New York’ta toplanan BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Suriye’deki son durum ve bölgesel istikrarsızlık enine boyuna tartışıldı. Türkiye adına söz alan Büyükelçi Ahmet Yıldız, bölgedeki tansiyonu İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri hamlelerinin yükselttiğine dikkat çekti. İsrail’in özellikle son 1,5 yıldır yürüttüğü faaliyetlerin istikrarı baltaladığını belirten Yıldız, Suriye tarafının yarım asırlık anlaşmaya sağdık kalmasının önemine işaret etti.
1974 Anlaşması'na tam uyum çağrısı
Büyükelçi Yıldız, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na atıf yaparak İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Suriye makamlarının bu anlaşmaya olan bağlılığını takdirle karşıladıklarını kaydeden Yıldız, "İsrail'e, bu anlaşmaya gecikmeden tam olarak uyması, gerilimi tırmandıracak yeni adımlardan kaçınması ve istilasını sonlandırması yönündeki çağrımızı yineliyoruz" ifadelerini kullandı.
Suriye ordusunda ikili yapıya yer yok
Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması noktasında kuzeydoğudaki entegrasyon sürecine özel bir parantez açan Yıldız, bu sürecin hızlı ve kesintisiz bitmesi gerektiğini söyledi. Yeniden inşa süreci ve siyasi geçiş için "Birleşik Suriye" vurgusu yapan Büyükelçi, şu ifadelerle Ankara'nın kırmızı çizgisini çizdi:
"Birleşik Suriye'nin ordu, yargı ve idaresinde ikili yapılara yer yoktur."
Enerji ve ticaretin kilit noktası: İstikrarlı Suriye
Bölgesel krizlerin ekonomi ve enerji hatlarına vurduğu darbe de Yıldız’ın gündemindeydi. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ortaya çıkan lojistik sorunların altını çizen Yıldız, huzurlu bir Suriye’nin Orta Doğu, Türkiye ve Avrupa arasında vazgeçilmez bir köprü olabileceğini belirtti. Türkiye’nin BM kuruluşlarıyla, özellikle de OCHA ile koordinasyonunun süreceğini bildiren Yıldız, insani yardımların milyonlarca Suriyeli için hayati önem taşıdığını hatırlattı.
Öte yandan, Beşşar Esed rejimi döneminde ağır insan hakları ihlallerine karışan isimlerin yargı önüne çıkarılmasına yönelik süreci de desteklediklerini belirten Yıldız, bunun toplumsal adalet için kaçınılmaz bir adım olduğunu ifade etti.
Gözler şimdi, BM çatısı altında dile getirilen bu çağrıların sahaya nasıl yansıyacağına çevrildi.





