23 Kasım 2007, Bursa.
"ayArsız". Osman Aktaş ın şiir kitabı (Uludağ Yay. Bursa, 2007, 119 s.). Şair, 1987-1993 yılları arasında yazdığı şiirleri bir araya getirmiş. Gecikmenin sebebini bilmiyoruz, fakat bir bedeli olduğu muhakkak. Bedeli sadece şaire değil, aynı zamanda şiire. Türk şiirine. Zira, Türkiye de birkaç on yıldır yazılan şiirin vasatını aşmış bir nitelik taşıyan metinlerle karşı karşıyayız ve Osman Aktaş ın bunları yazıldığı günlerde yayınlamamış olması, kayıp
"Şiire yaslanarak dinlenmen dileğiyle" deyip atmış imzayı. Oysa "ayArsız"daki şiirler dinlenmemizi değil rahatsız olmamızı hedefler nitelikte. Zira, şiirin böylesi iyidir.
Aktaş ın şiirleri muhatabını birkaç bakımdan harekete sevkediyor: Konuları seçişindeki tutumu ve söyleyişini yeniliklerle perçinleyişi
Bir kere, tarihî nitelikte konuları seviyor Osman Aktaş. Ferd olarak kendi tarihini dikkate sunmuyor, onunla birlikte genel tarihin kaydını işliyor. İşte bu yönüyle şair, çağdaşı pek çok isimden ayrılıyor. Tespitimizi birkaç örnekle pekiştirelim:
" geceye serpilen/sevinç ve korkuları/bir damla gözyaşıyla/vergilendirmek için/kâhin olmak gerekmez/özal olmak yeter" (s. 27)
"kimliğim saptanıyor/sokaklara ve yüzyıllara bakılarak/denize kalemi çalışımdan/günleri ortasından ilmekleyişimden/ülkeyi cebime koyuşumdan/kimler rahatsız olmuyor ki/birleşmiş milletler/narlaşmış illetler/ankaralar/an gelir/benim adımın üstünü de karalar/eğlence olsun diye" (s. 33)
"sabahları panzerle/her yılbaşında/yeni bir azim/cumhuriyet demek/on iki eylül olmadan/gel/beni çok kötü ölelim" (s. 40)
"gırtlağı kesik bir adam/neler anlatır/bilir misin/insan haklarını/kendi insanlıklarına uyduranların/ne denli kanla süslendiklerini/harabelerde boşnakları koklayarak/birleşmiş hayvanların kuyruk sallamalarını/anlatır" (s. 98)
"burnumdan ve tüm plastik yerlerimden soluyarak/bir serüven okuyorum/cezayirde kurşunlanmadan" (s. 111)
Osman Aktaş ı özgün bir şair kılan diğer husus, yeni ve kendine has söyleyiş şekilleri oluşturmasıdır. Sıradanlığı ve alışılagelmişliği kıran bu söyleyiş araştırmaları Osman Aktaş ın dersine iyi çalıştığını gösterir. Fakat yaptığı işin daha ötesi de vardır; geleneğin diri yönünü gelecek zamanlara aktarmak gibi has şairlere özgü bir görevi üstlenmiştir. Bu yönüyle, sözgelimi yüzünün bir yarısı Fuzulî ye diğer yarısı yarınların şairlerine dönüktür. Aktaş ın taze nefesler taşıyan söyleyişlerinden örnekler sunarak bahsi nihayetlendirmek istiyorum:
"masa başında/onay bekleyen rüzgâr/huylandırır koca kenti" (s. 22)
"yalnızlık heykelinin kalıbıyım/erimiş demir boşaltıyorlar/tunç ebedileşmiyor/ben ezelileşmiyorum" (s. 31)
"gül/yitiş bir aşkın unutulmuş gölgesi/( ) siyah beyaz fotoğraflardan/uzun bir öpüşü canlandırıp/ağızlar ve gözler ulaştırır" (s. 42)
"kamyon dolusu türkü bunlar/silahın yarayla uyumu kadar" (s. 70)
"bir çocuk istanbula tanıtılır/sokaklardan tanır çocuk/gök yüzüne küçülen bu şehri" (s. 85)
"kadın günah topluyor sabahları/kestane toplar gibi/günleri topluyor bir sepete/bir sepet zaloğlu rüstem/bir sepet süleyman/ bir sepet belkıs"
Osman Aktaş ın kitabını okumak isteyenler şu numarayı rahatsız etmelidir: 0224 223 72 10.
