Ekonomik parametrelerin sürekli cilalandığını, pohpohlandığını ve makyaj yapılarak çok süpermiş gibi gösterildiğini sürekli yazıyor çiziyoruz. Bir ülkenin ekonomisinin güçlü olup olmadığını ortaya koyan en önemli göstergenin işsizlik rakamları olduğunu geçtiğimiz haftalarda yazdığımız bir yazımızda gündeme getirmiştik. Türkiye’de işsizlik rakamları neredeyse 3 milyona ulaşmış durumda. Daha da kötüsü, 15-24 yaş arası gençlerin işsizlik oranı geçen yıl %18,6 iken, bu rakam bu yıl %23,3’e ulaşmış durumda. Gerçekten korkunç bir tablo.
İş arayan, iş bulduğunda çalışmaya hazır her dört gencin birisi sokaklarda dolaşıyor. İşin tuhaf boyutu ortada bu korkunç tablo dururken gençlerimiz ise durumlarından mutlu olduklarını söylüyorlar. Türkiye İstatistik Kurumu, “Gençlik ve Spor Bayramı” nedeniyle gençlerimizin durumunu yansıtan bilgileri yayımladı. 80 milyon nüfusumuzun 13 milyonu 15-24 yaş arasındaki gençlerden oluşuyor.
Nüfusumuz artıyor. Nüfus arttıkça genç nüfus değil de yaşlı nüfus artıyor. Nüfus yaşlanıyor. 1980’lerde genç nüfus 12,5 milyondu. Şimdi 13 milyon. Buna karşılık 25 yaş üstü yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı %40’tan %60’a yükseldi. Yaşlı nüfusun sayısı 18 milyon iken 48 milyon oldu.
Genç nüfus, doğuda toplam nüfusun daha büyük kısmını oluşturuyor. Doğuda toplam nüfusun %20’si, batıda %15’i genç nüfus. Genç nüfusun %65’i mutlu olduğunu söylüyor. %26’sı az mutlu. Sadece %9’u mutsuz. Gençlerin mutluluk kaynağının başında %55 ile sağlık geliyor. Daha sonra %20 ile sevgi, %15 ile başarı geliyor. Gençler para ve iş başarısını önemsemez görünüyor. Gençlere göre, paranın mutluluğa katkısı %5, iş başarısı %3,5 oranında. İş bulabilen gençler %78 çalıştıkları işten memnun, %51 kazançlarından memnun. İşlerinden memnun olmayanların oranı %10, kazançlarından memnun olmayanların oranı %25 kadar. Eğitime devam eden gençler, eğitimden memnun. Gençlerde eğitimden memnuniyet oranı %63. Orta memnunların oranı %17. Memnun olmayanların oranı %20 kadar.
Bu veriler eşliğinde Türkiye’nin geleceğe umutla bakabilmesine dair içimizde hiçbir ümit kırıntısı bile bulunmuyor.
Zaman zaman devlet kurumlarına kadrolu ve sözleşmeli memurlar alınıyor. Ama bu atamaların Türkiye’deki işsiz sayısını eritmek yönünde hiçbir albenisi bulunmuyor. İşsiz insan umutsuzdur… İşsiz insan gelecekten ümidini kesmiştir… İşsiz insanın ailesiyle sürekli problemleri vardır. İşsiz insan doğru dürüst hayal bile kuramaz.
Acaba bu rakamlardan devlet aygıtını yönetenlerin haberi var mıdır? Bu rakamların düşürülmesi yönünde çalışma yapmak ve Türkiye’nin batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine iş sahalarını donatmak adına kararlar alabilecekler midir? Bir ülkenin gücü ekonomisinin üretici olup olmadığına bağlıdır. Bu da Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın iktidar ortağı olduğu dönemlerde memleketin her yerini gergef gergef ağır sanayi fabrikalarıyla donattığı ideali ve devlet yönetebilme iradesini gösterecek bir anlayışı ortaya koyabilmekle mümkündür.
Bendeniz sürekli piyasada dolaşan birisiyim. Sürekli esnafla, sanayiciyle, işadamlarıyla, yatırımcılarla, küçük ve orta ölçekli işletmelerle içli dışlıyım. Hiç kimse bana maval okumasın. Türkiye ekonomisi büyüyor, ama hormonlu büyüyor. Ürettiğimizden daha çoğunu ithal ederek tüketiyoruz. Gençlerimize doğru dürüst, hakkaniyetli bir gelecek kurma yönünde hedefleri ortaya koyması gerekenler, sadece nutuk atıyorlar.