"Bu çocukları kazanalım, bu çocuklar bizim çocuklarımız" diyordu. Bağlamsız, yalın bir halde söylendiğinde, bu söze kimsenin bir itirazı olmaz, olamaz. Fakat

***

Merhamete merhametsizlik değil, merhamete merhamet gerek Hiç kuşkusuz insanın en güzel yönünü merhamet duygusu oluşturur. Bu yüzden de "fıtrî-insanî" bir duygudur... Peki, hiç düşündünüz mü, bu kadar önemli bir kavram olan merhamet nedir

Merhamet söz konusu olduğu zaman zalim-mazlum, ahlâklı-ahlâksız, vefalı-vefasız, edepli-edepsiz aynı kefeye mi konacak Kime, neye, niçin ve ne kadar merhamet edeceğiz Merhamet edilecekler arasında bir derecelendirme söz konusu olacak mı olmayacak mı Olmayacaksa gerçekten merhamet edilmesi gerekenlere merhametsizlik olmaz mı

Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce merhamet ve uygulanması konusunda çok düşündüm Birçok yazı okudum. Okuduğum yazıların hepsinde de merhametin erdeminden, yüceliğinden, fıtrî bir duygu oluşundan bahsediliyordu. Zaten aksini söylemek için insanın aklını peynir ekmekle yemesi lâzım...

Sözlüklere baktım ne yazmışlar diye: "Herhangi bir canlının acısını, kederini, mutsuzluğunu yüreğinde hissedip üzüntü duyma ve ona karşı yardım hisleriyle dolma, acıma" şeklinde tanımlıyordu merhameti sözlükler... Biz düşünmeye devam edelim: Merhamet, Allah ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) "rahîm"in bir tecellisi olup, besmelenin yanı sıra, Fâtiha sûresinin 2. âyetinde ve Kur an-ı Kerim in birçok yerinde rahman, rahîm ve türevleri sıkça tekrarlanmaktadır.

Kur an da, müminlerin özelliklerinden biri olarak da "birbirlerine karşı merhametli oldukları" belirtilmektedir (Feth 48 / 29). Ayrıca Allah a inanan insanın eşine, çocuklarına, akrabalarına, insanlara ve bütün canlılara karşı merhametli olması gerektiği vurgulanmaktadır. Çünkü Hz. Peygamber, "Allah merhamet edenlere merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin" (Ebû Davud, "Edeb", 66) buyurmaktadır.

"Âlemlere rahmet" olarak gönderilen Hz. Peygamber, "Allahım! Bizi bağışla, bize merhamet et, bizden razı ol, ibadetlerimizi kabul et. Bizi cennetine koy, cehennemden koru ve bütün işlerimizi ıslah et!" (İbn Mâce, "Dua", 2) diye dua etmiş ve müminlerden de böyle dua etmelerini istemiştir. Allah ın rahmeti gazabını geçmiştir ve kullarına karşı anne ve babalarından daha merhametlidir. Mümine yakışan, Allah ın resulünün ahlâkıyla ahlâklanmak, Rabbinin kendisine yaptığı gibi başkalarına karşı merhametli davranmaktır.

***

Buraya kadar her şey güzel, bunlara kimsenin diyeceği bir şey yoktur. Fakat madalyonun bir de öbür yüzünü görmek gerekir: "İnsanlara merhamet etmeyen kimseye de, Allah merhamet etmez" (Müslim, "Fezâil", 66). "Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizin hakkını tanımayan bizden değildir" (Ebû Davud, "Edeb", 66).

Evet, öyle insanlar var ki Hz. Peygamber onlara "bizden değildir" diyor ve yine öyle insanlar var ki, "Allah onlara merhamet etmez" buyuruyor. Allah ın merhamet etmediği, Hz. Peygamber in "bizden değildir" dediği kimselere siz nasıl merhamet edeceksiniz Yine insanların şerrinden, fitnesinden Allah a sığındığı nice insan (görünümünde canlı) vardır. Yukarıdaki sorularla ortaya koymaya çalıştığım husus budur. Yoksa merhametsizlik vurgusu yapmak gibi bir niyetim yoktur.

***

Soyut bir şekilde "Bu çocukları kazanalım, bu çocuklar bizim çocuklarımız" demek çok kolay Fakat bulunduğu ortamı yaşanmaz hale getiren, insanlara sürekli zarar veren; eğitim ortamını "eğitim ortamı" olmaktan, iş ortamını "iş ortamı" olmaktan çıkaranları görmezden gelmek mümkün müdür Onları görmezden gelirsek; "diğerleri"ne yani ilim öğrenmek için okula; ekmek parası kazanmak için işine gidenlere merhametsizlik etmiş olmaz mıyız

Eğitimci bir arkadaşım anlattı. Bir okulda "bazı öğrenciler" (!) eğitim adına yapılan her aktiviteyi sabote ediyorlarmış... Bu öğrencilerin bulunduğu sınıfa derse giren öğretmenler eğitimden, öğretimden, hatta mesleklerinden şikâyet eder hale gelmişler Söz konusu öğrenciler bu zamana kadar yaptıklarını yeterli görmeyip, "okul tuvaletinde sigara içersin-içemezsin" tartışması yüzünden (!) iki öğrenciyi jiletle yaralayıp hastanelik etmişler ve daha sonra da mahkemelik olmuşlar

İdareci, öğretmen ve öğrencisiyle bütün okul, bu öğrencilerin bulunduğu sınıftaki öğrencilere doğrudan, diğer öğrencilere de dolaylı olarak verdikleri zararı görmezden gelip, bu öğrencilerin ıslah olması için bir dönem uğraşmışlar, fakat yine de başarılı olamamışlar Hatta bu öğrenciler, ıslah adına yapılan her sırt okşamayı "Aktivitelerinize (!) devam edin" şeklinde algılayıp eylemlerini sıklaştırmışlar

Bugün ortaöğretim kurumlarında disiplinsizlik adına çeşitli sesler yükselmektedir. Bunların görülmesi ve önlem alınması gerekir. Okulda elinde bıçak taşıyan, arkadaşlarını yaralayan; sınıfta esrar, eroin kullanan gençlerin ıslah yeri okul olabilir mi Şimdi, "Bu öğrencilerin (!) okul ortamı nda ne işi var " demek merhametsizlik midir

Böyle bir durumda, "Bu çocukları kazanalım, bu çocuklar bizim çocuklarımız" demeye devam edebilir misiniz Bir tarafta elinde jilet, sustalı, satır taşıyan; esrar, eroin kullanan ve diğer öğrencileri sürekli rahatsız eden öğrenciler (!); diğer yanda da okumak için okula gelen pırıl pırıl, umut dolu gençler... Siz bunları bir arada bulundurmayı merhametle nasıl açıklayabilirsiniz

Hiç kuşkusuz ıslah noktasında, "Allah merhamet edenlere merhamet eder. Sen de merhamet et ki; Allah ın merhametine nâil olasın" ilkesi önemlidir. Ancak, "İnsanlara merhamet etmeyen kimseye de, Allah merhamet etmez" prensibini görmezden gelebilir misiniz

Siz Allah tan daha mı merhametlisiniz