Başkent‘te ‘Ankara Sivil Toplum Platformu‘ adı ile bir araya gelen 114 sivil toplum kuruluşu son günlerde artan terör olayları ile ilgili ortak bir açıklama yaptı.

‘Terör ve Çözüm Önerileri‘ başlığı ile bir araya gelen sivil toplum kuruluşlarının ortak bildirisinden tüm kesimleri ilgilendiren önemli mesajlar çıktı. Terör sorununu milli bir felaket olduğunu söyleyen Platform Başkanı Mustafa Kır, "Bu sorun ancak, milli projeler ile çözülebilir" dedi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Merkezi‘nde platform adına açıklama yapan ASTP Başkanı Mustafa Kır, teröre karşı birlikteliğin önemine işaret ederek, "Bir ülke için terör saldırılarından ziyade, teröre birlikte karşı durma iradesindeki zafiyet en büyük tehdidi oluşturmaktadır. Kavga etmeden, hakaret etmeden, eleştirebilmenin yolunu bilen bir millet olduğumuz hatırlatıyoruz" dedi.

Terör herkesin ortak sorunudur

Terörün birlik ve beraberliğin, devlet ve millet kaynaşmasının sağlanmadığı halk- devlet, iktidar-muhalefet çatışmasının olduğu dönemlerde baş gösterdiğine dikkatleri çeken Kır, "Böyle dönemlerde ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip siyasi partilerin terörü sonlandırılması ve akan kanın durdurulması için ortak politikalar izlemeleri yerine ayrılıkçı söylemlerden kaçınmaları gerekirken, toplumu tahrik edercesine söylemleri anlamak mümkün değildir. Terör sadece iktidar ve güvenlik kuvvetlerinin sorunu değildir. Herkesin ortak sorunudur" diye konuştu.

Esnafımız provokatörlerin maşası olmayacak

Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı Mahmut Çelikus, İnegöl‘deki provokasyonun esnaflar üzerinden yapılmasının düşündürücü olduğunu belirtti. Çelikus, esnaf ve sanatkarları itidale davet ederken "Esnafımız provokatörlerin maşası olmayacaktır" dedi. ESDER Başkanı Çelikus, İnegöl‘de yaşanan olaylarla ilgili yaptığı açıklamada "Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Milletçe kenetlenmeli, ayrılıkçı propagandalara izin vermemeliyiz. Bu tip kaos ortamlarından en büyük zararı ticaret erbabı görüyor. Buna rağmen esnaf ve sanatkarımız sabır, metanet ve dirayet ortaya koyup bu tip olaylara karışmamıştır." ifadelerini kullandı. İnegöl‘de ekmeğinin peşinde olan esnafların kışkırtılarak bir çatışmaya çekilmesinin derneği üzdüğüne işaret etti. Ticaretin doğasında barış ve güven esas olduğunu vurgulayan Mahmut Çelikus, esnafın mayasında ötekileştirilme, etnik ayrımcılık gibi kötü özellikler bulunmadığının altını çizdi. Barış ile kardeşliği esas alan esnafın birlik ve beraberliğin de sembolü olduğunu dile getirdi.

Kardeşliğimizi kimse bozamaz

Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘nin Türk ve Kürtlerin omuz omuza verdikleri mücadelelerle kurulduğunu hatırlatan Genel Başkan Mahmut Çelikus, Anadolu‘nun bir hoşgörü medeniyeti olduğunu da vurgulayarak şunları kaydetti: "Biz bu topraklarda bin yıldır Türk- Kürt kardeşçe yaşadık. Sosyal-kültürel ve tarihsel bağlarımız var. Hepsinden önemlisi de din bağımız var. Onun için bu oyunlar tutmayacaktır. Kardeşliğimizi bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. İnegöl ve Dörtyol‘da yaşanan olaylar başka yerlere sıçramamalıdır. Milletimiz provakasyonlara gelmemeli, itidalli davranmalıdır. Esnaf ve Sanatkarlar Derneği olarak halkımızı sükunete davet ediyoruz."

AGD‘den sağduyu çağrısı

AGD Genel Başkanı İlyas Tongüç, yaşanan üzücü gelişmeleri kınayarak, "Sinsi tahriklere karşı bütün milletimizi sağduyuya davet ediyoruz. Geleceğimizi karartmak için pusuya yatan kirli ve karanlık güçlerin gençliğimizin üzerindeki ellerini bir an önce çekmelerini istiyoruz." dedi.  Anayasa‘nın kısmi değişikliği için 12 Eylül‘de yapılacak referandum öncesi ülkemizin bir kargaşa ve kaos ortamına sürüklenmek istendiğini ibretle müşahade ettiklerini söyleyen Tongüç, "Son günlerde ülkemizin değişik bölgelerinde yaşanan üzücü gelişmeler bunun bir göstergesidir. Geçmişte bazı değerlerimizi tahrik ederek, gençlerimizi sokaklara dökenler, bir kez daha aynı oyunu tezgahlamak istemekte ve milletimizin arasına nifak tohumları ekmektedirler. Şer güçler bu planlarını yaparken daima olduğu gibi ülkemizin en büyük gücü olan gençlerimizi kullanmaktadırlar. Yakın tarihimiz bunun acı örnekleriye doludur. Görünen o ki yine aynı oyun sahneye konulmakta ve gençlerimiz anarşiye alet edilmek istenmektedir." diye konuştu.

