Son zamanlarda İran’a altın ihracındaki artış sıkça

gündemimize geliyor,hatta cari açıktaki gerilemeyi buna bağlayanlar bile

oluyordu. Ama, işin aslı önceki gün ABD kaynaklı bir haberin medyaya

yansımasına kadar bilinmiyordu. Bu arada İsrail’in bastırması ile ABD İran’ın

nükleer çalışmalarını engellemek için bu ülkeye yönelik bazı alanlarda ambargo

uygulamaya başlamıştı. Buna AB ülkelerinin de destek verdiği biliniyordu.

Ancak, uygulanan ambargo ile İran’a yeteri kadar baskı sağlayamadıklarını

görünce yeni bir adım amanın hazırlığına başldılar. Bu yeni adımın ucu ciddi

olarak bize dokunacak, görünen bu. Çünkü, İran’a uygulanan ambargo sebebiyle bu

ülkeden ithal ettiğimiz doğal gazın parasını dolar olarak ödeyemediğimiz için

Tl olarak ödüyoruz. İran’da bize sattığı gaz karşılığı aldığı TL ile bazı

mallar alıyor, bir kısmı ile de altın alarak götürüyordu. Böylece Türkiye hem

ihtiyacı olan doğal gazın bir kısmının parasını İran’a TL olarak ödemiş oluyor,

İran’da bununla kendi ihtiyaçlarını karşılıyordu.

Kısacası ortada gizli bir oyun söz konusu olmadığı gibi, bir

yabancı ülkeden kendi paramızla ithalat yapmış oluyoruz ki bu da dövize

bağımlılığı az da olsa azaltıyordu. Bu uygulamayı çeşitli ülkeler arasında

yaygınlaştırabilsek sanıyorum ülkelerin dolara bağımlılığı azalacak, böylece

dünya üzerinde dolar hakimiyeti de zayıflayacaktır. Bu işin bir başka boyutu.

Türkiye’nin İran’dan TL karşılığı gaz satın almasını, İran’ın aldığı TL’nin bir

bölümünü altına çevirmesini önlemek için ABD tasarı aşamasındaki yeni yaptırım

ile engellemek için harekete geçmiş görünüyor. Hatta, ismi açıklanmayan ABD’li

bir senato yetkilisinin, “Türkiye’nin İran’la doğalgaza karşılık altın oyununu

bozacağız” şeklindeki açıklamasını kovboyluk döneminden kalma küstahlıktan

başka bir kelime ile izah etmek mümkün değil.

Ortada gizli saklı oyun yoktu ki ABD İran’a yönelik tepkisi

sebebiyle Türkiye’yi suçlasın. Kaldı ki ülkemiz enerji konusunda önemli ölçüde

doğalgaza bağımlı hale geldiğine göre bu gazı komşu ülkelerden temin edecektir.

Bunun ne sebeple olursa olsun engellenmeye kalkışılması sadece İran’a değil,

ülkemize yönelik bir ambargo uygulaması anlamına gelecektir. İsrail istedi, ABD

destekledi diye insanımızın bu kış aylarında doğalgaz sıkıntısı sebebiyle soğukta

kalması gibi bir sonucu doğuracak uygulamalara ne ABD’nin ne de bir başka

ülkenin hakkı olmaması gerekir. Ancak, gücüne dayanarak her türlü dayatmayı ve

zulmü hakkı olarak gören anlayışın mensupları İran’la birlikte bu ülke ile

ticaret yapan, hatta yapmak zorunda olan ülkeleri de cezalandırıyorlar ki böyle

bir uygulamaya ‘evet’ demek mümkün değildir.

Aslında küresel sermayenin hakimiyetini esas alan ve dünya

ticaretinin dolara bağlanması hadisesi ile birlikte dünya küresel sermayenin

esaretine girmiş olmaktaydı. Bu esaret zincirinin kırılması için Rahmetli

Erbakan Hoca, İslam ülkeleri arasındaki ticarette İslam Dinarı’na geçilmesi

gerektiğini savunmuştu. Bu bakımdan Erbakan Hoca’nın iktidardan

uzaklaştırılmasının temelinde iç ve dış sermaye çevrelerinin rolünü unutmamak

gerekiyor. İç sermaye çevreleri havuz sistemi ile karlarının bir kısmını

kaybetmiş, küresel sermaye çevreleri ise İslam Dinarı’nın lafını duydukları an

aleyhlerine bir gelişimin sinyallerini almışlardı.

Erbakan Hocamın ne kadar haklı olduğunu İran ile TL

karşılığı doğalgaz almamızın ABD ve yandaşlarını rahatsız etmesi açıkça

gösteriyor.