Vay rahatının sevdasına yakalanmış serseri vay. Ne bu hâl böyle!

Öyle rahat rahat yatağında uyuyacaksın.

Her sene turistik bir geziyle Beytullah’a gideceksin.

Memlekette nesilleri İslâm’a çağıran bir teşekkül oluşmasına çalışmayacaksın. Bu tavrından dolayı nesiller habire inkâra gidecek, memleket rezil olacak, sen yatağında rahat uyuyacaksın, gel keyfim gel doğru cennete gideceksin bunu bekliyorsun değil mi? Var mı böyle bir şey. Vakit geçirme hemen bir Kur’an tefsirini eline al. Bakara Sûresi’nin 214’üncü âyetini aç, dikkatlice oku. Şu satırları bulacaksın:

Sizden evvelki Müslümanların başına öyle sıkıntılar geldi ki, öyle zararlara, ziyanlara uğradılar ki, mallarından oldular, canlarından oldular, şehid oldular. Böyle olmadan cennet yok. İlâhî kanun böyle.

Öyle bir zelzelye uğradılar ki, sarsıldılar, sarsıntılar geçirdiler. Yataklarında kimseler uyuyamadı. Hapis oldular. Başları kesildi, elleri kesildi. Ezildiler, kanlarını döktüler, can verdiler. Her şeylerini kaybettiler. Zelzeleye uğradılar. Hiçbir çareleri kalmadı. “Meta Nasru’llah?” (Allah’ın yardımı nerede kaldı?) dediler.

Ey Müslüman! Hani senin meşakkatin nerede, sıkıntın hani, nerede senin mücadelen? Bu meşakkatlere girmeden cennet bekliyorsun. Bekle bulursun cenneti (!).

Müslüman İslâm’ı anlatacak. İslâm’ın anlatılmasının tertibatını alacak.

İslâm’ın anlatılmasının teşkilatını kuracak.

Kendi keyfine bakanlar, mal yığma ve yağmalama peşinde koşanlar, menkul-gayr-i menkul yığma hırsıyla didişenler evlerini eşya deposu yapmışlardır. Nereden ne kapayım diye bu hâl üzere plânlar yapanlar mahşerde imkânlarının hesaplarını nasıl verecekler hiç düşünmezler mi? Asıl sahipleri düşünürler diyor Allah (c.c.).

İslâm’a gönül vermemek ne büyük cinayettir. Bu cinayetler niye bizi rahatsız etmiyor. Etmiyor, çünkü bunları biz kabul etmiyoruz. Böyle olunca da rahatsız olmuyoruz.

Ama evimizdeki buzdolabı bozulursa bu bizi rahatsız ediyor.

Neden oluyoruz. Zira gıda maddeleri bozulur, et kokar, süt ekşir, yemek ekşir.

Bir buzdolabının bozulması hepimizi rahatsız ediyorsa, rahatımız kaçıyor, huzurumuz kaçıyor.

Hemen servisini arıyoruz. Tamircisine müracaat ediyoruz. Alâkadar birini arıyoruz, buluyoruz; sıkıntımızı gideriyoruz. Peki, şimdi soruyoruz: Be kardeşim karımızın, kocamızın, çocuklarımızın maneviyatı bozuluyor niye rahatsız olmuyoruz? Bu imanda kemâle erememenin neticesidir.

Demek ki, önceliğimiz imanda kemâle ermenin sonucuna ulaşmaktır.