Beşiktaş, Gençlerbirliği deplasmanında, bana göre, artık en üst basamak için umutlarını çime gömerken, Kasımpaşa da kendi evinde, yine bana göre bu sezonun en başarılı takımı Akhisarspor’dan dört yedi.

Beşiktaş’ta eksik çok. Tamam... Oğuzhan sakat, Atiba da öyle... Büyük kayıplar bunlar. Ama kimse bana, hele hele en başta da yayıncı kuruluş ve Rıdvan, Fernandes’in Ankara’ya götürülmeyişini büyük hata olarak yorumlamasın. Çünkü Fernandes gibi yetenekli olmasına rağmen arızalı kafalılara artık futbol dünyasında hayat yoktur. Efendim demişler ki ben Beşiktaş’tan ayrılmayı düşünmüyorum.  Tabii öyle diyecek. Ona o parayı başka kim verir ki. Gençlerbirliği Beşiktaş’ın orta alandaki, özellikle de Olcay zafiyetinden iyi yararlandı. Beşiktaş ise anlaşılmaz biçimde hem Mustafa’yı, hem de Ümit’i oyuna alarak tam bir mahalle takımı gibi yönetildi. Yani üç santrfor aynı anda sahada. Ne çağdaş! Peki, buna karşılık Mehmet Özdilek ne yaptı O da tuttu bu Beşiktaş formülü çok tehlikeliymiş gibi savunmaya adam doldurdu. Oysa orta sahaya takviye yapsa veya orayı yenilese Beşiktaş kalesine elini kolunu sallayarak gidip, belki de skor tabelasını zenginleştirecek. Ama bizde çap bu...

Şimdi bu maçın hakemine gelelim. Yahu arkadaşlar yapmayın, etmeyin! Top Almeida’nın kafasından boşa açılıyor, Beşiktaşlı futbolcu gelip kontrolü da yaptıktan sonra şutunu çakıyor. Aut. Aaa o da ne Bir düdük. Hakem faul çalıyor. Skandal bir karar. Neyse... Devamla top ceza alanının üç metre dışına konuluyor. Aynı hakem Beşiktaşlı futbolculara diyor ki, “Düdük çalmadan atmayın. Barajı yaptıracak...” Bu arada Olcay olduğu yerden kurulmamış barajın yanından plaseyi yapıyor. Hakem de topun önünden adeta hadi at dercesine çekiliyor. Sonra bir bakıyor ki top ağlarda hani neredeyse golü verecek, bir anda aklına düdük çalacağım hareketi gelince golü iptal ediyor. Artık pes! Sonuçta Beşiktaş kaybediyor. Eh, üç santrforla oynayan takımdan da bu kadar. Dua edelim de Eneramo yoktu... Bir kazanç var, o da Fernandes’in suratına inen şamar. Tabii devamı getirebilene...

Ve sonra İstanbul’a döndük. Elinde üç yabancı bulunan Hamza’nın takımı... Ben bu üç yabancıya Kasımpaşalı ünlü yöneticilerin bir akşam yemeği kadar bile para ödediğini sanmıyorum. Zaten Niasse, “Hadi gel de oyna” kabilinden mahalle arkadaşının taşıması... Stoperdeki siyah acaba kaça oynuyor. Helal olsun! Top oynuyorlar. Şu anda maliyeti Akhisar’a göre hesaplanamaz Beşiktaş’la Kasımpaşa’dan kaç puan uzakta Hamza’nın takımı Şapka çıkarın lütfen! Şota mı Türkçesi harika... Bir yabancı hoca için bu kadar Türkçe konuşabilmek önemli avantaj. Ama gelin görün ki, aynı zenginlik teknik direktörlükte pek yok gibi... Kasımpaşa’nın yönetimi de Beşiktaş’la laf düellosuna gireceğine takıma çeki düzen versin derim.

Evet, ilk yarının son cumasında orta ve alt sıradakiler tarafından temizlik yapıldı. Cumartesi ve pazar, diğer adaylar ne yapar, bakıp göreceğiz...

KEMAL BELGİN