Başlığı böyle atınca, hemen bu muhalif zaten, ne keyifsizliği be adam, herkes halinden memnun ve geleceğe de mutlulukla bakıyor, diyebilirler.

Hâlbuki çevreye baktığımda, insanları dinlediğimde, evet veren de hayır veren de… İktidarı seven de sevmeyen de bir şeylerin eksik, bir şeylerin keyifsiz olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyor.

Toplumu keyifsizliğe iten nedenler… Saikler, nelerdir acaba?

Tuhaf bir curcuna… Tuhaf bir bulanıklık… Korku, tereddüt, istikbale ilişkin, hareli nazarlar var.

Dışarısı, bizi sevmeyenler, ülkeyi bölmek isteyenler, bizi zayıf ve çelimsiz bırakmak isteyenler, böylesi bir havayı pompalamış olabilirler mi?

Olabilir elbet.

Lakin iğneyi kendimize batırmakta yarar yok mu?

Nerden geldik, nereye varmaktayız? Halimiz nicedir, nasıldır? Yolumuz, yordamımız, görüntümüz, söylediklerimiz, yaptıklarımız… Sahiden sahici midir, memleket için gerekli midir, gereksiz midir, diyebiliyor muyuz?

Yönetim sistemini değiştirdik.

Hükümetin başına, partili bir cumhurbaşkanını yerleştirdik. Parlamentoyu yasa yapar hale getirdik. Artık gensoruyla, ayak bilek oyunlarıyla hükümet değişmeyecek, düşmeyecek… Beş yıl boyunca, ülkenin idaresini halk doğrudan belirleyecek…

Evet, böyle bir karara vardık.

Lakin içerde ve dışarıda, daha önce de uyardığım gibi, içe doğru, kendimize doğru büzüşmekteyiz.

Bu büzüşme, aslında küçülme demek, dışarıyla irtibatın zayıflaması demek…

Hakkımızı savunmak… Emperyalistlere karşı dik durmak, onlara boyun eğmemek… Cesurca hareket etmek elbet alkışlanacak, gururlanacak bir davranıştır.

Bunu yaparken, ülkeyi geriye çekmemek gerekir. Batıyı… Bizi aldatan, bize yalan söyleyen batıyı kendi silahıyla… Kendi hukukuyla vurmak gerekir.

Mesela… İnsan haklarını güçlendirerek… İlla da Avrupa birliği için değil, kendi insanımızın yaşam standardını yükseltmek için, hak ve özgürlükleri genişletmek kaçınılmazdır.

İşimizin temeline adaleti, merhameti, liyakati yerleştirdiğimizi elalem bilmeli… Bununla batıyı hizaya çekmeliyiz.

Ev ödevi verilen talebi konumundan, birilerine insanlık dersi, hukuk dersi, adalet dersi veren hale geçmeliyiz.

Bunları yapmak zor mu peki?

İnsanlarımızın daha rahat bir hayata… Daha muhkem bir yaşam kalitesine ulaşması için, bu hükümet geçmişte, büyük reformlar, büyük adımlar attı…

Ama durdu… O gelişimci tarafını unuttu.

Keyifsizlik bu yüzden… Piyasaların durgunluğu, insanlarımızın yılgınlığı bu sebeptendir…

Gördüğümüzü, vardığımız doğruları paylaşmakla yükümlüyüz… Hiçbir şey yokmuş gibi, sırf siyah ve beyaz dünyaya kendini mahkûm etmiş insanlar gibi yapamayız…

İsteriz ki, kardeşlerimiz güzel işler yapsınlar… Ülke kazansın, inananlar kazansın, insanlık kazansın…

Varlık sebebimiz bu değil midir?