Hayatımda iki nükleer dönem var. 2006‘ya kadar nükleer karşıtı idim.

2006‘da İngiliz bilimadamı James Lovelock‘un yazdığı The Revenge of Gaia (Gaia‘nın İntikamı) adlı kitabı okudum ve nükleer taraftarı oldum. Lovelock Gaia Teorisi ile ün kazanan, çevreciliğin en ünlü kişilerinden biridir... Lovelock‘a göre, karbon salınımını süratle ve anlamlı bir şekilde azaltmanın tek çaresi nükleer enerjidir. Kömür petrol ve diğer kirli yakıtları kullanarak bir yılda yarattığımız karbon dioksit 27 milyar tondur, diye hesaplıyor Lovelock. Dondurulabilse, bu karbon dioksit her yıl iki kilometre yüksekliğinde, çevresi 20 kilometre olan bir dağ meydana getirirdi. Aynı miktar enerji nükleer kullanarak sağlansaydı ortaya çıkan atık bunun iki milyon kere daha azı olurdu. Ve sadece on altı metre küp büyüklüğünde bir "dağ" meydana getirirdi. Nükleer enerjinin dezavantajları olabilir. Ama küresel ısınmanın medeniyeti yok edeceğini düşünecek olursak bu dezavantajlarla yaşanmayacak kadar büyük değildir. Küresel ısınma tehlikesi olmasaydı nükleer enerjiden vazgeçmek savunulabilirdi. Ama bu tehlike, en son Avustralya‘daki sellerin de hatırlattığı gibi, var. Ve bu, bizi, biri felaket diğeri ideal olmayan iki seçenekle karşı karşıya bırakıyor: Küresel ısınma veya nükleer enerji. İkisinden birini seçmek zorundayız. Ben nükleer enerjiyi seçiyorum...  METİN MÜNİR / MİLLİYET

Muhabir: Haber Merkezi