İslam ilimlerinde mûcâz (icazetli) ulemadandı. Senedi, Hz. Peygamber’e (sav) ulaşan kıraat (kırâat-i seb‘a) icazeti vardı. Etkili bir vaiz, sünnete uygun yaşayan dindar bir Müslümandı. Gazze’de Kur’an meclislerinde yüzlerce hafız yetiştirdi. Talebeleri İlahiyat’tan Tıp’a kadar pek çok alanda vazife alıp Gazze’yi ayağa kaldırdı. Birçok öğrencisi Kassam Hafızlar Tugayı’na katıldı.
Vâil hoca, çocuklarını ve ailesini saklayıp halkın evlatlarını cepheye süren hocalardan değildi; oğlunu da şehit vermişti. Kendisi de elindeki kalemiyle özgürlük savaşının en önünde yer aldı. Bu nedenle Aksa Tufanı’nda Siyonistler tarafından ilk hedef alınan âlimlerden biri oldu. Vâil hocanın hikâyesini İlahiyatçı Muhsin Kepkan Milli Gazete için kaleme aldı.

Giriş
Kurra, Hafız, Vaiz, Akademisyen ve Mücahit… Bu ve bunlar gibi pek çok kelimeyle tarif edilebilecek Vâil ez-Zerd Hocamızın hayat hikâyesini ele almadan önce bir hususun iyice vurgulanması gerekmektedir. Bu kadar vasfı bir arada toplamış bir adam neden ölümden korkmaz? Niçin baruttan bulutların sardığı, paslı metal yağmurlarıyla ölümün yağdığı, kızıl kanların yeşil zeytinleri beslediği Gazze toraklarında yaşamaya devam eder? Hayatı başarılarla dolu bir insan muhtemelen; bu başarıyı maddi kazanca çevirir ve bir sahil kasabasında, ya da yeşilliklerin içinde bir ev ve bir aile ile konforlu bir ömür geçirme hayali kurar. İmkânların bahşedildiği imtihan dünyasında ihtimaller vardır. Kimi insanlar da imkânları iman merdivenine dayar da öteler için çalışır ve buralarda rahat etmez, edemez. Zaten öteler için çalışmaya buralar emanet edilmezdi de… Peki ötelerde ne vardı? Dilerseniz bu meseleyi hakkında ayetin indiği rivayet edilen bir sahabenin hayatından örnek verelim.
Hz. Enes’in (ö. 93/711-12) amcası Enes bin Nadr (ö. 3/625) Bedir savaşına katılamamıştı. Bunun burukluğunu yaşıyordu. Hz. Peygambere ‘‘Ya Resulallah! müşriklere karşı yaptığın ilk muharebede bulunamadım. Eğer Allah, müşriklere karşı yapılacak bir savaşta beni bulundurursa neler yapacağımı Allah görecektir” dedi. Derken Uhud savaşı sırasında Müslümanların safları bozulunca, arkadaşlarını kastederek ‘‘Yâ Rabbi, bunların yaptıklarından beni mazur görmeni dilerim” dedi ve müşrikleri kastederek de “Bunların yaptıklarından beri olduğumu sana arz ederim” dedi ve düşmana doğru ilerledi.
Enes yalınkılıç ilerlerken savaş meydanında Sa‘d b. Muâz (ö. 5/627) ile karşılaştı ve ona “Sa’d’ Cenneti istiyorum. Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, Uhud tarafından cennetin kokusunu alıyorum” dedikten sonra düşman saflarına daldı.
Hz. Enes sonrasını şöyle anlatıyor: [1]
“Amcamı öldürülmüş olarak bulduk. Üzerinde seksen kadar kılıç, süngü ve ok yarası vardı. Müşrikler cesedine işkence (müsle) yaptıklarından kimse onu tanıyamadı. Sadece kız kardeşi onu parmaklarından tanıyabildi. Biz şu âyetin amcam ve benzerleri hakkında inmiş olduğunu düşünüyoruz: “Müminlerden bazı kimseler Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler, kimileri onun yolunda can verdiler, kimileri de ecellerini bekliyorlar; (vaadlerini) asla değiştirmediler.” (Ahzâb 33/23)
Konforu, rahatı, lüksü satmak ve karşılığında Allah’ın rızasını almaya talip olmak… İki cihan saadetini elde ettirecek ticaret! İşte bu yazı, geçici dünya hayatını bir davaya adayan, eldeki maddi hayatı hakkıyla teslim edip kazancını ahirette alacak bir mücahidin hayat hikâyesidir.

