Dünyanın en büyük iki süper gücü arasındaki gerilimi düşürmesi beklenen Pekin zirvesi, diplomasi tarihine geçecek cinsten bir içerik boşluğuyla tamamlandı. Aylardır süren hazırlıklara ve iki liderin yaklaşık 9 saat baş başa vakit geçirmesine rağmen; Orta Doğu, ticaret, Tayvan, yapay zeka ve nükleer silahlar gibi masadaki devasa krizlerin hiçbirinde ilerleme sağlanamadığı aktarıldı. Washington koridorlarında büyük beklenti yaratan zirvenin ardından, ABD Başkanı'nın tamamen temennilere dayalı muğlak sözlerle Pekin’den ayrılması şaşkınlık yarattı.
Şi Puan Vermedi, Minderi Daralttı
Trump, kameralar önünde Şi ile "gerçekten dost olduklarını" vurgulayıp övgüler düzerken, Çin liderinin sergilediği son derece mesafeli ve ölçülü ton dikkat çekti. Basın toplantısında Çinli sözcülerin "İki taraf önemli konularda görüş alışverişinde bulundu" şeklindeki soğuk diplomatik yanıtı, bu dostluk hissinin tek taraflı kaldığını net bir şekilde hissettirdi. Uzmanlar, Şi Cinping’in Trump’ın bu "kişilik merkezli" dış politika tarzını ve ihtişam arzusunu çok iyi analiz ederek ustaca kendi lehine kullandığına dikkat çekti.
"Utanç Verici" Diyaloglar
Zirvenin perde arkasına dair konuşan eski ABD Dışişleri Bakanlığı Asya Uzmanı Susan L. Shirk, Trump’ın hazırlıksız oluşunun yarattığı boşluğu Çin tarafının doldurduğunu savundu. Trump’ın Fox News’a verdiği röportajda Şi için etnik stereotiplere kayarak "uzun, çok uzun biri; özellikle bu ülke için, çünkü genelde biraz daha kısa oluyorlar" demesini de "utanç verici" olarak nitelendirdi. Analistler, Trump'ın ilk döneminde Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile kurduğu "aşk" ilişkisinin ya da Vladimir Putin ile yaptığı düzinelerce görüşmenin hiçbir somut kriz çözmediğini hatırlatarak, kişisel etkinin dış politikada sınırları olduğunu bir kez daha vurguladı.

Uçak Anlaşması da Soya Fasulyesi de Muğlak
Trump, uçağa binerken Çin’in yüzlerce Boeing uçağı ve devasa miktarda Amerikan soya fasulyesi satın alacağını iddia etse de Pekin bu iddiaları adeta törpüledi. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, liderler diplomasisinin önemine değinse de uçak alımı konusunda Boeing ismini ya da kesin bir rakamı doğrulamaktan kaçındı. Üstelik Şi’nin, Tayvan konusunda çatışma riskine karşı Trump’a çok sert bir duruş sergilediği, ABD Başkanı’nın ise Air Force One uçağı havalanana kadar adadaki demokrasiye dair tek bir kelime dahi edemediği kaydedildi.
Buna rağmen basından gelen "En büyük başarı neydi?" sorusuna "Bence en önemli şey ilişki, her şey ilişkilerle ilgili" yanıtını veren Trump için Pekin macerası bitti ancak bu içi boş kalan diyalogların sahada yeni bir ekonomik ya da askeri krize yol açıp açmayacağı merak ediliyor.




