Kapitalizm elbette kendi kültürü ile birlikte toplumlara yerleşiyor. Paranın putlaştırılması, ondan başka bir değer ölçüsünün tanınmaması ve daha da kötüsü "her şeyin bir bedeli vardır" anlayışı kapitalist kültürün unsurlarıdır..Ülkemizde uygulanan "Vahşi kapitalizm" bir başka ifade ile "Kumarhane kapitalizmi"nin elbette bizim tarihin derinliklerinden süzülüp gelen kaynağını vahiyden alan kültürümüz ile bir ilgisi yoktur. Bu bakımdan ülkemizde yıllardan beri yoğun bir şekilde kültür kirlenmesi ve yozlaşması yaşadığımızı, artık önemli olanın istenen hedefe ulaşmak, bunun için her türlü yalakalığın ve soytarılığın kapitalist kültürde normal hale gelmiş olmasıdır.

Bir ülkede bir takım mevkilere gelmek, maddi çıkarlar elde etmek için yalakalık geçer akçe haline gelmişse  o ülkede her alanda ve meslekte yalakalara hem de bol miktarda rastlamak doğaldır. Çünkü, artık ülkemizde yalakalık bir karakter zaafı olarak algılanmaktan çıkmış, gemisini yürüten kaptan deyiminin bir unsuru haline gelmiştir. İşin üzüntü veren yanı toplumda yalakaların sayısı her geçen gün biraz daha artarken, yalakalığın prim yaptığını görmek ayrı bir üzüntü kaynağıdır. İnsanlar özellikle de lider ya da yönetici konumunda olanlar çevrelerinde doğruyu söyleyenleri değil, kendi düşüncelerini körükörüne tasdik edenleri tutuyor, onlarla birlikte olmayı tercih ediyorlar..

Meseleye bu açıdan baktığımızda bizim meslekte de fikrin mücadelesini verme yerine yalakalığın geçmesini yadırgamamak gerekir. Patronlarından aldıkları yüksek ücretlerle yüksek bir hayat standardı yakalamış olan bazı meslektaşlarımızın bu standardı kaybetmemek için bazen patronlarının gözüne girebilmek, bazen de devlet erkanı ile ilişkileri iyi tutabilmek adına isteyerek olmasa bile zaman zaman yakalık yapmalarının aslında yadırganacak bir yanı yoktur. Hatta toplumun belli bir kesimine karşı sürdürülen acımasız mücadele ve saldırıların altında bu yalakalığın yattığını söylemek yanlış olmaz.

Yalakalığın da farklı olanları vardır elbette.. Bir tür yalakalık vardır ki daha işin başında vıcık vıcıktır.. Kendisine yalakalık yapılan da yapan da bu cıvıklığın farkındadır. Bu tip yalakalar bu işi meslek haline getirmiş olduklarından yalakalıklarının yüzlerine vurulmasından da rahatsız olmazlar. Bunlar karşılarındaki kişinin fikri yapısına hiç aldırmazlar. Bunlar için önemli olan o anda işinin görülmesi, istediğini elde edebilmesidir. Olaya siyasi partiler açısından bakıldığında yalakalar için öncelikli olarak yalakalık yapılması gerekenler iktidar sahipleridir. İkinci sırada ise iktidara gelme ihtimali yüksek olanlar gelir. Bu bakımdan iktidar mensupları karşısında nasıl el oğuşturup etek öpüyorlarsa yarını da düşünerek muhalefet partileri içinde bulunan bazı parti yöneticilerine de arada görünmeyi, saygıda kusur etmemeyi yeğlerler. Ama, bugün iktidar olduğu için her türlü şaklabanlığı yaptıkları kişi ya da kişiler şu ya da bu sebepten iktidardan düşecek olurlarsa onları bir daha görmek mümkün olmaz. Ta ki ufukta yeni bir iktidarın görünmesine kadar.

Bilmem yalakalık ile saygıyı birbirinden ayırdığımı söylemeye gerek var mı Bazen yalakalık saygı gibi takdim edilmeye kalkışılsa ve bazı iktidar mensupları yalakalığı saygı gibi algılıyor olsalar da en büyük zararı, kötülüğü yalakalardan görürler. Bunu anladıklarında ise iş işten geçmiş olur..

Vahşi kapitalizmin ortaya çıkardığı bu karakter zaafı maalesef işlerin daha da kötüye gitmesinden başka bir sonuç vermez.