Bugün etrafımıza baktığımızda herkesin bir şeylerden şikayetçi olduğunu görüyoruz. Dünyadaki adaletsizlikler, bitmek bilmeyen güç savaşları, güçlü olanın zayıfı ezdiği o acımasız dünya düzeni falan hepimizin dilinde. Ama çoğu zaman oturup bunları sadece izliyoruz. Ya da sosyal medyada birkaç kelimeyle geçiştiriyoruz.
Oysa dünyayı değiştirecek olan şey anlık öfkelerimiz değildir. Kalıcı bir bilinçle çalışmamızdır.
Bugünün dünyasını incelediğimizde siyonizmin kurmuş olduğu bir sömürü düzeninde yaşadığımızı görüyoruz. Bu da her türlü haksızlığa, zulme ve sömürüye karşı olması gereken biz müslümanların tam olarak nerede durması gerektiğini çok net bir şekilde özetliyor.
Bizler kötülüğe ve haksızlığa karşı gerçekten ses çıkarmak istiyorsak önce kendisini yetiştiren ve geliştiren bir müslüman olmalıyız.
Böyle salih ve mücahit kimselerle bir masanın etrafında toplanmayı, birlik ve beraberliği, okumayı, derinlemesine düşünmeyi, öğrenmeliyiz. Bu da ülkemizin, ümmetin ve bütün insanlığın saadeti için düzenli ve planlı çalışmak olan cihad demektir ki: bunu bize Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan Hocamız öğretti elhamdülillah.
Haftalık toplantılar, aylık ve yıllık hedeflerle bütün ümmeti uyandırmak ve birlemek için canla başla çalışmak. Bu da somut ve küçük adımlarla olur.
Bu bozuk sömürü nizamın çaresi adil düzendir. Bu düzen bozuktur demek yetmez, çaresini de göstermek gerekir. Bunun çaresi: Milli Görüş’tür ve Milli Görüş’ün hedefi olan adil düzendir.
Milli Görüş dünyayı imar edecek olan asırlardan beri bize miras kalan İslam medeniyetinin aslıdır, özüdür. Bu da hem fikri hem de aksiyonu beraberinde getirir.
Önce fikir gelir. Çünkü fikri bir altyapısı olmayan her tepki sabun köpüğü gibi sönmeye mahkum kalır.
Fikirden sonra da teşkilatlı bir şekilde çalışmak gelir ki; bu da bu işin aksiyon boyutudur. Çünkü siyonizmin sömürü düzenini sadece fikirle yıkamayız.
ÖZGÜR KUDÜS HAYALİ
Kudüs’ün Kubbetüs Sahra’nın gölgesinde Özgür Kudüs’te bir araya gelmeyi ve cemaatle namaz kılmayı hayal eden o gençlerden olabilmek…
İşte bunun hayalini kuran gençler İnşaAllah siyonizmi bu coğrafyadan söküp atacak olan adamlar olacaktır.
Bu bize çok önemli bir şeyi hatırlatıyor. Bizim derdimiz kendi küçük dünyamız, kendi konforumuz olamaz.
Siyonizmin ve küresel sömürü odaklarının kurduğu bu adaletsizlik çarkını kıracak olanlar eline bencil popüler kültürü alan değil, eline kitabı ve kalemi alan genç dava adamları olacaktır.
Tam da bu noktada Gazze’de yaşanan bu vahşeti ve zulmü doğru okumak gerekir. Karşımızdaki sömürü odağı olarak bu katliamları yapanlar bunu sadece siyasi bir hırsla değil, doğrudan siyonizmin kendi batıl inancı gereği bu soykırımı yapmaktadır.
Dolayısıyla karşımızda diyalogla, masada veya diplomatik dille ikna edilebilecek bir yapı yoktur.
Bu ırkçı, soykırımcı ideoloji barışçıl söylemlerden değil, ancak ve ancak karşılarında görecekleri büyük bir güçten anlar.
Bu zulümle baş edebilmenin tek yolu her alanda onlardan daha güçlü hale gelmektir.
Gelecekte ne kadar büyük imkanlara sahip olursak olalım, şuur sahibi olmadığımız sürece bu bize hiçbir şey vaat etmez.
Asıl mesele o şuuru kuşanıp masadan kalktığımız anda sahada ne yapacağımızdır.
Dünya bizden net bir duruş bekliyor ve bu duruş kütüphanedeki kitapların arasında başlamak suretiyle disiplinli bir topluluk halinde ümmet olmanın şuuruyla çalışmaktan geçiyor…
ALİ KEMAL GÜLİCEM
ARANAN ADAM OLMAK
Başarılı olmak bir insan için özellikle de bir genç için başarma duygusunu tatma ve kendini gerçekleştirme bakımından çok mühimdir. Başarma duygusunu tatmış olmak insana benzer veya daha farklı durumlarda karşılaştığı zorlukları aşma noktasında cesaret, güven ve azim verir.
