Demokritosun güzel bir sözü var "Gerçekte hiçbir şey bilmiyoruz çünkü doğru, uçurumun kenarındadır." Evet. Gerçeklere ulaşmak ve öğrenmek aslında hiç de o kadar kolay değil. Gerçeklere ulaşmak kahir ekseriyetle aydınlanmayı gerektirir. Fikren ve Ruhen.Aydınlanma öyle kolay bir iş değildir. Edinilen bilgiler, yaşanan tecrübeler ve hayata dair onlarca püf noktası.

Fransız Devrimine büyük çoğunluğumuzun aşinası vardır. Devrimin simge isimlerinden Maximilien de Robespierreyi biliriz ama Jean-Paul Maratı hatırlamayız bile. Rus devriminden bahsederiz. 1907 Ekim Devrimini (Sosyalist Devrim) biliriz, "Komünizm karşıtıyızdır" ama bu devrimin sembol isimlerinden din adamı G.A.Gaponu telefuz edemeyiz.

Almanların II. Dünya Savaşında, Yahudilere uyguladığı soykırımı biliriz ama Katolikliği seçerek, hayatını kiliseye adayan Edith Steinin sırf ailesi Yahudi olduğu için, Austwichz toplama kampında ölüme terk edildiğini es geçeriz.

Orta Çağ hakkında şöyle ya da böyle bilgi sahibiyizdir. Veba denilince şöyle bir irkiliriz ama Vebanın Avrupada nasıl bir sosyal değişime olanak sağladığını merak etmeyiz. Orta Çağda serflerin (kölelerin) özgürlüklerine kavuşmalarının en önemli nedeni Veba hastalığıdır. Avrupadaki köleler için Veba bir lütuftur. Neden mi

Veba hastalığı nedeniyle Avrupa nüfusunun büyük bölümü öldü. İnsan nüfusundaki bu azalış, tarımsal üretimi düşürdü, ve iş gücü açığı meydan geldi. Doğal olarak ücretler arttı. Bu sebeplerden ötürü ekonomik sıkıntılar meydana geldi. İş gücüne olan ihtiyaç soyluların egemenlikleri altındaki kölelere özgürlük yolunu açtı. Bu açıdan Avrupalı kölelerin veba hastalığına çok şey borçlu olduğunu düşünüyorum.

Mesela Tanzimat dönemi biz de ağdalı bir biçimde anlatılır. Batılılaşmanın başlangıcı olarak kabul edilen Tanzimat dönemi aslında Türk edebiyatı içinde yeni bir işgalin kapılarını aralamıştır.

Fransızca III. Selim zamanında kendisine nüfus alanı açtı. Askeri düzenlemelerde Fransızca sözcükler kullanıldı. Fransızca, Osmanlı Devletinin ilk resmi yabancı dili olarak kabul edildi. Fakat Fransızcanın edebi alandaki tesiri Tanzimatla birlikte başladı. Tanzimat döneminde yazılan önemli eserlerin birçoğuna bakın, Fransızca sözcüklerin kullanıldığını görürsünüz. Tanzimat bir anlamıyla Türkçenin de batılılaşmasına neden olmuştur. Bugün Türkçenin yabancı dillerin işgali altında olduğunu dile getirenler çok daha eski tarihlere gitmeliler.

Her gün bambaşka bir konuya uyanan insanlarımız, için yeni bir konu başlığı açılır mı bilemem ama Kurtuluş Savaşının eşsiz komutanlarından Mareşal Fevzi Çakmakın ölümü ardındaki sır hâlâ aralanamamıştır.

Mustafa Kemalden sonra Mareşal ünvanını alan tek isim olan Mareşal Fevzi Çakmak, bir kısım art niyetli kişiler tarafından gözden düşürülmeye çalışılmıştır. Çakmak Paşa milletin değerlerine düşkündür bu yüzden "İsmet İnönügillerin" hışmına uğramıştır. Ölümünün üzerindeki sır perdesi hâlâ kaldırılmayan Türkiye Cumhuriyetinin bu ilk Genelkurmay Başkanı binlerce kişi tarafından son dualarla yolculuğuna uğurlanmış, Küçük Hüseyin Efendi Dergahında bulunan türbeye defnedilmiştir. Bu müstesna isim neden unutturulmak istenmektedir

Dedim ya gerçeklere ulaşmak hiç de o kadar kolay değil. Uçurumun kenarında dolaşmak farz oldu anlaşılan...