Moğolistan‘da tabiatta bulunarak seçilmiş objeleri sergilemek üzere 1924 yılında kurulmuş Ulusal Tarih Müzesi... Jeolojik ve paleontolojik flora ve fauna yelpazesinde büyük bir obje çeşitliliğine ulaşmış. Ayrıca Orta Asya ve Moğol hükümdarlıkları ile yakın tarihe ait zengin etnoğrafik eserler de sergileniyor.
Daha ilkokul sıralarında öğretmenlerimiz Türk tarihi olarak Hunlardan, Uygurlardan, Göktürklerden bahsederlerdi. Yaşanan kuraklık yüzünden koca bir millet Orta Asya‘yı terk etmiş. Bu arada boş da durmamış, 16 imparatorluk ve 116 devlet kurmuş.
Göçebeymişiz... Her bir coğrafyada hatıralar bırakmışız, sonunda Anadolu‘da karar kılmışız. Bütün bunları tespit eden de Batılı bilim adamlarıydı. Onlar Asya‘nın ortalarına kadar gidip bizi araştırmıştı. Peki, bugüne kadar neden bizden biri, bizi araştırmamıştı?..
İnsanlık tarihinin en büyük medeniyetlerini kurmuş Türk milleti bu kadar basit miydi?..
Moğolistan‘a, atalarımızın geldiği coğrafyaya gidiyoruz. Türk tarihinin çok eski eserlerini adeta tapu senetlerini barındıran bir ülkeyi ziyaret edeceğiz.
Kimler yoktu ki Prof. Dr. Sefa SAYGILI, Prof. Dr. İbrahim BALCIOĞLU, Prof. Dr. Orhan GEDİKLİ ile birlikte 8 profesör ve diğer arkadaşlarımızla toplam 16 gönül dostuyduk. Moğolistan‘a gitmek için önce Moskova‘ya gideceğiz.
Uçağımız Karadeniz, Kırım ve Ukrayna semalarında kuş gibi uçarken Türk tarihinin muhteşem geçmişini hayal ediyorum. Eskiden "Türk düşmanı komünistler Moskova‘ya" deniyordu. Şimdi devir değişti. "Türk kültür tarihini araştırmak isteyenler, Moskova üzerinde Moğolistan‘a" diyeceğiz.
Dünyanın birçok yerine zarar ziyan demeden uçak kaldıran Türk Hava Yolları Moğolistan‘a da kanat çırpsa ne iyi olurdu.
Moğolistan ile Türkiye arasında 5 saatlik zaman farkı var
Ulanbatur‘la Moskova arası uçakla 6 saat, Türkiye‘den 9 saatlik uçak yolculuğu ile Moğolistan‘a geliyoruz. Ancak Türkiye ile bu ülke arasında 5 saatlik zaman farkı olduğundan gün Moğolistan‘da yeni başlıyor.
Uçağımız Ulanbatur Havalimanı için alçalmaya başlayınca ilk gördüğümüz uçsuz bucaksız ama insansız topraklar... Cengiz Han Havalimanı‘na sağ salim iniyoruz.
Cengiz Han, tarihin en ünlü hükümdarlarındandır. Takip ettiği son derece vahşi siyaset yüzünden milyonlarca insan hayatını kaybetmiş.
Doğu‘da Japonya‘dan Batı‘da Akdeniz kıyılarına kadar muazzam bir coğrafyaya hâkim olmuşsa da uzun sürmemiş devleti...
Bugün Cengiz‘den geriye adından başka hiçbir şey kalmamış.
Başkent yeni yeni gelişiyor ama hızlı büyüyor. Ülkedeki 3 milyonluk nüfusun yarısı burada yaşıyor.
Hiç vakit kaybetmeden büyükelçimizle kahvaltıya oturuyoruz. Sağ olsun sorularımıza içtenlikle cevap veriyor.
Dediğine göre Moğolistan‘da yaşayan 200 civarında Türk varmış. Tarihimizde yer alan Hunlar, Göktürkler, Uygurlar imparatorluklarının temelini bu coğrafyada atmışlar.
Buna rağmen Türkiye‘deki kurum ve kuruluşlar burası ile yeteri kadar ilgilenmiyor. Lafa geldiğinde mangalda kül bırakmıyoruz. İcraata gelince ortada kimse yok...
Moğolistan Türkiye‘nin iki katı büyüklüğünde topraklara sahip...
Kuzeyde Rusya, Doğu-Güney ve Batı‘da Çin Halk Cumhuriyeti...
Ama nüfusu sadece 3 milyon kişi... Moğollar, Kazaklar, Tuvalar, Türkler, Ruslar ve Çinlilerden oluşan nüfusta göçebeler nüfusun 0‘unu oluşturuyor.
Ülke topraklarının büyük bölümü bozkır... Denize çıkışı olmayan nehirler ve vadileri ile çok sayıda tuz gölü bulunuyor. En yüksek noktası ise en Batı‘da 4374 m. ile ölçülür.
Başkent Ulanbatur‘da Ruslardan kalma eski binaların yanında yeni plaza ve gökdelenler boy gösteriyor. Şehrin etrafı Moğolların Ger dediği çadırların oluşturduğu çadır kentle çevrili. Çadırlar ve evlerin etrafı tahta çitlerle koruma altına alınmış. Eski adı Urga olan şehrin tarihi çok eski değil, 1639‘da göçebe bir manastır şehriymiş. Selenge, Orhun ve Tuz nehirleri boyunca konuşlanmış.
