Soru: Ay tutulması hakkında bilgi verir misiniz  

Cevab: Bismillahirrahmanirrahim.

Tam ay tutulması birçok insanın belki hayatında bir defa görebileceği muhteşem bir tabiat olayıdır.

Ankara Üniversitesi Rasathanesi yetkililerinden alınan bilgiye göre, ilk tam ay tutulması bu yıl 3 Mart 2007 Cumartesi gecesi saat 23. 30 da başlayacak ve 03.12 de son bulacak.

Ay tutulması

Ay kendi yörüngesinde dolanırken, kimi zaman dünyanın gölgesine girer. Geceleyin ay ışığının tamamının veya bir bölümünün, dünyanın gölgesinin güneşle ay arasına girmesi yüzünden dünyaya ulaşamaz. Karanlıkta kalan ay kısa süreli de olsa dünyadan gözlenemez Buna: "Husûf = Ay tutulması" denir.

Husûf, ay tutulması namazı

Bazı tabiat olaylarından manalar çıkarmak cahiliyye anlayışıdır ve gerçekle bir ilgisi yoktur. O cehalet devrinde câhiliye halkı ay ve güneş tutulması gibi tabiat olaylarını uğur veya uğursuzluk olarak yorumlamakta, ay ve güneş tutulmasının yeryüzünde önemli bir kişinin veya bir hükümdarın doğum ya da ölümünün işareti saymakta, ya da büyük bir zarar olacağına inanmaktaydılar.

Bu olaylarda her şeyin yaratıcısı olan ALLAH tan gaflet ederlerdi. Dedikodulara kendilerini kaptırır, yerli yersiz yorumlarda bulunur, çeşitli endişelere kapılırlardı. ALLAH a ibadet yerine bu gibi şeylerle meşgul olurlardı.

Şimdi Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğal olaylar karşısındaki tutumuna temas etmek istiyoruz. Câhiliye halkı ay ve güneş tutulması gibi tabiat olaylarını uğur veya uğursuzluk olarak yorumlamakta, önemli bir kişinin veya bir hükümdarın doğum, ya da ölümünün işareti saymakta idiler. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz, ay ve güneş tutulması hakkında, eski çağlardan beri kehânete dayalı bu tür yorumların yanlış olduğunu bildirmiştir.

Resûlullah (S.A.V) efendimiz gerek ay tutulmasının ve gerekse güneş tutulmasının yeryüzündeki gelişmelerden herhangi biriyle ilgisinin olmadığını, ay ve güneş tutulmasının ALLAH ın, O nun gücüne delalet eden ayetlerinden olduğunu, ay ve güneşin tutulması halinde Müslümanın yapması gereken dua ve namaz ile ALLAH a yönelmek olduğunu açıklamıştır. Görülüyor ki: Hz. Peygamber (S.A.V) efendimiz, bunlara sadece birer tabii gök olayı şeklinde bakmış ve ilim dışı yaklaşımlara şiddetle karşı çıkmış, ay ve güneş tutulması hakkında, eski çağlardan beri kehânete dayalı bu tür yorumların yanlış olduğunu bildirmiştir.

Hiçbir insanın ölümü sebebiyle Güneş tutulmaz!

Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin zamanında, birisi Mekke döneminin sonlarında, ikisi de Medine döneminde olmak üzere üç defa güneş tutulması ve iki defa da ay tutulması meydana gelmiştir. Ay tutulması esnasında Yahudiler toplanıp ateş yakmışlar, tas çalmışlar, ayın büyülendiğini söylemişlerdir. Diğer birçok konuda olduğu gibi Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz, güneş ve ay tutulmaları konusunda da bu tür gerçek dışı inanç ve telakkileri yıkmıştır. Câhiliye halkının bu konudaki telakkisinin doğru olmadığını belirtmiş, bunlara sadece birer gök olayı olarak bakmıştır. Akıl erdirilemeyen olaylar karşısında akıl dışı yorumlar yerine ALLAH a sığınmanın daha sağlıklı yol olduğunu göstermiştir. Nitekim Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin oğlu Hz. İbrahim, vefat ettiği zaman tevafuken güneş tutulmuştu. Halk, cehalet devrinden kalma bir anlayışla güneşin tutulmasını, oğlu Hz. İbrahim in ölümüne bağlamışlardı. Resûlullah (S.A.V) efendimiz ise insanları bu tabii olay karşısında onun yaratıcısı olan ALLAH ı tesbih etmeye ve iki rek at küsûf namazı kılmaya davet etmiştir.

Tamamen insanların gücü ve iradesi dışında meydana gelen güneş ve ay tutulmaları esnasında Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin ibadet etmesi, onun, kâinattaki düzeni yaratan Yüce ALLAH ın gücünü takdir ve takdise yönelik bir davranışı olarak değerlendirilmelidir. Güneş ve ay tutulması Müslümana her şeyin yaratıcısı olan ALLAH için yerine getirmesi gereken görevi, ibadet ve kulluk konusunda yapması gerekenleri hatırlatır.

Bütün bunlardan anlıyoruz ki Resûlullah (S.A.V) efendimizin mucizelerinden biri de dışa akseden tabiat olaylarını hayal ve vehm dairesinden çıkararak ilim dairesinin içine sokması ve inceleme-araştırma yoluyla bunların gerçek mahiyetleriyle ilgili bilgiye ulaşma kapılarını açmasıdır. Asıl yaratıcılarının bilinmesi ve ALLAH a şükür amacıyla kulluk görevlerinin ve ibadetin yerine getirilmesi için sebeplerin onlardan kaynaklanan gelişmelerle (müsebbebatla) ilgisine işaret etmiştir.