Dünyanın kaos üreticisi konumundaki ABD Dışişleri Bakanlığı UCM'ye yönelik bir girişim başlatıldığını açıkladı. Açıklamada, girişimin, UCM'nin "ABD'nin egemenliğini tehdit etme yeteneğini sistematik olarak etkisiz hale getirmek" amacıyla hükümetin tüm birimlerinin katılımıyla yürütüleceği vurgulandı.
KENDİLERİNE SORUŞTURMA AÇILMASINI HAZMEDEMEDİLER
UCM'nin ABD askerleri ve yetkilileri üzerinde yargı yetkisinin ABD tarafından hiçbir zaman kabul edilmediğine işaret edilen açıklamada, Mahkemenin daha önce ABD'li askerler ve istihbarat görevlileri hakkında soruşturma açtığı ve bu dosyaları kapatmayı reddettiği kaydedildi. Açıklamada, "UCM'nin Amerikalılar için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmaya yönelik girişimde hiçbir diplomatik seçenek göz ardı edilmeyecektir." ifadesine yer verildi. ABD’nin bu küstah tavrı, adeta ‘Biz dokunulmazız, kimse bizi hesaba çekemez” mesajı olarak okundu.
UCM’Yİ KENDİLERİNE RİSK OLARAK GÖRÜYORLAR
ABD hükümetinin yeni girişimi kapsamında UCM’ye taraf olan ülkeler üzerinde baskı kurulacağı sinyali verildi. Girişimin UCM'ye karşı çeşitli adımlar içereceğine dikkati çekilen açıklamada, yabancı ülkelerle yürütülecek diplomatik temaslarda UCM'nin oluşturduğu risklerin vurgulanacağının ve ülkelerin mahkemeden çekilmelerinin isteneceğinin altı çizildi.
UCM’YE YAPTIRIMLAR YOLDA
Açıklamada ayrıca, girişim kapsamında UCM'nin yetkisini tanımayan ülkelere yönelik denetimlerin artırılacağı, UCM personeline yönelik vize iptalleri ve seyahat yasaklarının uygulanacağı, Mahkeme ile bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımların da genişletileceği kaydedildi.
UCM İSRAİL’E SOYKIRIM DAVASINI YÜRÜTÜYOR
Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı'nda Siyonist İsrail aleyhine açılan soykırım davası, Gazze'deki insani durum ve soykırım operasyonlarının hukuki boyutunu küresel gündemin merkezine taşımıştı. Mahkeme, geçici önlem kararlarıyla İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmemeye çağırırken, bu süreçte ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz siyasi ve askeri destek, davaya ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmişti. UCM’nin kararlarının ABD’nin baskıları sonucu uygulanamaması, uluslararası hukukun tarafsızlığı ve uygulanabilirliği konusunda ciddi eleştirilere yol açtı. Bu bağlamda, ABD’nin İsrail’e sağladığı diplomatik koruma ve askeri yardım, soykırım suçlamalarının yargı önünde etkin bir şekilde ele alınmasını engellemiş ve uluslararası adalet sistemine gölge düşürmüştü.




