Necip Fazıl Kısakürek‘in dünyada 20. asra damgasını vurmuş büyük mütefekkirler arasında bulunduğuna dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Mustafa Yazgan, "Necip Fazıl Kısakürek Üstadın yeri her zaman 20. asra damgasını vurmuş büyük mütefekkirler arasında anılacak seviyededir" dedi.
Necip Fazıl Kısakürek‘i vefatının 28. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen panelde, Üstad‘ın yaşantısı, şiirleri, makale ve edebi eserleri ile örnek hayat tarzı irdelendi. Server Vakfı‘nca düzenlenen panelde açış konuşmasını Başkan Mehmet Tezel yaparken, panelist olarak Zübeyir Yetik, Mustafa Yazgan ile Lütfü Şehsuvaroğlu katıldılar.
Açış konuşmasında Necip Fazıl Kısakürek‘i anlatan Server Vakfı Başkanı Mehmet Tezel, Kısakürek‘in yaşadığı dönemde anlaşılamadığını söyledi. Aslında Üstad‘ı anlamanın zor olmadığını belirten Tezel, yaşadığı dönemde cereyan eden olayları derinlemesine irdeleyen yönünü anlattı. Necip Fazıl Kısakürek‘in neye evet, neye hayır diyeceğini net bir şekilde bilen ve ortaya koyan ender kişilerdin birisi olduğunu belirten Tezel, Üstadın sorgulamadığı hiçbir şey bulunmadığını söyledi. Üstad‘ın Müslüman‘ları da son derece sert bir şekilde eleştirdiğini ve sorguladığını dile getiren Tezel, "İşte bu sorgulamalar ve eleştiriler neticesinde biz Müslümanlar kendimize geldik ve doğrulduk" dedi.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek‘in hayatından örnekler sunan ve onunla ilgili hatıralarını anlatan Zübeyir Yetik, Kısakürek‘in çok güzey düşünen ve güzel yaşayan bir insan olduğunu söyledi. İçinde yaşadığı şartlar çerçevesinde içinde bulunduğu topluma her zaman faydalı olmaya çalıştığını ve hep öncülük ettiğini belirten Yetik, "Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye‘mizin değişim sürecinde yapılması gerekenleri yapan ve üzerine düşenleri son derece titizlikle yerine getiren, toplumun öncülüğünü yapan, surda gedik açan bir isimdi" diye konuştu.
Recip Fazıl Kısakürek‘in dünyada 20. asra damgasını vurmuş büyük mütefekkirler arasında bulunduğuna dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Mustafa Yazgan, "Necip Fazım Kısakürek Üstadın yeri her zaman 20. asra damgasını vurmuş büyük mütefekkirler arasında anılacak seviyededir. O‘nun yaşadığı dönemlerde yokluğun maddi ve manevi boyutu tarihe geçecek kadar belirgin idi. Memleketin içinde bulunduğu karanlık ortamdan kurtuluş gayreti içinde olan topluma şiirleriyle, piyesleriyle, makaleleriyle ve tam bir fikri mücadeleyi sergileyen yayınlarıyla damgasını vurmuş olan bir dava adamıydı" şeklinde konuştu.
Üstadın anılacağı salona gelmeden önce Necip Fazıl Kısakürek‘in Ankara‘ya geldiğinde kaldığı Mola otele gittiğini ve bir saatten fazla orada kalarak hatıralarını tazelediğini belirten Şair Lütfü Şehsuvaroğlu ise, hayatta iken mutlaka ayda bir defa görüştüklerini belirtti. Üstad‘la olan anılarını da anlatan Şehsuvaroğlu, "O Türk felsefesi ve akademi dünyası için bir Sokrat olmalıydı. Nasıl ki, Sokrat‘ın birkaç cümlesinden batı binlerce doktora tezi yazdıysa bizim akademi dünyası da O‘nun fikirlerini şerh ederek tezler ortaya koymalıydı.‘Kitap Yüklü Merkepler‘ dediği devrin profesörleri deve dişi gibi adamlardı. Hilmi Ziya Ülken, Fuat Köprülü, Osman Turan, Mümtaz Turhan vb. Bugün o kıratta profesör yok ama akademi dünyası Üstad‘ı beğenmiyor, hâlâ O‘nu anlayamıyor" dedi.