Şekil 1 - Dr. Vâil ez-Zerd Hoca Şehit Edilen Mahdumu Kassam Mücahidi Bera Vâil ez-Zerd için Yapılan Anma Programında görülüyor. Ciğerparesini yitiren hocanın gözyaşlarını resimde görmek mümkün!
Hayatı
Tam adı, Dr. Vâil Muhyiddin Seyyid ez-Zerd şeklindedir. “Ebu Husâm” künyesiyle tanınmaktadır. 24 Aralık 1972’de Gazze’de dünyaya geldi. Doğu Akdeniz’in bu küçük ama davası dünyalardan büyük kadim şehri, tarihin acılarla yoğrulduğu bir coğrafyada mutluluğu ve üzüntüyü aynı nefeste yaşayan yüz binlerce insanın arasında ez-Zerd’in çocukluğuna ev sahipliği yaptı. Doğduğu mahallede, sokaklarda koşturduğu yıllar, onun kişisel tarihinin ilk izlerini bırakırken, daha sonraki yıllarda Nebevi bir davanın yolculuğuna çıkacağının emarelerini de veriyordu.
Eğitim Yılları ve Gençlik
Vâil ez-Zerd, Gazze’deki okullarda eğitimini sürdürdü. 1991’de Filistin Lisesi’nden “iyi derecede” mezun oldu. 1992’de Kur’an’ı Kerim’i ezberleyip Hafız oldu. Bu erken dönemdeki Kur’an çalışması, Kur’anı şahsiyet inşasının merkezine koymuş bir mümin olarak hayatını şekillendireceğini de gösteriyordu.
1995 yılında Gazze İslam Üniversitesi Usulü’d-Din Fakültesi’ni bitirdiğinde yirmi iki yaşındaydı. 1996 yılından itibaren Gazze’deki Büyük Ömerî Camii’nde imam olarak göreve başladı ve bu görevi ömrünün sonuna kadar devam ettirdi. 1997’de Mekke’de düzenlenen Kur’an Okuma ve Ezberleme Yarışması’nda Filistin’i temsil etti. Bu uluslararası deneyim, onun sesinin ve Kur’an’a olan hâkimiyetinin geçerliliğini tüm Müslüman alemi nezdinde de tescilledi.
2001’de Gazze İslami Üniversitesi Hadis Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. Tezi “Sünnet Metinlerinin Tasvirine Göre Cahiliye Görünümleri” başlığını taşıyordu. Bu çalışma, erken dönemde toplumun sosyal ve ahlaki yozlaşmasını tarihsel İslami bakışla irdeleyen özgün bir çalışmaydı.
Yüksek lisansın ardından Mısır’daki Ayn Şems Üniversitesi (Mısır) ile el-Aksa Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen ortak doktora programından mezun olup Felsefe Doktoru unvanını aldı. Bir yıl boyunca Filistin Kudüs Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nde, ardından bir buçuk yıl Gazze İslam Üniversitesi Usûlü’d-Dîn Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Şehit olduğunda Gazze İslam Üniversitesi’ne bağlı Mesleki ve Uygulamalı Bilimler Toplum Meslek Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak ders veriyordu ve Gazze İslami İlimler Bölümü başkan yardımcılığı görevini yürütüyordu.