"Herkesi dikkatli davranmaya çağırıyoruz"

Ülkemizin ve gençliğimizin bir anarşi ortamına daha sürüklenecek mecali kalmadığını dile getiren Tongüç, "Gençlerimizin önünde işsizlik, ahlaki tahribat gibi çok önemli meseleleri dururken teröre malzeme edilmesi son derece tehlikelidir. Ülkemizin problemlerini çözmek için çareyi terörde, kurşunda, kavgada arayanlar hem kendilerini hem de geleceğimizi hüsrana uğratacaklarının bir an önce farkına varmalıdır. Ülkemizde ufacık problemlerin dahi büyük sosyal patlamalara neden olduğunu hep birlikte görüyoruz. Bu yüzden sorumluluk mevkiinde olanları dikkatli davranmaya çağırıyoruz. Artık üzerimizde oynanmak istenen oyunları bozmanın vakti gelmiştir. Gençliğimizi ve geleceğimizi kaos ve kargaşaya kurban etmeyelim. Gençlerimizi tekrar meydanlara sürüp onların sırtından ülkenin geleceğini yok etmeyi amaçlayanlara fırsat vermeyelim. Artık galeyan yerine aklı, anarşi yerine sağduyuyu, kavga yerine kardeşliği, merminin yerine bilgiyi koymanın vaktidir" şeklinde konuştu.

"İnançlarımız bizleri kardeş yapmıştır"

İnançlarımızın bizleri kardeş yaptığını dile getiren Tongüç, "Bizler bin yıldır bu topraklarda et ve tırnak misali kardeşçe yaşadık. İnançlarımız bizleri birbirimize çimento gibi bağlamış ve bizleri kardeş yapmıştır. Milli ve manevi değerlerimiz her türlü toplumsal problemimizin ilacıdır. Bu değerlerimize sıkı sıkıya sarıldığımız takdirde düşmanlarımıza fırsat vermemiş oluruz. Bu nedenle milletimizi inançlarımız doğrultusunda tesis ettiğimiz kardeşliğimizi bozacak girişimlere tevessül etmemeye ve aklı selim hareket etmeye davet ediyoruz." dedi. Irkçı emperyalizmin haçlı seferlerinden bu yana bitmek bilmeyen entrikalarının  şekil değiştirerek devam ettiğini söyleyen Tongüç, "Milletimizin toplumsal kaos ortamına sürüklenmesinde bu uluslararası güçlerin parmağı bulunmaktadır" dedi.

Olayların zamanlaması düşündürücü

Provokatİf olayları şer güçlerin oynadıkları oyunun bir parçası olarak gördüklerini aktaran ESDER Başkanı Çelikus, "Demokratikleşmede ülkemizin ciddi ilerleme gösterdiği dünyada da dikkatle takip edilen bir ülke konumuna yükseldiği ve anayasa değişikliği için yapılacak referandumun görüşüldüğü günlerde bu olayların çıkması oldukça üzücü ve düşündürücüdür" değerlendirmesini yaptı.

OHAL demek, gerçekleri görememektir

Mustafa Kır, iktidar tarafından gündeme getirilen demokratik açılımın içinin doldurulamadığını da söyleyerek, sivil toplum kuruluşları olarak bu açılımın içinin doldurularak somut adımlarla daha güçlü bir şekilde sürdürülmesinden yana olduklarını ifade etti. Kır, çeyrek asırdır çözmek için uğraşılan terör felaketinin militarist yöntemlerle çözülemediğinin herkesçe bilindiğini de kaydederek, MHP Lideri Bahçeli‘nin OHAL önerisine de sert tepki gösterdi. Kır, "Geçmişteki örnekler ortada iken, sıkıyönetim OHAL gibi idare yöntemlerine dönülmesi art niyetli bir yaklaşım değilse en azından gerçekleri görememek ve olayları iyi tahlil edememektir. Halk artık OHAL, baskı dayatma yerine iş, aş daha gazla huzur ve refah istemektedir" diye eleştirdi. Terör sorununun milli bir felaket olduğunu da altını çizen Kır, "Terör sorunu milli bir felakettir. Milli felaketler ancak milletin bütün temsilcilerinin desteklediği milli projelerle çözülebilir. Geldiğimiz şu noktada, hükümet alınganlık göstermeden, muhalefet partileri, STK‘lar, terör uzmanları, otoriteler tarafından yapılan eleştirileri dikkate alarak, projenin aksak ve eksik yönleri yeniden gözden geçirilmelidir" dedi.  Türkiye‘nin bazı stratejik ortaklarının terörü desteklediğini de dile getiren Platform Başkanı Mustafa Kır, "Başta terör devleti İsrail olmak üzere ABD ve teröre destek veren Avrupa ülkelerinin deşifre edilmesi gerekir. PKK‘ya lojistik destek veren, onlara silah satan, silah temin eden ülkeler tüm dünyaya açıklanarak teşhir edilmelidir" dedi.

Çözüm silah değil, demokratikleşmedir

Çözümün silahlı eylemlerde değil, demokratik zeminlerde aranması gerektiğini de ifade eden Kır, "Terör örgütünü ateşkese değil silah bırakmaya çağırıyoruz. Çözüm silahlı eylemlerde değil demokratik zeminlerde aranmalıdır. Hiç kimse kendi ırkını kendisi belirlemedi. Kendi anasını, babasını kendi seçmedi. Bir etnik kökeni başkasından üstün veya aşağı görmek cahilliye döneminden kalma çirkin bir adettir. Şunu iyi bilmeliyiz ki; savaşarak değil anlaşalar yaralarımızı sarabiliriz. Acılarımızı kavga ederek değil birbirimizi severek paylaşabiliriz" dedi.

Muhabir: Haber Merkezi