Bu dünya hayatında hangi işle meşgul olursak olalım öğrenciysek derslerimizde, mühendissek mühendislikte, doktorsak doktorlukta, öğretmensek öğretmenlikte aklımıza hangi iş alanı geliyorsa o işte görevli kişi biz isek başarılı olmak durumundayız.
Çünkü yaptığımız işin hakkını vermek için bunu yapmamız gerekir. Yaptığımız işin hakkını vermek için ise emek vermemiz lazım.
Bu dünyada emek vermeden hiçbir iş olmuyor. Çünkü Rabb’imiz böyle bir kanun koymuştur dünyaya. Terlemeden, yorulmadan bir yere varılamıyor.
BAŞARI AMAÇ DEĞİL, ARAÇTIR
Başarılı olmak, işimizi en iyi şekilde yapmak, farkımızı ortaya koyabilmek… Bütün bunlar ne için? Sadece kendi nefsimizi tatmin etmek için mi, yoksa bütün bu dünyevi başarılar amacımız mı olmalıdır?
Bizler bütün dünyevi başarıların geçici olduğunu bilen insanlar olarak dünyevi başarıların bir amaç değil araç olduğunu idrak etmemiz gerekir.
Çünkü yaptığımız her işte hangi meslek olursa olsun insanlara hizmet ediyor, dünyayı imar ediyoruz. Bu gözle bakarsak, bu niyette olursak her işi, her makamı, her görevi bir emanet telakki ederiz.
Emanete gözü gibi bakan bir emanetçi olabilmek. Sadece kendimiz için değil, bütün insanlığı iki cihan saadetine (saadet-i dareyn), yani dünya ve ahiret saadetine vesile olmayı önceleyen bir başarı tahayyülü ve hedefi.
Böyle bir başarı için gayret sarf edebilmek, işte başarının gerçek ve nihai gayesinin ne olduğunu bizlere söyler.
Başarmaktan maksat Rabb’imizin rızasına uygun işler yapmak için bir vesiledir sadece.
Sadece dünyaya odaklı olan, sadece kendini düşünen bir başarı anlayışı manayı değil maddeyi önceler ve kutsar. Madde ve eşyanın değer verilip insana değer verilmeyen materyalist başarılar; başarıyı amaç haline getirerek sadece insanın nefsine hizmet ederler.
Böyle bir başarı anlayışı menfaat odaklı olduğundan insana ve diğer canlılara gerçek anlamda faydalı olamadığı gibi, dünyayı da imar edemez.
Anlık ve günlük menfaatler, popüler yaklaşımlar uzun vadede kazandırmayacağı gibi ancak günü kurtaran uzun soluklu olmayan başarılar getirir.
DİPLOMA DEĞİL, İLİM YOLCULUĞU
Diploma odaklı başarı anlayışı da bu minvaldedir. Nurettin Topçu bu konuda: “Bugün eğitim ilim yolculuğu değil, diploma avcılığı olmuştur.” diyerek aslında diplomanın da bir araç olması gerektiğinin asıl olanın üniversite talebesinin kendisini yetiştirecek bir ilim yolculuğuna çıkması olduğunun altını çizmiştir.
Sadece sınavlarda alınan sıralamalara, puanlara ve rakamlara dayalı bir anlayış eğitim ve öğrenme sağlamayacağı gibi gerçek anlamda da başarı getirmez.
Diploma bizler için ancak bir işe başvuruda gerekli olan bir evraktan, bir kağıt parçasından ibarettir.
Aslolan beşikten mezara kadar ilim öğrenmek, bu öğrenme isteğini canlı ve diri tutabilmektir.
Başarılı olmaya uhrevi gözle bakabilenler sadece yaşamak için değil, yaşatmak için çalışırlar. Yaptığı işte bir emanetçi olduğunun bilinciyle işinin hakkını vererek başarının amaç değil araç olduğunun şuurundadırlar.
Bu anlayışta olanlar Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ahlakıyla ahlaklandıkları için güvenilir olurlar, yaptıkları işin hakkını verirler, yaptıkları işi en iyi şekilde yaptıkları için ise o işte aranan adam olurlar.
Hangi meslekten olurlarsa olsunlar aranan adam oldukları için herkes onlara iş yaptırmak ister.
Aranan adamlardan olabilmek! İşte bütün mesele budur.
EĞİTİMCİ/PSİKOLOJİK DANIŞMAN
MUHAMMED ALİ TÜREGÜN
BIRAKIŞ
Gezmedim hiçbir bahar sevgiceğinin içinden,
Koparıp da Gül-i Muhammedi'yi hiç koklamadım.