Şekil 2 - Başbakan İsmail Heniyye, Dr. Vâil hocayı fakültesindeki odasında ziyaret etti.
Cami İmamlığı ve Davet Hayatı
Kariyerinin merkezi unsurlarından biri, 1996’dan itibaren Gazze’nin en önemli camilerinden biri olan Ömer Camii ve el-Mahatta Camii imam-hatibi olmasıydı. Bu görev, onun akademik kimliğini geniş halk kitleleriyle buluşturduğu alandı. Minberdeki sesi, Kur’an ayetleri ve hadisler, bir öğretmen edasıyla halkın hem manen hem de sosyal açıdan güçlenmesini hedefliyordu.
Dr. Vâil ez-Zerd Hoca, vaazlarında sadece dini mesajlara değil; toplumun yaşadığı günlük sıkıntılara, aile ilişkilerine, gençlerin eğitimine ve ahlaki meselelerine de odaklandı. Anlatımında sadelik, derinlik ve insanileştirilmiş hikâye öğeleri bir arada bulunuyordu; bu da onu Gazze’de çok sevilen bir hatip haline getirdi.

Şekil 3 Vâil Hoca ve oğlu Şehit Berâ. Bera, Kassam'ın Gazze'yi kuşatan tel örgüleri aşarak gerçekleştirdiği bir protesto sırasında İsrail askerleri tarafından beş arkadaşıyla birlikte şehit edildi. Tel örgüleri aşarken son kez bir görüntü çekip annesine attı ve “Ana! Telleri aştım; işgal edilmiş topraklarımıza ayakbastım” diyerek sevincini kaydetti.
Toplumsal Projeler ve Sosyal Sorumluluk
Dr. Vâil’in toplum hizmeti cami kürsüsü ile sınırlı değildi. O, sosyal ve hayır çalışmaları kapsamında pek çok inisiyatifi de başlattı ya da destekledi. Gazze’de kadınların, gençlerin ve çocukların eğitimi ve toplumsal refaha katkı sağlayacak projeler üzerinde özellikle durdu.
Kadınlar ve Aile Odaklı Çalışmalar
Dr. Vâil kadınlara yönelik faaliyetleriyle tanındı. Gazze’de kadınların eğitim, kültürel ve sosyal gereksinimlerine cevap veren “Fazilet Kadın Forumu Merkezi’’ yöneticisi olarak görev yaptı. Bu merkez, çocukların Kur’an eğitimi almasını sağladığı gibi özellikle kız çocukların yetişmesinde önemli fonksiyonu olan sosyal faaliyetler yürüttü. Ayrıca eşlerin evlilik hazırlığı ve aile refahını destekleyen toplum merkezleri kurarak aile bütünlüğünün korunmasına hizmet etti.
Konferanslar ve Yazar Kimliği
Dr. Vâil konferans salonlarında yalnızca ilahiyatçı kimliğiyle sunumlar yapmadı. Aynı zamanda konferansları ve seminerleri, toplumun moral ve bilinç düzeyini artırmaya yönelik önemli katkılar sağlıyordu. Katıldığı konferanslar arasında aile değerleri, gençliğin rolü ve toplumsal suçları önleme ve uyuşturucuyla mücadele gibi başlıklar yer aldı. Bu konferanslarda, toplumun moral dokusunu güçlendirmek ve geleceğe dair umutları diri tutmak için fikirlerini paylaştı. Etkili üslubu ve ikna kabiliyetiyle pek çok genci etkiledi.
Dr. Vâil aynı zamanda akademik eserler de kaleme aldı. “Davet ve Davetçi” adlı eseri üniversitelerde eğitim materyali olarak ders programlarına alındı. Bunun yanı sıra Kur’an ve hadis üzerine ilmi tezleri, gençlerin dinî kimliklerini güçlendiren metinler olarak neşredilip okundu.
Dr. Vâil davetçi ve akademik kimliğinin gerektiği şekliyle toplumu bilinçlendirmeye çalıştı. Tanınmış web sayfalarında köşe yazıları yazdı. Aksa Tufanı Operasyonu’unun başladığı 7 Ekim 2023 gününden sonraki gün yani 8 Ekim’de iki yazı kaleme aldı ve bunları bu siteden yayınladı. Bu yazılardan biri “Bildiğimiz ve İstediğimiz Gazze” başlığını taşıyordu. İkinci makalesi ise “Üç işaret ve dördüncüsüyle kurtuluş yakındır” başlığını taşıyordu. Bu makalesinde Aksa Tufanı hareketi başlayınca önceki yazısına ilave olarak Gazze’nin olağanüstü gündemini değerlendiriyor ve sancılı günlerin zafere gebe olduğunu bildiriyordu.
Vâil hoca, Kassam Mücahidi Olan Evladı Bera Vâil’in Şehadeti üzerine açıklama yaparken görülüyor.
Bir Aile ve Bir Dava
Dr. Vâil evliydi. Hanımı, Vâil hocanın ev hayatını anlattığında hiç kimse onu gerçek manada tanımadığı anladı. Oğlu Berâ’yı ve kocasını şehit veren karısı kendisine uzatılan mikrofonlara “Şeyh yani hoca, hayattayken bir sultandım” dedi ve kocasına verdiği Kur'an öğretme sözünü yerine getirmeye devam edeceğini doğruladı.
Dr. Vâil hocanın Lînâ, Belsem, Zeyn ve Sündüs isimli dört kızı, Berâ, Bilâl, Hüsâm ve Abdurrahim isimleriyle dört oğlu bulunmaktaydı. Belsem, 6 Nisan 2024’te hafızlığını bitirdi ve tek oturumda tüm mushafı jüriye dinletti. Kendisine uzatılan mikrofonlara şunları söyledi: "En büyük desteğimizi ve sahip olduğumuz en kıymetli şeyi kaybetmiş olsak da, zor şartlara rağmen, sevgili babam, senin yolundan devam edeceğiz ve Allah'ın izniyle Mescid-i Aksa avlusunda Kur'an-ı Kerim okuyacağız."