Başkent Ulanbatur Sukhbaatar Meydanı‘ndayız
Başkent‘in merkezinde Sukhbaatar meydanı var. 1921 Rus Bolşevik ihtilali kahramanının adını taşıyor. Büyük parlamento binası Sovyet dönemindeki baskıcı rejimin güç sembolü olarak karşımızda... Meydanda üç heykel var. Biri Cengiz‘e ait... Sovyetler yıkıldığında dikilmiş. Diğeri Lenin‘e ait... Rusya‘da bile heykelleri yıkılan Lenin‘in burada ayakta durması şaşırtıcı... Üçüncüsü ise, ülkeyi Rusya‘ya bağlayan kişiye ait... Meydan Moğolistan‘ın kalbi gibi... Hükümet sarayı, Posta merkezi, Kültür Sarayı gibi devlet binaları hep burada...
Haliyle her yaştan Moğol‘u burada görebilirsiniz. Meydan tam bir panayır havasında... Çocuklarını gezdiren çiftler, geleneksel elbiseleriyle banklarda vakit öldüren yaşlı Moğollar...
Üniversiteyi yeni bitiren Moğol gençler son kez burada bir araya geliyorlar.
Ulanbatar Ulusal tarih Müzesi
Moğolistan‘da tabiatta bulunarak seçilmiş objeleri sergilemek üzere 1924 yılında kurulmuş Ulusal Tarih Müzesi... Jeolojik ve paleontolojik flora ve fauna yelpazesinde büyük bir obje çeşitliliğine ulaşmış.
Ayrıca Orta Asya ve Moğol hükümdarlıkları ile yakın tarihe ait zengin etnoğrafik eserler de sergileniyor.
Türk tarihine ait bilgi ve belgeleri burada bulabiliriz. Göktürk Abideleri, Bilge Kaan‘ın heykeli müzenin en önemli köşesini süslüyor.
Yerkürenin oluşumu, gelişimi ile ilgili bulunan her şey 1992 yılında hizmete açılan Tabiat Tarihi Müzesin‘de sergileniyor. 2700 m2 alanda, 40 salonda 12 binden fazla obje sergilenmekte...
En ilginç belgeler, dinozorlara ait... Tarih öncesine ait dev hayvanlardan geriye kalanlar insanı dehşete düşürüyor.
Dinozorların çoğu Moğolistan‘daki Gobi çölünden bulunmuş.
500 milyon yıl öncesine ait tam 800 fosil sergileniyor. Bundan başka 10,000-15,000 yıl öncesinden fosil, amfibi, bitki kalıntıları da ziyaretçilerin ilgi odağı... Yeryüzü, eşrefi mahlukat, yani yaratılmışların en şereflisi olan insanın yaşayabileceği kıvama gelene kadar neler yaşamış meğerse...
Türk Moğal dostluk parkı
Sukhbaatar Meydanı‘nın bir köşesi, içimizi ısıtıyor. Zira burası, TİKA tarafından yapılmış Türk- Moğol Dostluk Parkı... Yeşillikler içerisindeki parktan herkes faydalanabiliyor. Bu arada hemen hatırlatalım, Moğolistan‘da dövizle alış veriş yapmak mümkün değil... Döviz büroları da her parayı kabul etmiyor. Sadece Amerikan doları ve euro geçerli... Bir ABD doları 1370 Moğol tengisi, 1 Euro ise 1850 Moğol tengisine eş değerde.
Tuz nehri kenarında tarihi yaşamak
Dönüş yolunda Tuz nehrinin kenarında mola veriyoruz. Nehir yemyeşil ova içersinden nazlı nazlı akıyor.
Yanımıza gelen Uygur gençlerle sohbet ediyoruz. Simaları hiç yabancı değil...
İkindi vakti girdiğinde nehirden abdest alıyoruz. Sonra şanlı dedelerimizin hayırlı torunları olarak ezan okuyup namazımızı kılıyoruz.
Tekrar başkent Ulanbatur‘da, Sukhbaatar Meydanı‘ndayız. Meydanın bir köşesinde, Moğol tarihinin olmazsa olması Cengiz Han‘ın anıtındayız
Yaşadığı yıllarda dünyayı titretmiş bir komutan... Orduları Orta Asya‘dan Akdeniz‘e kadar yakıp yıkmadık belde bırakmamış. Yüzbinlerce insan öldürülmüş. Bir tek kütüphane bırakılmamış. Camiler ahır yapılmış.
Cengiz‘in uzun süre Türk hakanı olduğu sanılmıştı. Ancak çok eski dönemlerde bile Moğollarla Türklerin, hatta Asyatik kavimlerin çoğundan taban tabana zıt örfler ve fiziki yapılar taşıması, bilim adamlarını bu fikirden vazgeçirdi.
Cengiz heykeli dünyanın en büyük heykeliymiş. Yapımında 250 ton çelik kullanılmış. Bir Moğol için bu heykel, Fransa‘nın Eyfel; Amerika‘nın ‘Özgürlük Anıtı‘, Çin‘in ‘Çin Seddi‘ ve Hindistan‘ın ‘Taç Mahal‘i kadar önemlidir.
Yarın: Batılıların Cengiz sevgisi





