Türkiye’nin yönetim sistemi değiştirildikten sonra değişiklikten önce vaat edilen herhangi bir olumlu gelişme olmadığı gibi her geçen gün daha da kötüye doğru gidiyor. Her ne kadar yönetim sistemi değişikliği rejim değişikliği gibi sunulmaya çalışılsa da yapılan değişikliğin rejim değişikliği olmadığı neresinden bakılırsa bakılsın gün gibi ortadadır. Her işin ‘tek adam’dan döndüğü bir sistem sistemsizlikten başka bir şey getirmez. Nihayetinde de getirmedi, getirmiyor. En basit örnek, son zamanlardaki çıkarılacak olan kanunların şu ayda çıkacak denildiği ayın üzerinden üç ay geçti. Kanunların hazırlık aşaması da süreye dâhil edildiğinde altı ayı buluyor. Devlet işlerinin hızlı yürümesi için getirilen sistem devlet işlerini eskisinden daha fazla yavaşlattı, yavaşlatıyor. Sadece kanunların çıkışıyla ilgili değil devlet otoritesinin toplumsal düzeni sağlaması noktasında herhangi bir yaptırım gerçekleşmiyor. Sanki toplumsal düzeni etkileyen olaylar başka devlet otoritesini işleten hükümet başka yerde duruyor. Bir yıldan fazladır her şeye her gün zam yapılıyor devlet otoritesi zam konusunda herhangi bir düzenleme getirmiyor, yaptırım uygulamıyor. Günübirlik birkaç market baskını veya ceza uygulaması dışında, ki o uygulamaların da sistemin hukuk yekûnunda herhangi bir yeri yok, hukuki organizmanın fiili yaptırıma köken olacak bir yasal düzenleme mevcut değil.

Sistemin rejim değişikliği gibi sunulması ve taraftarlarınca topluma öyle anlatılmaya çalışılması yapılan işin gerçekliğiyle hiçbir alâkası yok. Bir kere rejim değişikliği rejimin içinde kalarak yapılmaz, yapılamaz. Rejim değişiklikleri iç ya da umumi savaştan sonra yapılan köklü değişikliklerdir. Hâlihazırdaki rejimin içinde kalarak yapılan değişikliklere denilse denilse ancak darbe denilebilir. Rejim değişikliği sadece yönetim sistemi değişikliği değildir. Rejim değişikliği devletin baştan sona hukukunu değiştirmektir. Değiştirilen hukuk sonucu yeni hukuk dayanak kılınarak devletin her alanında birey ve toplum hayatını kökten değiştiren fiili uygulamalar yapmaktır. Bu hukuki uygulamalar kılık kıyafet değişiminden alfabenin değişimine, eğitimden ekonominin meydana geliş biçiminin değişimine her alanda devlet otoritesiyle yerine getirilmesidir. Devlet otoritesi dedik ya başta otoritenin değişimi gelir. Devlet otoriteyi hangi unsurlardan meydana getirecek ve o unsurların işleticisi hukukunu ve o hukukun kaynağını nereden alacak yani piramidin bir numarasının bir numaralığının ne’liği nedir. Dayanak kaynağı önemli.Devletlerde rejim değişikliklerinin iç ya da umumi savaştan sonra olması hâlihazırdaki devlet rejiminin sıfırlanmasındandır. Savaş kazanmadan rejim değişikliği yapmaya çalışmak mümkün değil. Hâlihazırdaki anayasa askıya alınıp yeni bir anayasa yapılsa dahi bu rejim değişikliği sayılmaz. Rejim değişikliğinde devletin değiştirilemez kanunları değiştirilir. Sistem değişikliğinde ise bunlara dokunulmaz. Çünkü değiştirilemez kanunlar değişmediği için hâlihazırdaki rejimin içinde kalarak yönetim sisteminde değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklik de orijinal değil. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bir taklittir. Taklitler ancak aslını büyütür, kendisi büyük olamaz. Kaldı ki devlet işleyişinde olumlu sonuçları yok sistemin. Sistem getirilmeden önce ne vaat edildiyse tersi oldu, oluyor. Dahası devleti de toplumu da tehlikeli bir alana doğru götürüyor.

Hâlihazırdaki sistem ekonomiyi düzeltemedi, düzeltecek hukuk düzeni ve fiili uygulama yapamadı. Türkiye’de ekonomi çok kötü ama bu kötülüğü ortadan kaldıracak bir devlet otoritesi yok. Ekonomideki fiili hukuksuzluk toplumsal çürümeyi hızlandırıyor. Toplumda her geçen gün şiddet olayları artıyor. Ahlâki yozlaşma had safhada. İktidar yanlısı televizyon kanallarında sabah akşam toplumun çürümüş yanları dünyaya gösteriliyor. Toplum çürümüş yanlarından para kazanmaya çalışırken toplumun çürümüş yanlarından para kazanan televizyonlar sistemi getirenlerin yani iktidarın televizyonlarıdır. Televizyon kanalları toplumun çürümüş yanlarını meşrulaştırırken sistemin hukuku bu meşruiyete son veremiyor.

Bu sistemin değiştirilmesi için tonlarca sebep var!