Trump Amerika’nın tecessüm etmiş hali. Amerika kapitalizmin zirve noktası. Kapitalizm tüm ahlak düşüklüğünün, insaf noksanlığının ve de zulmün insanın doymak bilmez iştihasıyla ittifak yapmış şeklidir. Dünyadaki irili ufaklı savaşların, işgallerin ve adaletsizliklerin hem teorisyeni hem de baş aktörü, çok af edersiniz ama Amerika’dır. Obama gider Trump gelir; üslup değişir, lakin karakter değişmez. Vietnam’a girerken de Irak’ı işgal ederken de, Suriye’yi kan gölüne dönüştürürken, İran’a aba altından sopa gösterirken de değerler manzumesini altüst edip şeytanla işbirliği yapar. Türkiye’ye gözdağı vermesi korku ve sinikliği test etmek içindir. Kuzey Kore lideri Kim-Jonk ile restleşmesine bakmayın, Amerika için Kuzey Kore dünyaya dolaylı mesaj verme vasıtasıdır. Hırlaşırlar, ama biriken yakıp yıkma enerjilerini üçüncü hatta dördüncü beşinci dünya ülkeleri üzerinde gerçekleştirirler. Trunp’ın şu son mesajı bunun tipik bir örneğidir: “Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ‘nükleer silah butonunun her zaman masasında olduğunu’ açıklamış. Ona, tükenmiş ve açlık çeken rejiminden biri benim de nükleer silah butonumun olduğunu söylesin! Ancak bu, onunkinden çok daha büyük ve güçlü bir buton ve bu çalışıyor.” Şimdi anladınız mı Amerika’nın nükleer korku enerjisini dünya milletleri üzerinde nasıl denediğini. Mazlum milletlerin, müstemleke devletlerin elinin altında acaba neyin butonu var? Öfkenin mi, duanın mı, petrolün mü, altın madenlerinin mi, terörün mü?..
YOLDAN ÇIKMAMAK İÇİN KILAVUZ KİTAP
Yağız Gönüler gerçekten has şair ve has bir yazar. Haslıkla hasbilik arasındaki mukareneti de onun yazdıklarında gördüm. Hariçten değil içten seslenen, sözünü esirgemeyen, hassasiyetini tavır haline getiren, inanç-amel bütünlüğü olan bir yazar o. İyi biri değil, iyi bir insan! Biri ya da birisi olmamak için mücadele ediyor yazıp söylediklerinde. Has ve de hasbi yazarların en çok yıldızlarının barışmadığı kesim hastalıklı zihinler ve düşünce yapılarıdır. Akif öfkesi, İsmet Özel tavrı, Topçu suskunluğu da diyebilirsiniz siz buna. Yağızın düşünce ve duyarlıklarıyla kendisiyle henüz yüz yüze bir araya gelmeden önce tanıştım. Benim konuşup yazdıklarımda onunkiyle kesişen çok şeyler vardı. Bu mukareneti hep önemsedim. ‘Yola çıkmak, hep haklı çıkmaktır’ diyordu bir konuya giriş yapmadan evvel. Yağız’ın şiirine kattığı bu söz hayatında da ona kılavuzluk etmiştir. ‘Ne öğrendimse yola çıktıkça öğrendim, bir de yolda kaldıkça’ Yağız Gönüler yolun izini kitaplarla süren bir yazar. Yazarlarla yürümeyi seviyor, fakat bu önüne gelen yazarla değil, arkasından giden ya da yanına denk düşen yazarlar. Tam kırk yazarla birlikte çıktığı yolculuğuna tanıklık ettim Yağız’ın. Yolda yola çıkan ve her defasında haklı çıkan yazarlarla arkadaşlık kurup yarenlik ettim. Yağızın İhtimal Dergisi yayınlarından çıkan (Nisan-2017) deneme kitabı ‘Yolda Olmak’ı okurken alttan alta fısıldanan mesajı da aldım: ‘yola kiminle çıkacağına dikkat et!’ Öyle ya, önce refik sonra tarik! ‘40 Kitabın Anlattığı’ndan yola çıkarak kaleme alınan denemeler alanında fazla rastlanmayan bir özgünlüğe sahip. Ben bu kitaptan çok şeyler öğrendim, sevgili okur, bu kitaptan yüreğin boş dönmeyeceksin. Bir sürü tanıdığın olmayacak, nitelikli çok yoldaşın olacak. Sürü değil yoldaş! Yağız Gönüler’in surat asmak gibi bir hakkı her zaman vardır. Keşke herkes suratını onun gibi doğru bir yere asmış olsa!