Şekil 4 Şekil 4 Dr. Vâil hoca çalışırken, kendisini ziyarete gelen kızı Lînâ'yla görülüyor.
Tarihler 13 Eylül 2023 gösterdiği vakit Dr. Vâil Hocanın üniversiteye gönderme hayalini kurduğu oğlu Berâ, 20 yaşlarında Siyonistlerle Cihat ederken şehit oldu. Dr. Vâil Hocan evladının şehadet haberini aldığında, Hz. Peygamber’inn oğlu İbrahim’e veda ederken söylediği sözleri tekrarladı: “Kalp hüzünlenir, gözler nemlenir ancak dilden Rabbimizin Razı olacağı kelamdan başka bir kelam etmeyiz.” Büyük bir metanetle oğlunun namazını kıldırdı ve na’şını şehitliğe götürüp defnetti.

Şekil 5 Dr. Vâil, şehit oğluna son kez bakıyor. Bu resim, daha sonra İsrail tarafından şehit edilen el-Cezire muhabiri Gazeteci Enes eş-Şerif tarafından çekilmiştir.

Şekil 6 Şehit Bera Vâil’in Naaşı, babası ve sevenlerinin omuzlarında taşınıyor.
Şehadeti
Aksa Tufanı Operasyonu başladığında İsrail, özellikle halkın maneviyatını ayakta tutan ulemayı hedef aldı. Tarihler 13 Ekim 2023’ü gösteriyordu. Saat sabahın altısını geçiyordu.
Aksa Tufan’ından itibaren Kuzey Gazze’deki bombardıman arttığı için Vâil hoca ve ailesi, evi terk etmek zorunda kalmıştı. Vâil hoca hanımına ısrarla eve dönmek istediğini söyledi. O gece eve döndüler. Karısı şöyle anlatıyor: “Kızlarım Zeyn ve Sündüs’ü beraberimde kapıya yakın uyuttum; Bombardıman olursa en hızlı şekilde kaçabilsinler diye… Ama bombalar patlayınca infilakın şiddetinden dışarı fırlamışız. “Millet yetişin; hoca şehit düştü” diye bağırdım. Oğlum Abdurrahim ise kız kardeşi Balsam'ı ve babasını kurtarmak için üçüncü kattan ikinci kata inmek üzere perdenin üzerine tırmandı. Olay yerine vardığında Balsam ağlayarak, kanlar içindeki babasını sürükleyerek taşımaya çalışıyormuş!”
Eşinin anlattığına göre o gece Vâil hoca, her zamanki âdeti üzere evde teheccüdünü eda etti. Sabah namazını kılmak üzere mescide gitti. Ezanı o okudu ve sabah namazını kıldırdı. Sonra evine döndü. Onun dünyadan alacağı son şeyler de bitmişti. Dr. Hafız Vâil ez-Zerd Hoca Siyonist Terör Devleti’nin evini bombalaması sonucu ağır yaralandı. Tüm ahali evdeydi. Belsem, babasının kucağında uyuyordu. Eve dört füze peş peşe ve aralıklı olarak atıldı. Olay sırasında kanlar içinde kalan ancak daha sonra iyileşen Belsem, babasının yaralı bir halde can havliyle kendisini kurtarmaya çalıştığını anlattı. Kanlar içindeki yaralı Vâil hoca, kızını kurtarmaya çalışırken ikinci füze isabet etti. Hoca yere düştü. Belsem “Baba! Baba! Kelime-i Şehadet getir” diye bağırırken oğlu Abdurrahim koşarak Belsem’i alıp uzaklaşmaya çalıştı. O anda ikisi de yaralanıp düştüler. Gerisini hatırlayamasalar da Vâil hocanın şehadet anını hep hatırladılar. Vâil hoca kaldırıldığı el-Aksa hastanesinde 3 gün sonra 16 Ekim 2023’de şehit oldu.

