Bazılarının aklına yatmadığı ya da gerçekleşmesini istemediği birçok konuda söylediği gibi "bunlar eskiden yoktu" diyenler çıkabilir, fakat şimdilerde birçok kimse yazın nimetlerini ve yaz tatilini çeşitli şekillerde değerlendirmektedir. Birçok zenginliği bünyesinde barındıran ülkemiz çok güzel... Her anlayışa, her ekonomik güce uygun tatil yapabilme imkânı mevcut... Hatta önemli bir kesim parasız tatil yapıyor eş, dost, "tanıdık" yazlıklarında...

İnsanlarımızın cömertliği sebebiyle turistler bile benzer imkânlardan yararlanabiliyorlar. Toplumumuzda yabancılara karşı müthiş bir hoşgörü var. Baş tacı etmek için insanlarımız sanki bir yarış içindeler...

Bakmayın arada bir meydana gelen sapıklıklara... Elbette 70 milyonluk ülkede bazı kötü niyetli, sadist tipler oluyor ve olacaktır. Benim söylemek istediğim başkaları sinekten yağ çıkartırken, biz hem bireysel olarak hem de ülkemizin imkânlarını yabancılara sunmaktan zevk aldığımızdır.

Birinci sınıf bir seyahat acentasının rehberiyle bir tatil beldesinde epey sohbet ettik. "Yazık oluyor ülkemizin güzelliklerine... Neredeyse bedava hizmet ediyoruz en lüks otellerde ve mekânlarda..." diyordu bu kişi. Bununla ne anlatmak istiyordu bilmiyorum ama birinci dereceden bir görgü tanığı olarak bazı şeyleri söylemek istediği bir gerçek...

Tatil beldeleri gerçekten çok güzel, doğa harikası yerler... Orman, deniz, yiyecek içecek her şey iç içe ve her şey çok mükemmel... Fakat buna rağmen tatil beldelerinin insanlardan kaynaklanan birçok sorunu var. Bunların başında düzensiz yapılaşma geliyor. Bu konuda büyük bir başı boşluk var. İsteyen istediği yere, istediği şekilde ev, villa hatta apartman yapabiliyor.

İşin ilginç yanı çevre halkı bu tür konulara çok duyarlı fakat yapabildikleri bir şey yok. Halk usulsüzlüklerle ilgili her şeyi en ince ayrıntısına kadar biliyor: Kimin neyi nasıl yaptığını, kimlerle iş birliği içinde olduğunu, ilgili makamlara veya kişilere nasıl ulaştığını, kimlere ne kadar rüşvet verdiğini...  Tek bilmeyenler rüşveti alanlar yani iş bitirenler... Çünkü onların kafası kumun içinde...

Elbette dürüst çalışan, kanunlar çerçevesinde hareket eden, sorumluluklarının farkında olan görevliler de var. Olması gereken de bu zaten... Görev yapmak büyük bir başarı gibi sunuluyor ya da görülüyor usulsüzlüklerin yoğunluğu yüzünden...

Oysa herkes aynı geminin içinde, kim görevini ihmal ederse zaman gelir işin ucu kendisine de dokunur. Alt yapısı olmayan yerlere yerleşim alanları açıldıkça temizlik en önemli sorun olarak karşımıza çıkıyor. Böyle bir çevrede eviniz varsa oturamaz hale geliyorsunuz usulsüzlükler yüzünden...

Tatil beldelerinde insan insanı çekiyor, potansiyeli olan bir yerde bir bakıyorsunuz ortam birden kalabalıklaşıvermiş, buna paralel olarak da sorunlar artmış... Bunların başında temel ihtiyaçların temini geliyor. En çok ihmal edilen konu ise temizlik... Herkes günlük çöpünü bulunduğu yerin dışına çıkardığı zaman görevini yaptığını zannediyor. Oysa çöpler çevreye yayılıyor ve bir bakıyorsunuz ki çöplüğün ortasında kalmışsınız.

Yemek, içmek ve kirletmek... Sanki tatil beldesi insanlarının ortak özelliği... Doğa kendi kendini temizlerken insan denilen varlık nereye ayak bassa orayı yaşanmaz hale getirmektedir.

Kuşların tabiatta, martıların denizde yaptığı temizlik, böceklerin tabiatı dengeleme adına yaptığı temizlik ne mükemmel... Her bir varlık üzerine düşen görevi en güzel biçimde yaparken sanki insan bundan istisna Tam tersine kirletmekle görevli!

Yaz günleri pisliği hiç kaldırmıyor, çöpler hemen çevreye koku yaymaya başlıyor. Çöp aynı zamanda mikrop demektir. Çocuklarla insanlar tatil beldelerinden iç içe ve korunmasız durumda yaşıyor, yalın ayak dolaşıyor, oyun oynuyorlar. Fakat çevre pislik içinde... Bir de şu içki, bira şişesi kırıkları yok mu Olmadık yerde karşınıza çıkıveriyor. Bir bakıyorsunuz bir "insan" ya da çocuk ayağını eline almış ya ağlıyor ya da ayakta durmaya çalışıyor.

***

Bazı beldeler var çok güzel... Yalova nın Armutlu ilçesinin Fıstıklı ve çevre köyleri gibi... Her taraf yemyeşil, çam ağaçları ile zeytinlikler iç içe... Bunlar hem müthiş bir güzelliği görmenize imkân sağlıyor, hem temiz hava teneffüs ediyorsunuz, hem de "nimetler"i görüyorsunuz. Çünkü bunlar aynı zamanda köy halkının geçim kaynağını oluşturuyor: Zeytin ve çam fıstığı.

Zeytin başlı başına müthiş bir gıda, bugün insanlar sağlıklı bir şekilde beslenebilmek için onun hakikisini arıyor ve bulamıyor. Fakat buralarda yaşayan insanlar bunları bizzat yetiştiriyor ve tüketiyorlar. Onlar temiz hava, bol gıda denilen hali tam olarak yaşıyorlar.

***

Fakat en çok dikkatimi çeken husus, şükür unutulmuş bu ülkede... Kimse bulunduğu yerden memnun değil... Kiminle konuşsanız hep şikâyet dinliyorsunuz, be Allah ın kulu sen şükredecek bir nimete sahip değil misin

Bunun bir sonucu olsa gerek ki, güzellikleri kirletme yarışı var şu güzel ülkemizde... Tabiatı kirlet, siyaseti kirlet, yönetimi kirlet, bulunduğun yeri kirlet... Kirletmeyi yeterli görme, ormanı yak... İnsaf artık...

İnsan olarak bulunduğun yere bir güzellik kazandıramıyorsan, bari kirletme! Üzülerek belirteyim ki maddî ve mânevî anlamda ibretlik hadiseleri hep birlikte seyrediyoruz. Seyretmeyelim artık bu pislikleri... Güzellikleri görelim!