıklama AKP zihniyetini ortaya koyması ve kıvırmadan katil ile ticareti kabul ettiklerinin ispatı oldu.
Başka yazımızda da bu zihniyetin temel esaslarını ele alacağız. Herkes kendini uluslararası angajmanların, anlaşmaların geçmeyeceği güne hazırlasın!