Çarşamba günü ABDTemsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komiteside oylanacak olan Ermeni soykırım tasarısının kabulü Türkiyeyi terdirgin ediyor. Hatta, bu sebeple oylamanın yapılacağı gün "Kara Çarşamba" olarak nitelendiriliyor. Bunun yanında soykırım tasarısının ABDTemsilciler Meclisinde kabul edilmesi bazılarınca ikinci bir "Çuval olayı" olacağı gibi değerlendiriliyor. Şahsen böyle bir olayı çuval geçirme olayı ile aynı kefeye koymayı doğru bulmuyorum. Çuval olayını Kuzey  Iraktaki Amerikan güçleri içindeki bazı subayların kişisel davranışı olarak yorumlamak, takdim etmek mümkün olabilir ama Temsilciler Meclisinin soykırım tasarısını kabul etmesinın farklı boyutu olacaktır. Böyle bir gelişme Temsilciler Meclisi ve yönetimi ile ABDnin ülkemize karşı düşmanlık duygusunun tescili anlamına gelir. Bu bakımdan da temenni etmemekle birlikte tasarı geçecek olursu iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Bunun da ötesinde Türkiyenin yönünü bir başka tarafa çevirmesi şart olur.

Çuval olayında olduğu gibi mesele "ABDnin ayıbı" diyerek geçiştirilmeye çalışılacak olursa sanıyorum böyle bir politikanın izleyicileri milletten ciddi bir şamar yerler. Buna karşılık sert bir tepki gösterip mesele unutulmaya terkedilecek olursa bu da milletimiz için onur kırıcı bir tavırdır. Bize göre ABDTemsilciler Meclisinin soykırım tasarısını kabul etmesi iki ülke arasındaki ilişkilere kesinlikle zarar verecektir. Öylesine verecektir ki, Türkiye yeni bir dünyanın oluşması için harekete geçip bu yeni dünyada yerini almak durumundadır.

Olayın bir başka boyutu ise soykırım tasarısı Temsilciler Meclisinden geçmemiş bile olsa, hemen hemen her sene söz konusu tasarının ısıtılıp ısıtılıp gündeme taşınması bile onur kırıcıdır. ABDnin bu meseleyi Demoklasin kılıcı gibi Türkiyenin tepesinde sallandırması bile aslında bu ülke ile ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemiz için yeterlidir. Çünkü, Ermeni soykırım tasarısının her gündeme gelişi ABDnin Türkiyeyi köşeye sıkıştırma isteği olarak karşımıza çıkıyor ve tabii ki bazı pazarlıklar söz konusu oluyor. Böyle bir ülke ile ilişkileri dostluk çerçevesi içinde yürütmek mümkün olabilir mi Sürekli tehdit altında yaşanabilir mi

Tasarının içeriği nedir

Tasarı ABD Başkanının 1915 olaylarından bahsederken "soykırım" ifadesini kullanmasını istiyor.

Bu noktada akla, "ABDBaşkanları neden 1915 olaylarından bahsetme ihtiyacı duyuyorlar 1915 olayları ABDyi neden ilgilendiriyor " sorusu geliyor. İşte bu noktada Ermeni oylarına duyulan ilgi gündeme geliyor.. Seçimlerde Ermeni oylarını almak isteyen siyasiler 1915 olaylarını gündeme getiriyor ve bu olaylarda Ermenilerin yanında yer alarak onların oylarını tahsile çalışıyorlar. Yani olay tarihi bir hadisenin oy uğruna istismarından ibaret.

Çarşamba günü tasarının Temsilciler Melisi Dışilişkiler Komitesinde  oylanması ve hatta kabul edilmesi tasarının kabul edileceği anlamına gelmiyor. Ancak, kabul halinde Temsilciler Meclisi genel kurulunda görüşülüp oylanması gündeme gelecek. Buradaki oylamada tasarının kabul edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Aslında ABDTemsilciler Meclisinin tasarıyı kabul etmesinin bile yeri geldiğinde restini çekebilen, "Siz kendi işinize bakın" diyebilen bir ülke için yaptırım gücü yok. Ama, nedense dış politikasını ABDye göre ayarlayan bir ülke için tasarının kabul edilmesi ciddi sıkıntılara sebep olabilecektir.

Bu bakımdan kendi kendimize tasarının Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinde görüşülmesini "Kara Çarşamba" gibi takdim edip sanki hayatın sonuymuş gibi göstermenin anlamı yoktur. Belki tasarının kabul edilmesi ülkemizdeki ABDnin azad kabul etmez kölelerinin kendilerine gelmesine vesile olabilir.