ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarıyla patlak veren savaşta sular durulmuyor. Haftalardır bir dargın bir barışık ilerleyen ateşkes müzakerelerinde ipler iyice gerilirken, Washington cephesinden gelen son açıklamalar bölgedeki tansiyonu adeta zirveye taşıdı.

CANLI YAYINDA O GARANTİYİ AÇIKLADI
Washington'ın Tahran'ın teklifine cevaben "daha sert" bir öneri gönderdiğine yönelik haberlerin yankıları sürerken, beklenen hamle ABD Başkanı Donald Trump'tan geldi. Cumartesi gecesi Fox News'te gelini Lara Trump'ın programına katılan Trump, süreçte aceleci davranmadıklarına dikkat çekti. Hedeflerinin nükleer silahların engellenmesi ve Hürmüz Boğazı'nın açılması olduğunu vurgulayan Trump'ın, "Sahip olmam gereken tek garanti, nükleer silah olmayacağı. Bunu kabul ettiler ve bu çok ilginçti" ifadelerini kullanması dünya kamuoyunda geniş yankı buldu.

MASADA KRİZ ÇIKARSA SAVAŞ KAPIDA
Nisan ayında Pakistan'ın arabuluculuğunda sağlanan geçici ateşkesle günlük saldırılar sönümlense de, silahlı çatışmalar yer yer devam ediyor. New York Times ve Axios, cumartesi günü Trump'ın İran tarafından değerlendirilmek üzere "daha sert şartlar içeren" yeni bir çerçeve gönderdiğini aktarmıştı. Fox'a verdiği röportajda "Acelem yok" diyerek daha ihtiyatlı bir ton kullanan Trump'ın, "Yavaş ama emin adımlarla istediğimizi elde ettiğimizi düşünüyorum. Eğer bunu elde edemezsek, bu iş farklı bir şekilde sonuçlanacak" sözleriyle askeri seçenekleri yeniden işaret ettiği kaydedildi. Bu gerilimi perçinleyen bir diğer açıklama ise ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'ten geldi. Hegseth, Washington'ın savaşı yeniden başlatma konusunda "fazlasıyla yetkin" olduğunu savundu.

TAHRAN'IN KIRMIZI ÇİZGİSİ: 12 MİLYAR DOLAR VE LÜBNAN
Masadaki ABD taleplerine karşılık İran'ın da esnetmediği kırmızı çizgileri bulunuyor. Tahran yönetimi, nükleer program gibi kritik konularda somut adımlar atmadan önce dondurulmuş 12 milyar dolarlık varlığının serbest bırakılmasında ısrar ediyor. İran basını, Trump'ın zenginleştirilmiş uranyumun yok edileceğine dair daha önceki iddialarını "asılsız" olarak nitelendirmişti. Öte yandan Tahran, devam eden çatışmalara rağmen barış anlaşmasına Lübnan'ın da dahil edilmesini şart koşuyor. Beyrut ise bu süreçte, İran destekli Hizbullah'ı hedef aldığını savunan İsrail'i "yakıp yıkma politikası izlemekle" suçluyor.