Şekil 7 Dr. Vâil hoca, öğrencileri tarafından defnediliyor. Kefenin üzerinde ismi ve oğlu Berâ’nın resmi yer alıyor.
Dr. Vâil hocamızın eve varmadan önceki son cümleleri hala internette şu şekilde kayıtlıdır:

“Camide sabah namazını kıldım. Uçakların bombardıman sesleri ve topçu ateşinin gümbürtüsü, bu tweeti yazarken bile, tek bir dakika bile olsa Gazze topraklarından ayrılmadı. İşgalciler Gazze tüm mahalleleri yıkıyor, bombalıyor ve tahribat yaratıyor; çünkü Gazze’nin dışındaki kibbutzlarda ölümü tattılar.” 13 Ekim 2023 saat 06.11
Dr. Hafız Vâil ez-Zerd Hoca toplumun önderi olarak Hz. Peygamber’in önderliğini kendine örnek almıştı. Bazen Gazze’nin kumsallarında gençleri toplamış değerler eğitimi vermiş, yeri gelmiş toplumun direği olan ailenin ihyası için projeler üretmiş ve yeri geldiğinde harbi cihat meydanında göğüsleyecek evlat yetiştirmiş, bu uğurda ciğer paresini, yârini ağyar için kurban etmiştir.
Ömrünü ilme, irşada ve ümmetin izzetine adayan, kürsüde kelâmıyla, mihrapta duasıyla, hayatın çetin imtihanlarında vakarıyla örnek olan Dr. Vâil ez-Zerd hocamız; Hakka ve Şehadete yürüdü. O, geride yalnız hatıralar değil; talebeler, eserler, şahitlikler ve diri bir istikamet bıraktı.
Dr. Vâil hocadan sonra Aksa Tufanı boyunca evlatları da birer birer şehit düştüler. Bilal, Hüsam ve Abdurrahman, şehitler kervanına katıldı. Tufan’ın Kandilleri olarak yolumuzu aydınlatıyorlar.

Şekil 8 Zerd Ailesinin Şehitleri (sağ altta) Bera, (Mavi gömlekli) Vâil Hoca, Bilal, Hüsâm ve Abdurrahman.

Şekil 9 (Sağdan ikinci) Vâil Hoca, 29 Aralık 2015 tarihinde gerçekleşen, İsra Ata Halil isimli öğrencinin yüksek lisans tez jürisinde görülüyor.

Şekil 10 Dr. Vâil hoca, şehit düştükten sonra üzerine icazet cübbesi örtülmüş ve Kur'an-ı Kerim konmuş olarak defne hazırlanıyor.

Şekil 11 Vâil hocanın dairesi, İsrail tarafından hedef gözetilerek bombalandı.

Şekil 12 Vâil hoca, Hamas Kongresi'nde delegeler arasında görülüyor.
[1] Buhârî, “Cihâd”, 12; Müslim, “İmâre”, 148.





