BENCE son ayların en önemli konuşmasını Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan yapmıştır. Bir toplantı için gitmiş olduğu Erzurum da bulunan Arıboğan, tertiplediği basın toplantısında Türkiye nin bir kaosa sürüklendiğini, ülkenin iki yıl içinde bölüneceğini iddia etmiş.
Bahçeşehır Üniversitesi Rektörünün iddialarından bazıları şunlar:
Genel görünüme baktığımızda Türkiye de bir devleti oluşturan bütün bacakların kırıldığını görebiliriz.
Yargı sistemi iflas etmiştir. Yargı erklerin en kuvvetlisi olarak tanımlanmaktadır. Yargı şu an şaibe altındadır. Yargı şu an siyasallaşmıştır.
Ülkenin en önemli yapıştırıcılarından biri olan din, tamamen irtica ve şeriatla örtüştürülmüştür.
Türkiye de şu an, devleti ve toplumu bir arada tutan bütün ayaklara yönelik direkt bir saldırı vardır.
Devlet çökmek üzeredir.
Yasama, yani Meclis iradesinin üzerinde kapatma gölgesi vardır.
Başbakan ve onunla birlikte partinin en önemli kadrolarının tasfiyesi söz konusudur.
Orduyu kıpırdayamaz hale getirmiş durumdalar şu anda.
Eğer devlet kendi içinde çatışmaya giderse Türkiye nin bölünmesi ve Kürt devletinin, ortaya çıkması 2 yıl sürmez,
Şu gidiş, ne devletin içinde temizlik, ne AK Parti nin kapatılması, ne de laik anti-laik çatışmasıdır; bu, Kürt devletinin kuruluş aşamalarıdır. Türkiye de çok ciddî bir uluslararası operasyon var şu anda.
Adım adım Kürt devletine gidiliyor.
DTP nin kapatılmasının çok olumsuz etkileri olacağını öne süren Arıboğan, "Legal yollar kapatıldıktan sonra, illegalite meşruiyet kazanacaktır" diyor.
Prof. Dr. Arıboğan ın basın toplantısındaki konuşmasının tam metnini okumak isterdim. Yukarıdaki cümleleri ensonhaber.com sitesinden almış bulunuyorum. (26.03.2008)
Üniversitelerin ana vazifelerinden biri de devlete, ülkeye, halka rehberlik yapmaktır. Vaktiyle 1950 li yıllarda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Kürsüsü Başkanı Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil yazılarıyla, demeçleriyle, uyarılarıyla bu rehberliği başarı ile yapmıştı. Kendisini şükranla ve rahmetle anıyorum.
Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan Hanımefendiyi tebrik ediyorum. Uyarılarının etkili olmasını temenni, ederim.
Türkiye yi idare edenler maalesef İsrail in, ABD nin ve AB nin tuzaklarına düşmüşlerdir. Bu üç güç, Türkiye nin parçalanması konusunda fikirbirliği içindedir. Son hadiselerle ve büyük krizle ilgili kendi düşünce ve görüşlerimi arz ediyorum:
(1) Bundan birkaç yıl önce Antalya da yapılan uluslarası bir toplantıda birtakım Beyaz (veya Pembe) Türkler ülkenin bölünmesi konusunda yeşil ışık yakmışlardı.
(2) İsrail kurulduğu günden, yani 50 yıldan beri Kürt meselesini kurcalamaktadır.
(3) Ortadoğu da İsrail e ve ABD ye bağlı bir Kürt devleti veya Kürdistan kurulmazsa İsrail in geleceği yoktur. Ancak böyle bir devletin yaşama şansı da yoktur.
(4) Bağımsız bir Kürt devleti ve Kürt milliyetçiliği en fazla Kürt halkına zarar verecek, büyük facialara yol açacaktır.
(5) İslâm dini, Türkiye nin bütünlüğünün en güçlü yapıştırıcısıdır (çimentosudur). Dine yapılan saldırılar, Türkiye nin bütünlüğüne ve kimliğine yapılan suikastlardır.
(6) İktidar vahim strateji ve taktik hataları yapmıştır ve yapmaktadır.
(7) Sayın Abdullah Gül e hürmetim ve itimadım vardır. Lakin, seçimlerden önce yazdığım gibi, Çankaya Tepesine refikasının başı örtülü dindar bir cumhurbaşkanı yerine, yüzde yüz din hürriyetine taraftar liberal bir profesörün getirilmesinde büyük yarar vardı.
(8) Prof. Arıboğan medya meselesine temas etti mi bilmiyorum. Bir kere daha tekrar edeyim: Ülkemizdeki büyük medya çok kirlenmiştir. Bu medya ile düze çıkmamız mümkün değildir. Büyük medyanın karşısına besleme bir medya çıkartılması da meseleyi çözmez.
(9) Başta bazı Sabataycı kodamanlar olmak üzere birtakım güçlü (veya öyle görünen) kişiler, Türkiye nin bölünmesi ihtimalini kabullenmişlerdir.
(10) Lozan Anlaşmasının gizli protokolları tehlikeye girerse, Batı dünyası ülkemizin bütünlüğü konusundaki garantisini kaldırır. Kaldırmıştır da...
(11) Merhum Adnan Menderes uzak görüşlü, ihtiyatlı, tedbirli olsaydı, güçlü bir istihbarata sahip bulunsaydı, 27 Mayıs gecesi sabaha doğru enselenmezdi.
(12) Birtakım güçlü kişiler "Her şeyi ben yaparım... En iyisini ben bilirim... Var mı bana yan bakan!.. Ben ben ben..." havasını derhal bırakmalıdır.
(13) Sayın Başbakan, en kısa zamanda kendisine beş veya on kişilik bir Bilgeler Danışma Kurulu, oluşturmalı ve onların teklif edeceği çare ve çözümleri, can kulağı ile dinleyip uygulamalıdır.
(14) 1960 baharında, işler iyice bozulduktan ve oklar yaylardan çıktıktan sonra merhum Prof. Ali Fuad Başgil Çankaya ya çağrılmıştı ama o tarihte çok geç kalınmış, iş işten geçmişti. Zaten Başgil in tekliflerini de kabul etmemişlerdi.
(15) Ülkemizdeki mevcut kriz yeni çıkmış değildir. Bu, zaman, zaman akutlaşan müzmin bir krizdir. Baş aktörleri İttihadçılardır. Onların kaos çıkartmakta, ortalığı karıştırmakta, fitne fesatta büyük tecrübe ve birikimleri vardır.
(16) Ülkemizdeki genel kokuşma büyük bir adaletsizliktir. Bu adaletsizlik ortadan kaldırılmadıkça işler düzelmez. Birtakım adamlar ve gruplar; memleket, devlet ve halk yangınlar içinde kıvranırken hâlâ soygun, talan, vurgun hesapları yapmaktadır.
(17) 1959 da, en geç 1960 başlarında Adnan Menderes erken seçime gitmek kararı vermiş olsaydı, 27 Mayıs faciası önlenebilirdi. Celal Bayar ın kini ve diretmesi memleketi bir uçuruma sürükledi.
(18) Bugünkü durumda işin en kötü tarafı, bu korkunç tayfunda (fırtına kelimesi pek hafif kalır) gemiyi selamet limanına götürecek büyük kaptanların ve yardımcılarının bulunmamasıdır.
Türkiye nin 1930 ların İspanya sına dönmesinden çok korkuyorum...