Sırf “ne yaşadı”,
“Hangi yarasını buluruz” desinler diye,
Boğmadım kendimi
Yüzmesini bilmediğim denizde.
Demek ki şımaracaktım...
Zorla kapatmıyordum gözlerimi.
Sesim yorgun.
Her an neresinden tutsam,
“Düşmem” dediğim bileğimden
İzlemekteydim insanları.
Görmeyeceğim, kaybolacak,
Meçhule karışacak insan.
Yanılmanın kuralını bulmuş gibi
Ahlaksızca gösterdi:
**Asıl tutunduğun yeri bıraktıktan sonra
Başlıyormuş hayat.**
MEHMET EMİN GÜLİCEM
NE OKUYALIM?
ÖZLENEN GENCİN ÖRNEK AHLAKI
Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir Hoca’nın kaleme almış olduğu “Özlenin Gencin Örnek Ahlakı” adlı eser Tahlil Yayınları’ndan çıkmış olup 454 sayfadan oluşmaktadır.
Eser beş bölümden oluşuyor. Bu bölümlerin isimleri sırasıyla şu şekildedir: Ahlak ve Din, İslam Öncesi Dönem, İslam’ın Getirdiği Yeni Dünya Görüşü, Ecdadımızın Ahlakı, İslam’da Ahlak Eğitimi.
Bir İslam Alimi olan Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir Hocamız ayetler, hadisler ve İslam tarihinden örnekler ile müslüman gencin güzel ahlak sahibi olması için bir yol haritası çizmektedir.
Örnek İslam gencinin hiç şüphesiz ki sahip olması gereken öncelikli vasıflardan birisi güzel ahlaktır.
Nitekim Peygamber Efendimiz (sav): “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurmuştur. (Muvatta’, Hüsnü’l-Huluk, 8)
Bu minvalde yazılan çokça istifade edilecek olan bu eserin arka kapak yazısından bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyoruz:
“Bizden beklenilenin kısa zaman dilimi içinde gerçekleşebilmesi için bu güzellikleri daha önce başarıyla uygulamış örneklere ihtiyaç vardır. İşte bu düşünceyle kaleme alınan elinizdeki kitap, bizi iki cihanda mutlu edecek ahlak hakkında bilgi verirken, daha öncekilerin doğruyu bulmak için nasıl gayret ettiklerini ve ne ölçüde başarılı olduklarını göstermekte, İslamiyet’ten önceki yıllarda ahlaki değerleri yitiren kimselerin içine düştüğü uçurumdan görüntüler sunmakta ve İslamiyet’in insanlığa kazandırdığı yeni dünya görüşünü sevgili Peygamberimiz’in nasıl ortaya koyduğunu, ashabının bu değerleri nasıl benimseyip yaşadığını sergilemektedir.”
Yazar: Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir
Yayınevi: Tahlil Yayınları
Sayfa Sayısı: 456
SOYKIRIM GÜNLÜĞÜ
Eğitimci-Yazar Ali Erkan Kavaklı Hoca'nın kaleme almış olduğu kitaplardan biri olan “Soykırım Günlüğü” isimli eser 7 Ekim 2023 sonrası Gazze'de yaşanan soykırımı anlatan bir romandır.
Romanda Gazzeli bir çocuk olan Yasir'in gözünden Gazze'deki vahşete, direnişe ve dirilişe tanıklık edeceksiniz.
Bu eseri okumanızı tavsiye ederek eserin arka kapak yazısından bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyoruz:
“Demokrasi, hukuk, insan hakları ihracatçısı ABD ve Batılı ülkeler katilleri destekliyor; silah, mühimmat, istihbarat desteği veriyorlar. Siyonistler hiçbir kutsal tanımıyor. Çocukları, kadınları, yaşlıları öldürüyor; hastaneyi, camiyi, okulu bombalıyor.
Gazze katliamı ve Kudüs’ün esareti İslam âlemini birleştirmeli. Bir Selahattin Eyyübî, bir Yavuz Sultan Selim daha çıkarmalıyız.
Müslümanlar, mücahitlerin cesaretini kuşanmalı.
İslam ülkeleri; İsrail ile siyasi, ticari, ekonomik ilişkileri kesmeliler.
Büyük elçiliklerini çekip İsrail’e yardım edenlere ekonomik, siyasi, ticarî ambargo uygulamalı.
**Her Müslüman Yahudi ürünlerini boykot etmeli. Bir avuç mücahit İsrail’e kök söktürüyor; 1.5 milyar direnişe katılsa İsrail bir günde diz çöker. Allah yolunda yürüyenlere yardım eder, zafer inananlarındır inşallah!”
Yazar: Ali Erkan Kavaklı
Yayınevi: Gülhane Yayınları
Sayfa Sayısı: 186



