Rabbü l-Alemin şöyle buyurur: "Bir de, eğer onlar, ehl-i kitap Tevrat ı, İncil i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur ân-ı Kerîm in hükümlerini ikame, dosdoğru tatbik ve icra etselerdi, elbette hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yiyecekler, her taraflarından ALLAH ın nimetlerine gark olacaklar, yer altı ve yer üstü kaynaklarından, servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşayacaklardı... (Maide Sûresi: 66)

Bu ayet-i celileden anlaşıldığına göre, Kur ân-ı Kerîm öyle büyük bir kitaptır ki, O nun emirlerini tutup, yasaklarını terk ederek yaşayan milletlere, elbette Mevlâ Teâlâ Hazretleri gökten yağdırıp, yerden bitirmekle öyle bereketler ihsan eder ki, hiçbir milletten iktisatçı çağırmaya, hiçbir millete borçlanmaya muhtaç olmazlar ve düştükleri sıkıntılardan, fakirliklerden kurtulmak için faize ve benzeri haramlara bulaşmazlar. Bilâkis onlar diğer milletlere maddî ve manevî yönden imdat, yardım ederler.

Dindar olmak ve dini uygulamak, medenî ve iktisadî bakımdan toplumları geri bırakmak şöyle dursun, refah ve mutluluğun zirvesine çıkarır. Dini bırakıp menfaat felsefesine göre hareket edenler, başka milletleri sömürme yoluna gittikleri için gerilik, sefalet, savaş ve kargaşalara sebep olmaktadırlar.

ALLAH ın hükümranlığına boyun eğildiği takdirde yeryüzünde hiçbir kimse zerrece zulme uğramayacak, herkes hakkını alacak, zenginlik, bolluk ve refahı meşru yollarda arayacak ve işte o zaman gökten nimetler yağacak, bolluk ve bereket olacak, yerden de zenginlikler fışkıracaktır.

Kur ân-ı Kerîm şifadır.

Kur ân-ı Kerîm manevî hastalıklara, ruhi dertlere bir şifadır. Hatta O nun lafız ve manasının bereketiyle maddi hastalıklara uğramış insanlar, ruhî dirilik kazanarak şifa bulmaktadır. Kur ân-ı Kerîm, iki ayet-i kerimesiyle kendisinin şifa olma özelliğini şöyle ifade etmektedir:

"Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana bir şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir." (Yunus Sûresi: 57)

"Biz Kur ân-ı Kerîm den, mü minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama Kur ân-ı Kerîm, zalimlere ziyan artırmaktan başka bir katkıda bulunmaz." (İsra Sûresi: 82)    

Bu bakımdan, Kur an-ı Kerim e iman etmeyen veya edip de O na göre hareket etmeyen kimseler, okunmak için geldiklerinde, önce iman tazelenmeli, tevbe-istiğfar etmeli. Ondan sonra kendilerine Kur an-ı Kerim ve şifa ayetleri okunmalıdır. Yoksa onların hastalığını, sitresini artırmaktan başka bir katkı sağlamaz. İnançları da bozulur. "Kur an-ı Kerim de okuttuk ama şifa bulamadık" derler.