8 Aralık 2007, Mudanya ve İstanbul.
Şaban Abak la aynı feribottayız. Kayıp Atlar Haritası nı (Ebabil Yay., Ank., 2007, 64 s) okumaya başlıyorum. Kitap hakkındaki kanaatlerimi doğrudan şairine söyleyebileceğim.
Geleneğimizdeki kitap tertip yöntemleri üzerine konuşuyoruz Abak ile. Divan tarzı ile mesnevî tarzının ayırıcı vasıfları üzerinde duruyoruz. Mesnevî tarzını konuları bakımından ikiye ayırıyoruz: Kimi şairlerin bildik bir hikâyeyi yeniden yazmaları ile bundan farklı bir yöntemi izleyerek yeni konuların tahkiyesini yapanları zikrediyoruz. Şaban Abak ın "Durmuşoğlu Duran" tiplemesini son şık içinde değerlendirebiliriz: Yeni bir hikâye kurgulayan Şaban Abak bize, atını kaybeden ve onu aramaya koyulan "millî" bir kahramanın duygularını anlatır
Kayıp Atlar Haritası 16 bölümlük küçük bir mesnevî. Bölümleri münferiden daha önce dergilerde okumuşuz. Eser henüz tamamlanmamış, devamının geleceğini en başa konulan "1. Cilt" ibaresinden anlıyoruz
Eserde, küçük ara bölümler hariç, kahraman anlatıcının (Durmuşoğlu Duran) ağzından anlatılan bir hikâyeyle karşı karşıyayız. Metnin lirizmine damgasını vuran husus bu anlatım tarzı olsa gerek
Kayıp Atlar Haritası nda gelenek sadece şekil ve hikâye unsurlarıyla sınırlı değil. Şair yer yer klâsik edebiyatımızın güzide eserlerinde yer alan içerik unsurlarını, hatta söyleyiş usullerini bilinçli bir şekilde kendisinde var kılmış:
Gelenekteki içerik unsurlarını kullanıma bir örnek, ki burada Türk ve İslâm kültür unsurları zikredilmiştir; ayrıca Dede Korkut lisanına yaklaşılmıştır:
"İshak ın kılıç kuşanıp biner iken/Babası İbrahim in cübbesini giydiği/Müşriklerin put gibi tapındığı/Hamza nın adına Aşkar dediği,/Manas Buhara da binerken Ak Boz olan,/Ali nin Hayber i birlikte fethettiği,/Seyit Battal Gazi binince kanatlanan/Sarı Saltuk un Rum u gezip mühürlediği,/Afşın Bey e Akdeniz i bulduran,/Benden önce Köroğlu nun bindiği,/Ab-ı hayat içmiş olan/İçip şükretmiş olan/Adem Babamdan bana miras kalan nerede " (s. 15)
Şu dize Yunus Emre nin efsanevî yaşantısıyla birebir örtüşmüyor mu: "At mı istemeli, himmet mi şimdi/" (s. 19)
Şunlar da Sezai Karakoç a yaklaşmış ifadeler: "Ben ki aramaya çıktım/Yeni bir derse başladım/Neretva Çayı nı ezberliyorum/Köprü Bilgisi sınıfındayım/ölümsüz Atlara Binicilik Kursu nda" (s. 30)
Bir başka örnek, taa Göktürk kitabelerinden ilhamla: "Yine şahlanan aşkla koşan tekrar kaybolan/Mavi gök altında, kara yer üstünde/Arzı döven nalların âhengiyle" (s. 64)
Kitapta altını çizdiğim taze ve özgün söyleyiş unsurlarını merak edenlere de birkaç alıntıyla cevap vereyim:
"Kayaları konuşturan yankı meleği/Çığ olsun bir seda ver çığlığıma// Onu yitirdiğim için ağlıyor/Doğarken bebekler çığlık çığlığa" (s. 9)
"O ne mumdur pervane söyle bana/Düşen yanmıyor, ayrı düşen yanıyor!" (s. 21)
"Ölümsüz ateş olmaz/Ateşte dirilene/Ölümsüz at eş olur/Dirilip uçanlara!" (s. 23)
"Suya düştü, o artık yok diyorlar/O var, zira onu bir arayan var" (s. 31)
Şaban Abak, sözü belirli bir anlam dairesi içinde güzel söylüyor, bu belli. Belirli bir anlam dairesi içinde: Geçmişten kalan edebî hazineyi yeniden üreterek, mistik ve metafizik arka plân çerçevesinde.
Kayıp Atlar Haritası ndan haz almak istiyorsanız, bu noktaları göz önünde bulundurmalısınız (0 312 435 61 31)
*
Millet-i İslâm ın mübarek Kurban Bayramı nı tebrîk ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.
P. K. 205, Ulucami, BURSA